


Flamingo yolunda lüks bina kavgası!
Dün İstanbul'da aynı kocayı paylaşan ve kıskanç kumalar gibi birbirini yangözle süzen iki ayrı konferans vardı. Konferanslardan biri; Türkiye'nin Yeniden Yapılanmasını kendisine ana konu almıştı. Üç gün sürecek olan bu konferansı Hazine Müsteşarlığı, Dünya Bankası, Yabancı Sermaye Derneği ve Finans Dünyası düzenlemişti ve çok sayıda yerli, yabancı uzman; Türkiye'nin yıllardır sözünü ettiği yeniden yapılanmayı gerçekleştirecek adımlar atamadığını, bu yüzden de dünya işbölümünde yeteri kadar görev alamadığını anlattılar. Konferansa konuşmacı olarak katılan Ekonomiden Sorumlu Bakan Recep Önal da; bu eleştirilere hak vererek; Türkiye'nin 2000 yılını reformlar yılı ve ciddi bir istikrar paketi hazırlama yılı ilan ettiklerini açıkladı.
İlk günün özeti şuydu:
Türkiye reform yapamıyordu.
Türkiye yüksek faizlerle dış ve iç borç batağında, yüksek işsizlik, yüksek enflasyon, yüksek ahlaksızlık, yüksek rüşvet döngüsünde zaman öğütüyordu.
Konuşmacılar rakam verdiler:
1990 yılında Türkiye'ye yılda 1 milyar dolar yabancı yatırım geliyordu. Ve aradan 10 yıl geçmesine rağmen bugün gelen yabancı yatırım 1 milyar doların altına inmişti. Oysa yeniden yapılanmasını hızlı bir şekilde sürdürmekte olan Çin'e yılda 40 milyar dolar yabancı yatırım akıyordu.
***
Ne ilginç rastlantı...
İstanbul'daki ikinci konferans; Türkiye neden reformları yapamıyor konusuna ayrılmıştı. TESEV'in düzenlediği bu konferansta çok sayıda uzman; "Kamu maliyesi neden saydam değil? Sayıştay, sahip olduğu düzeyli denetici kadrosuna rağmen neden etkisiz? Belediyeler parayı niçin çok verimsiz kullanıyorlar? Devlet memurluğu düzeni niçin bir kara delik haline geldi?" konularını masaya yatırıyorlardı.
3 gün boyunca tartışacaklar:
Türkiye neden reform yapamıyor?
Reforma karşı kim direniyor?
Halk mı? Egemen sınıflar mı?
Halkın seçtikleri mi?
Atanmışlar mı?
Yoksa hepsi birden mi?
TESEV'in toplantısının ilk gününde; Prof İlhan Tekeli, Tınaz Titiz, İbrahim Betil, Hüsnü Doğan ve Prof Ekrem Pakdemirli, değişmeye, yenilenmeye, yeniden yapılanmaya, reforma karşı kimin, hangi güçlerin direndiğini çeşitli açılardan açıklamaya çalıştılar.
Adını koymadılar.
Ancak üzerinde anlaştıkları; Türkiye'de reforma karşı direnen önemli güçlerden birinin de kalabalık kamu kadroları olduğuydu. Ankara'da çok kalabalık kamu kadrosu oluşmuştu ve ülkenin yeniden yapılanması bu kalabalık kadronun işine gelmiyordu.
Dün bu toplantıda konuşmacıları dinlerken Devletin Flamingo Yolu'nu hatırladım. Hani iki hafta önce Ankara'ya gittiğimde tanık olup, sizlere yazmıştım. Ankaralı taksi şoförlerinin Devletin Flamingo Yolu adını verdikleri ve son 10 yılda yaplmış, her biri Hilton Oteli, Sheraton Oteli, Perpa binası, Sabancı İkiz binaları büyüklüğünde, iriliğinde, şıklığında olan bu binalardaki kalabalık kadrolar reformların yapılmasına karşı direniyorlardı.
Bu görüşe katılır mısınınız?
Aldığım yeni bilgiye göre; Yargıtay, Sayıştay'ın yapılmakta olan büyük binasına göz dikmiş bulunuyor. Yargıtay'ın Kızılay'daki büyük binasına ise Başbakanlık göz dikmiş. Çünkü Başbakanlık o kadar şişmiş durumda ki 3 binaya sığmıyor, dördüncü bina olarak da Yargıtay'ın binasını almak istiyor. Yargıtay'ı da Kavaklıdere'deki İş Bankası'nın eski Genel Müdürlük binasına göndermek istiyor. Milletvekilleri ise "Mevcut odalar bize yetmiyor" diyerek İş Bankası'nın binasına taşmak istiyor. Yargıtay ise Sayıştay'ın yapılmakta olan Perpa büyüklüğündeki yeni binasını almak istiyor.
***
Okurlardan büyük baskı var.
Yeniden yayınla. Yeniden bas.
Kesip saklayacağız diyorlar.
Meclis Binası'nın Akay Kavşağı'ndan başlayıp Eskişehir Yolu üzerinde Ümitköy Kavşağı'na kadar uzanan 15 kilometrelik Flamingo Yolu üzerinde son 10 yılda dikilen, her biri Hilton Oteli büyüklüğündeki devlet binalarını yeniden buraya yazıyorum:
Başbakanlık Yeni Binası, DPT Yeni Binası, Genelkurmay Ek Binası, Deniz Kuvvetleri Yeni Binası, Sahil Güvenlik Karargah Komutanlığı Yeni Binası, Kara Kuvvetleri Yeni Binası, Savunma Sanayi Müsteşarlığı Yeni Binası, Merkez Orduevi Yeni Binası, TEK'in Yeni Binası, Çalışma Bakanlığı Yeni Binası, Turizm Bakanlığı Yeni Binası, Ulaştırma Bakanlığı Yeni Binası, Sayıştay Yeni Binası, Dışişleri Bakanlığı Yeni Binası, Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı Binası, MTA'nın 4 tane Yeni Binası, Halk Bankası Yeni Binası, TPAO'nun Yeni Binası, Bayındırlık Müdürlüğü Yeni Binası, Çimento Sanayi Yeni Binası, Elektrik Etüd İşleri Yeni Binası, TEKEL'in ikiz cam plaza Yeni Binası, Milli Güvenlik Kurulu Yeni Binası, Diyanet İşleri'nin Yeni Binası, Afet İşleri Genel Müdrülüğü Yeni Binası, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarla Bitkileri Araştırma Müdürlüğü Binası, Köy Hizmetleri Binası, Atom Enerji Kurumu Yeni Binası, Botaş Yeni Binası, RTÜK Yeni Binası, Toplu Konut İdaresi Yeni Binası, Rekabet Kurulu Yeni Binası, YÖK Yeni Binası, ÖSYM Yeni Binası, TÜBİTAK Yeni Binası...Ve Meclis'in Dikmen'deki kapısının karşısında Maliye'nin gökdelen Yeni Ek Binası...
15 kilometre üstünde...
Bu kadar devlet binası...
100 milyar dolar dış borç.
42 milyar dolar iç borç.
21 katrilyon faiz ödemesi..
Ve Ankara'da Başbakanlık, Yargıtay'ın binasına göz dikiyor, Milletvekilleri İş Bankası Genel Müdürlüğü'nün eski binasına da taşmak istiyor, Yargıtay da Sayıştay'ın binasına el koymaya çalışıyor.
Reformlara kim direniyor dersiniz?