


Gidin mahkemeye
Helsinki Zirvesi'ne daha vakit var... 15 günde neler olmaz.
Türkiye iyi niyet anlamında sür'atle bir şeyler yapmalı şimdi... Bazı adımlar atmalı...
Statükoculuğa yapışıp kalamayız.
Geçimsiz, aksi, yedi düvelle ihtilaflı bir ülke izlenimini sürekli vermeye mecbur muyuz?
*
Yunanistan'la aramızdaki anlaşmazlıklar, daha kaç yıl sürecek?
Gördük ki diyalog yetmiyor.
Diplomasi yavaş işliyor.
Aracılar da fayda etmiyor.
Peki, ne yapacağız?
Yunan tarafından bir teklif geldi:
- Lahey Adalet Divanı'na gidelim.
Ankara hayır diyor.
Niye hayır?
*
Türkiye, Mahkeme'ye gitmekten korkmamalı.
Haklı olduğumuz nice konular var... Bizi savunacak çok değerli uzmanlar var.
Niçin gitmiyoruz Mahkeme'ye?..
Orası uluslararası bir kurum... İlle de Yunanistan'ı tutacağını kimse iddia edemez. Dünya'nın gözü önünde hiçbir mahkeme keyfi ve hissi karar veremez.
*
Ankara, Lahey'a gitmeyelim diyor diyalogla çözelim.
Kim istemez diyalogla çözümü?
Ama gördük ki diyalog fayda etmiyor... Bir süre sonra kör döğüşü başlıyor... Ve inat öne fırlıyor.
Kaç yıl daha diyalogla kandıracağız birbirimizi... Elli yıl, yüz yıl...
Öf... Ömür törpüsü bu.
*
Gelin, Yunanistan'ın teklifini kabul edelim, mahkemeye gidelim.
Aleyhimizde bir karar çıkarsa da, kamuoyumuza döner deriz ki:
- Ne yapalım, Hukuk böyle emretti.
Yani, Hükümetimiz, manevi sorumluluğu da atmış olur üzerinden...
Halk Dalkavukluğu da sona erer.
Kimse size "bizi sattınız" diyemez.
Canım efendim, zaten madde madde her şeyi de kaybedecek değiliz ya... Belki de kârlı çıkarız... Çıkmasak bile iki ülkeyi de rencide etmeyen bir ortak çizgide buluşabiliriz.
İnsan, mahkemeye gitmekten korkar mı?
*
Eğer sahiden diyorsanız ki:
- Biz uluslararası mahkemeye güvenmeyiz.
- Neden güvenmezsiniz?
- Güvenmeyiz, çünkü onlar Türkiye'ye ve Türklere karşı ön yargılıdır.
Yaa, öyle midir?
O zaman da size şunu sorarız:
- Madem öyledir, niçin Tahkim'e evet dediniz?.. Türkiye'yi sattınız mı?