|
|
Karlılık taahhüdü
Ekonomi kurmayları, İstanbul'da düzenlenen 'Türkiye'nin Yeniden Yapılanması' konferansında, yabancı konuklara, Türkiye'nin 2000 hedeflerinde ve reformlarda kararlı oldukları sözünü verdi
Hazine Müsteşarlığı, Dünya Bankası, Yabancı Sermaye Derneği ve Finans Dünyası dergisi tarafından İstanbul'da düzenlenen 'Türkiye'nin Yeniden Yapılanması ve Yabancı Yatırım' konferansında ekonomiden sorumlu bakanlar ve bürokratlar, yabancılara reformlar ve 2000 hedefleri konusunda taahhütte bulundular.
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal'ın, "2000 yılı başından itibaren yürürlüğe girecek bir istikrar programını başlatmak zorundayız. Reform gündeminde ilk ele alınacak konulardan biri tarım reformudur" sözlerine, Maliye Bakanı Sümer Oral destek verdi. Oral, bütçe açıklarını küçültmenin hükümetin birinci önceliğe sahip ilkesi olduğunu söyledi. Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, 2000 yılında kur ve para politikalarından sapma olmayacağını, Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp ise, reform sürecinden sapma olmayacağını ifade etti.
Devlet Bakanı Toskay ise, 21. yüzyılda Türkiye'nin Avrasya'nın enerji koridoru olacağını, AB ile bütünleşme sürecinde olduğunu ifade ederek yabancıları yatırıma çağırdı.
Yabancı konukların konuşmaları da moral vericiydi. Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, "Türkiye'nin geleceği konusunda çok iyimser bir görünüm var" derken, Türkiye Temsilcisi Ajay Chhibber, 1999'un son günlerinin ve 2000 yılının Türk ekonomi tarihinde çok önemli dönüm noktası teşkil eden bir dönem olacağını söyledi.
"Önceliğimiz açıkları düşürmek"
Malİye Bakanı Sümer Oral, halen parlamentoda görüşülen 2000 yılı bütçesinin, Türk kamu maliyesine yeni bir kimlik kazandıracağını belirterek, bütçe açıklarını küçültmenin hükümetin birinci önceliğe sahip ilkesi olduğunu söyledi. Oral, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yabancı yatırımlardan aldığı payın, potansiyeli ile kıyas edilemeyecek oranda düşük kaldığını, 1 milyar doların altında bulunuğunu vurguladı.
Ağırlıklı olarak 2000 bütçesine değinen Oral, şöyle konuştu:
"Bütçe, içinde bulunduğumuz şartların ağırlığı ile öngörülen hedefleri dikkate alarak yol açıcı, mali projenin ilk adımı olarak hazırlanmıştır. Türkiye'nin mali politika ve disipline ağırlık veren yaklaşımı ile bütçe açığı azaldığı oranda yatırım ve üretime iç ve dış kaynakların yönelmesi mümkün olacaktır. Yeni bir çağla birlikte bütçe açıklarını küçültmek hükümetin birinci önceliğe sahip ilkesidir. Faiz dışı bütçe fazlası makul düzeylere çekilecekir. Bu hedefin arkasındaki siyasi kararlılık ve siyasi çoğunluk son yıllarda ülkemizde görülmeyen bir düzeyde mevcuttur."
"Yeniden yapılanma başlıyor"
Devlet Bakanı Recep Önal, konferanstaki konuşmasında 2000 yılı başından itibaren yürürlüğe girecek bir istikrar programını başlatmak amacında olduklarını vurgularken, "Kamu harcama sisteminin etkinleştirileceği, tarımda destekleme sistemlerinin yeni yaklaşımlara yönlendirileceği, finans sektörünün yeniden yapılandırılacağı bir dönem başlayacaktır" dedi.
Önal, yüksek ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin ancak bütçe açıklarının azaltılması ve ekonomik yapıdaki büyüme olanaklarını tıkayan bozulmaların giderilmesi ile sağlanabileceğini belirterek, reform gündeminde bundan sonraki aşamada ele alınacak ilk konulardan birisinin tarım kesimi reformu yapılması olduğunu kaydetti.
Önal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çalışmalar sonucunda, 2000 yılı başından itibaren yürürlüğe girecek bir istikrar programını başlatmak amacındayız. Bu amaca ulaşırken toplumun tüm kesimlerinin özverisi, bu yapısal dönüşüm için bir ön koşul olarak görülmektedir."
"Enerji koridoru olacağız"
Devlet Bakanı Tunca Toskay ise konferanstaki konuşmasında, Türkiye'nin 21. yüzyılda Avrasya'nın enerji koridoru olacağını söyledi. Toskay, 200 milyar dolara yakın gayrisafi yurtiçi hasılası ve 73 milyar dolar düzeyindeki dış ticaret hacmi ile Türkiye'nin bölgesel bir ekonomik güç konumunda olduğunu vurguladı. Toskay, şunları söyledi: "Türkiye birçok fırsatla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu fırsatları değerlendirmek sadece Türkiye'nin yararına olmayıp, kesin olarak global bir etki yaratacaktır. AB ile gerçekleştirilen Gümrük Birliği ve devam eden entegrasyon süreci son derece önemlidir. Bu konuda Avrupa başkentlerinde olumlu adımlar atılmakta ve Türkiye'nin tam üyeliğe adaylığı daha rasyonel bir anlayışla ele alınmaktadır."
Yılın ikinci yarısının başarılı olacağı yönünde güçlenen beklentilerin, deprem ile olumsuz etkilendiğini belirten Toskay, deprem sonucunda GSMH kaybının 1.3 milyar dolar, üretim kaybının 2.4 milyar dolar ve ihracat kaybının 104 milyon dolar düzeyinde tahmin edildiğini belirtti.
"Para politikaları aynı kalacak"
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, 2000 yılında döviz kuru ve para politikalarında bir değişiklik olmayacağını belirterek, "2000 yılında, yüzde 25 TÜFE, yüzde 20 toptan eşya enflasyon hedefine yönelmiş bir döviz kuru ve para politikası yürütülecek" dedi.
"Türkiye'nin, enflasyonu eğer tek rakamlı olsa bu kriterlerin hepsine uyum sağlıyor" diyen Erçel, daha sonra ekonominin son durumuna ilişkin bilgiler verdi. Erçel, hükümet programında yer alan 2000 yılına ilişkin yüzde 5.5'lik büyüme hızının yürütülecek programla çelişip çelişmediğinin çok sık kendisine sorulduğunu kaydederek, uygulanacak programın bir enflasyonu önleme programı olduğunu vurguladı. Erçel, "Büyüme hızı fazla değil, çelişki de yok. Bizim programımız bir istikrar programı değil" dedi.
Erçel, kendilerinin tahmin edilen enflasyona doğru bir politika uyguladıklarını belirterek, "Bu politikamızda bir değişiklik olmayacak. 2000 yılında da yüzde 25 TÜFE, yüzde 20 toptan eşya enflasyon hedefine yönelmiş bir döviz kuru ve para politikası yürütülecek" diye konuştu.
"Türkiye hakkında herkes iyimser"
KonferansIn bir başka konuşmacısı Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, Türkiye'nin 21. yüzyıla girerken önemli zorluklar ve büyük fırsatlarla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, "Türkiye'nin geleceği konusunda çok iyimser bir görünüm var. Türkiye, önemli değişiklikler yapacak, ülkenin kurumları çağdaşlaşacak ve dünyanın kalkınmış ekonomileri içine girecektir" dedi.
Ekonomik istikrarın, hükümetin kapasitesi ve saydamlığı ile sosyal sistem reformunun gerekliliğine dikkat çeken Linn, şöyle devam etti: "Bu reformlar gerekli olmakla birlikte çok zordur. Türkiye ancak bu şekilde yabancı sermayeye çekebilir, ekonomisini modernleştirebilir, yoksulluğun üstesinden gelebilir. Böylece 21. yüzyılı daha sağlam temeller üzerinde karşılar. Ben eminim ki hükümet bugün artık yapısal, kurumsal değişiklikler konusunda kararlı."
Linn, planlanan özelleştirmelerin yüksek miktarda yabancı yatırımcıyı direkt olarak ülkeye çekebileceğini vurguladı.
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ajay Chhibber de konuşmasında, Türkiye'nin tarihi ve önemli değişikliklerin eşiğinde olduğunu belirterek, "Türkiye için son derece iyimserim. 1999'un şu son günleri ve 2000 yılı Türk ekonomi tarihine çok önemli dönüm noktası teşkil eden bir dönem olarak girecektir" dedi.
"Helsinki Zirvesi Ankara için son değil"
Avrupa Birliği (AB) Ankara Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg da, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin üyeliğe adaylığını desteklediğini belirterek, "Helsinki Zirvesi, Türkiye'nin AB ile bütünleşmesi için bir aşama olacak, ama Helsinki'de herşey bitmiş olmayacak. Türkiye'nin önünde yapılacak başka işler de var" dedi. Fogg, şunları söyledi: "Türkiye'nin, enerji alanında AB ile daha derin işbirliği yapması, Türk-AB ülkeleri firmaları arasında ekonominin ve yabancı yatırımların motoru olan KOBİ'lerin ortak girişimlerini artırması gerekir. Türkiye'de büyük bir girişimcilik ruhu var. Türkiye'yi bu yeni bin yılda desteklemek istiyoruz ve Helsinki zirvesinden iyi sonuçlar alacağımıza inanıyoruz. Türk hükümetinin dış yatırımları artırmasına ve ekonominin gelişmesi yönündeki çalışmalarında yardımcı olacağız."
YASED Başkanı Faruk Yöneyman da yabancı yatırımcıları Türkiye'ye davet ederek, "Yeni bir dönem başlıyor. Türkiye'deki fırsatlardan yararlanın" dedi.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|