kapat

23.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Vat iz diz

Bundan birkaç hafta önce bir bankanın reklam filmi üzerine kıyamet koparan öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptırdığı "Çağdaş Öğretmen Profili" anketinin sonuçlarını gördüler mi acaba?

Hizmet verdikleri öğrencilerin çoğunluğunun da o filmde "Yok hocam, siz çağın çok gerisinde kalmışsınız" diyen öğrenci gibi düşündüğünü öğrenince ne düşündüler?

Sanırım artık öğretmenlerimizin alınganlığı bir tarafa bırakıp çuvaldızı kendilerine batırma zamanı geldi de geçiyor bile... Her yıl Öğretmenler Günü'nde maaş şikayetinden ve pazarda limon satma öykülerinden başka bir gündemleri olmayan öğretmenlerimizin artık biraz kendilerine bakmaları ve mesleklerine ilişkin tartışmalarla ilgilenmeleri gerekiyor.

Söz konusu anketi Milli Eğitim Bakanlığı yaptırıyor. Yani öğretmenlere düşman bir kuruluş değil. Cevaplayanlar da öğrenciler, veliler, müfettişler ve öğretmenler... Yani reklamcılar gibi "hariçten" kişiler değil, öğretmenlerin performansını gayet iyi değerlendirebilecek durumda olan kesimler.

Bakıyoruz; öğretmenlerin alanlarıyla ilgili gelişmeleri yakından izleyip izlemediği şeklindeki soruya müfettişlerin yüzde 66'sı yeterince izlemediği, yüzde 30'u da orta derecede izlediği cevabını veriyor. Yani mesleki denetimle görevli olan müfettişlerin sadece 4'ü, öğretmenlerin çağı yakaladığı kanatinde. Aynı soruya öğrencilerin verdikleri yanıtlara baktığımızda benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Yüz öğrenciden sadece 27'si öğretmenlerin alanlarıyla ilgili gelişmeleri iyi izlediğini düşünüyor. Anket sonuçları bütünüyle değerlendirildiğinde ortaya çıkıyor ki, öğretmenler sadece bilgi düzeyi açısından değil, pedagojik formasyon açısından da yetersiz. Öğrenciler öğretmenlerinin kendilerinde öğrenme isteği uyandıramadıklarından, kendilerini öğrencinin yerine koyamadıklarından ve sorunların çözümünde yardımcı olamadıklarından şikayetçiler.

***

Bu anket sonuçları aslında malumu ilan etmekten başka bir şey yapmıyor. Bu toplumda yaşayan, öğrenci ya da veli olarak okullarla ilişki kuran herkes biliyor ki; öğretmenlerimiz maalesef dökülüyor. Ama onlar bunun farkında bile değiller. Durumlarından pek memnun bir halde burunlarından kıl aldırmıyor, her türlü eleştiriyi malum "kutsallık" zırhına bürünerek püskürtmeye çalışıyorlar: Vay, en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlere nasıl dil uzatılırmış... Vay, yeni kuşakları oluşturarak geleceğimizi biçimlendiren bu kutsal mesleğin mensuplarına nasıl saygısız davranılırmış...

Doğrusu biz de toplum olarak buna çanak tutuyoruz. Öğretmenleri yarı azizler-azizeler haline getirip her fırsatta saygı duruşları yaparak, haklarında kahramanlık menkıbeleri anlatarak, öğretmenliği herhangi bir meslek olmaktan çıkararak kutsuyor ve "dokunulmaz" kılıyoruz.

Oysa öğretmenlik de diğer meslekler gibi bir meslek ve işini iyi yapan her meslek sahibine gösterilen saygı ve ilgiden fazlasını hak etmiyor.

Öğretmenliğin bizde böyle kutsal bir meslek olarak algılanışının altında yine devletle ilgili problemlerimiz yatıyor. Çünkü öğretmen devletle aile arasında en önemli köprü. Devlet yeni kuşakların yetiştirilmesinde aileye kesinlikle güvenmediği için, bu görevi aileden alıp okula devrediyor. Öğretmenlerin asli görevini de bilgilendirmekten çok eğitmek olarak tanımlıyor. Bir başka deyişle devlet, öğretmenler aracılığıyla yeni nesilleri devletleştirmeye çalışıyor. Öğretmen de çabasının büyük kısmını çocukları bilgilendirmeye değil eğip bükmeye, belli kalıplara dökmeye ve sonuçta devletin istediği "zımba gibi vatandaşlar" yetiştirmeye harcıyor.

İşte bu asli görev tanımı içinde, öğretmenlik "kutsal" bir nitelik kazanırken öğretmenlerin iyi öğretmen olmak için bilgi çağını yakalama gibi zahmetli işlere girmelerine gerek kalmıyor. Rejime sadık oldukları konusunda şüphe doğmadıkça kimse fazlasını istemiyor. Otuz yıl önceki müfredat ve bol hamasetle idare edip gidiyorlar.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır