


Amerika'nın ilk kadın başkanı Hillary Rodham Clinton
Toplantı 12:30'da hâlâ başlamıyor çünkü 'Birinci Hanımefendi' hâlâ ortada yok. Bu gecikmeye "cık cık cık" bozulanlar olsa da konuklardan kimsenin gitmeye niyeti yok. Kimse dediklerim de konsoloslar, çoğunluğu kadın Türkiyeli tanınmış işinsanları, sivil toplum örgütlerinin başkanları, akademisyenler, radyo programcıları ve avukatlardan oluşmuş kendi alanlarında başarılı bir seçkinler grubu. Yani zamanı değerli, işi başından aşkın insanlar. Yine de bu 'kimseler' ille de bekliyorlar.
Çünkü beklenen kişi yalnızca şu anki dünya hâlinde en güçlü ve önemli ülkenin başkanının karısı değil. Merakla beklenen kadın, iradesi, ihtirasları ve aklıyla post modern Batılı büyük 'dişi siyasi güç'ün sembolü. Beklenen; Hillary Rodham Clinton.
***
Boğaziçi Üniversitesi'nin büyük toplantı salonu Albert Long Hall denen 500 kişilik yeni restore edilmiş şahane atmosferindeyiz. Dışarda olağanüstü bir sonbahar güzelliğinde şıkırdayan Boğaziçi manzarası var. İçeride hafiften bir klasik müzik duyuluyor.
Dekor olarak da enselerinde helozonlu teller dolaşan, herbiri Michael Jordan irisi ve yakışıklısı korumalar birer Hollywood gerilim figüranı başarısıyla koşturuyorlar. Sonunda flaşlar patlıyor, fısıldaşmalar artıyor ve 'first lady' geliyor.
Hemen önümüzden telaşsız ve kontrollü bir gülümsemeyle yürüyen bu bakımlı, sağlıklı, enerjik, fotoğraflarındakinden daha güzel orta yaşlı kadın, modern Prenses Diana'nın yarattığı sempatiyle, Meryem Ana'nın fedakâr ve hoşgörülü imgesi arasında garip bir karizmaya sahip olduğunun bilincinde, büyük bir hoşnutlukla bizleri selamlıyor. Ciddi lacivert ceketinin içinden fışkıran neşeli bir mavi gömlek, aslında onun yaşam formülünü de ele veriyor.
***
Üzerinde Amerikan ve Türk bayraklarının bulunduğu, çift dilde yazılmış davetiyelerde ABD'nin 'Birinci Hanımefendisi'nin yöneteceği Orta Asya ve Türkiye'nin Hayati Sesleri panelinde bizleri de görmekten memnuniyet duyacağı yazılı.
Türkiye'yi Feride Acar'ın temsil ettiği bu panelde Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan'dan sivil toplum örgütü temsilcisi kadın konuşmacılar katılıyor. Türkmen konuşmacı gelememiş.
Tümü de ülkelerindeki kadınlara eğitim, iş ve hak eşitliği isteyen, bunu çok ama çok isteyen bu kadın temsilciler konuşmalarında mutlaka Türkiye'ye ve onun Cumhuriyet Devrimleriyle başardıklarına duydukları hayranlığı vurguluyorlar.
Avrasyalı kadınlar bizleri örnek almaktan çok ama çok gurur duyuyorlar. Dil ve din ortaklığımız kadar çok eskilere uzanan ortak kültür mirasından bahsederken heyecanlanıyorlar.
Bütün bu konuşmalar sırasında ve arasında Hillary R. Clinton Orta Asya ülkelerinde Türkiye'nin ne denli önemli olduğunun, yeniden ve yeniden altını çiziyor.
***
Amerika'nın siyasi ve ekonomik çıkarları için Türkiye'nin gelecekte oynayacağı rol işte bu nedenle önemli. O (ve kocası) bunun çoktan farkında ve oyununu buna göre oynuyor(lar).
Siyaset de zekiler arasında oynanan bir güç oyunu değil midir zaten? (Aptallar bu oyunda piyon olarak kullanıldıktan sonra hemen elenirler.)
İki saat sonra toplantı bittiğinde Hillary Rodham Clinton'la el sıkışmaya gönüllü insanların oluşturduğu kuyruğun yanından geçip, kapıdan çıkarken, benim gibi siyasi hırsı olmayan kadınlar için oldukça uzak bir adreste yaşadığını bir kez daha hissederek bu güçlü, hırslı ve akıllı kadına yakından baktım.
***
New York'ta yaşadığım bir yıl boyunca Amerikan basınında onun hakkında çıkan yüzlerce yazı ve söyleşiden izleyebildiklerimi hatırladım. Kendisi için seçtiği ve üzerine yakıştırdığı özgür ama fedakâr, yaralı ama güçlü, gölgede ama ışık kaynağı imajı üzerine uzun uzun düşünüp, Amerikalı arkadaşlarımla bu konuda yaptığımız tartışmaları geri çağırdım.
Bu anıların hepsinde First Lady'nin Bayan Thatcher ve Bayan Çiller'den farklı olarak kadın imgesini koruduğu, konuşma ve tavırlarında kadın duyarlılığını asla terk etmeden kararlılığını vurguladığı sonucu çıkıyordu.
Hillary R. Clinton kadınların durumunu iyileştirmeyi de önemli bir politik amaç olarak görmekten korkmayan ilk Batılı kadın politik lider olma şansını kullanacak kadar güçlü ve cesur. Beğenseniz de beğenmeseniz de 21. yüzyılın kadın liderleri bu yolu seçenler arasından çıkmaya mecburdurlar ve Bayan Hillary Rodham Clinton bu nedenlerin tümünden ötürü A.B.D'nin ilk kadın başkan adayı olacaktır.
AGİT toplantısının 2. gününe denk düşen bu kadınlar panelini salonun 1/4'ünü oluşturan zengin ve güçlü erkeklere dinlettirmeyi başaran Amerika'nın 'first lady'si, toplantının açılış konuşmasını yapan genç ve etkileyici kadın milletvekilimiz Tayyibe Gülek'e takılarak; "Benim yarı yaşımda ama şimdiden milletvekili seçilmiş," diyordu.
Ne dersiniz, bizim kadınlarımızın da şanslı olduğu alanları bizim insanlarımız lehine genişletmek bizlerin elinde değil mi? Çünkü aklın cinsiyeti yoktur ama kimliksiz akıl karizmasızdır, çabucak söner: Tısss!