


İnanılmaz şeyler olmakta
Gençliğimizde birisi çıkıp deseydi ki: "İtalya'da liderler sosyalizmin geleceğini tartışmak üzere toplanmışlar. Bu birliğin ağır topu A.B.D. başkanı... İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya başbakanları da var! A.B.D. başkanı, eşitlikçi bir topluma, özgürlükleri engellemeden ulaşma idealini savunmuş."
Bu konuşmayı yapan kişinin karşılaşacağı en hafif tepki alay edilmek olurdu kuşkusuz.
Herkes; "Kardeşim, hayal kurmak iyi de bu kadar mı uçulur?" der ve kimse ciddiye almazdı.
Oysa bugün aynen o cümlede yazılanlar oluyor.
Demek ki zamanı gelen bir düşünceyi kimse engelleyemiyor.
Gelirleri, devlet bütçelerinin kat kat üstünde olan uluslarüstü şirketler, artık bir tek ülkeye mal satmakla yetinemiyor. Bütün dünyayı pazar haline getirmeleri gerekli. Bunun için de barış, huzur, istikrar, demokrasi ve satın alma gücü yaratılmalı.
Bu yüzden 60'lı 70'li yıllarda, dünyada darbe üstüne darbe yaptıran ve yerel diktatörleri destekleyen Amerika, bugün barışın, demokrasinin ve insan haklarının savunucusu.
Çünkü dünya ekonomisi globalleşmeyi, barışı ve istikrarı öngörüyor.
***
Gençliğimizde birisi çıkıp deseydi ki: "Süleyman Demirel, yabancı gazetecilere Türkiye'de işkence olduğunu söyledi. Bununla da yetinmedi. İstanbul'da yaptığı konuşmada, artık ülkelerin iç işleri diye bir kavramın ortadan kalktığını, insan haklarını ihlal eden ülkelere müdahale edilebileceğini belirtti."
Bunu anlatan adamın aklından şüphe eder ve bu yarım akıllıyı derhal yakın çevremizden uzaklaştırırdık.
Ama bugün Demirel aynen böyle konuşuyor.
***
Eski çağlarda yönetimi ele geçiren kişinin yapacağı ilk iş kendi adına para bastırmaktı. Çünkü para, egemenliğin simgesiydi.
Bugün Avrupa ülkeleri, milli paralarından vazgeçiyorlar. Frank, mark, kron, florin tarihe karışıyor. Yani egemenlik haklarının önemli bir bölümünden feragat ediyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti, kendi yurttaşlarının uluslararası mahkemelere başvurmasını kabul ediyor. Onları, uluslararası hukuka tabi insanlar olarak görmeye başlıyor.
Çünkü zamanı gelen bir fikirden daha güçlü hiç bir şey yoktur.
Ve Türkiye de globalleşme dalgasının önünde duramıyor.
Kendisine rağmen değişmek zorunda kalıyor.