kapat

11.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Kimlik bunalımı

Katillik yalnız adam öldürmekle olmaz, Tarım İl Müdürü "Sütlü" Bey! Hayvanseverlerin protestosunu görünce makamına saklanıp, dışarı çıkmamışsın. Hayvanseverler seni doğrar diye mi korktun? Onlar öyle şey yapmaz, korkma... Asıl biz hayvanseverler korkarız senin gibilerden!

***

Gözümüzü tamamen kapatacak mıyız, açacak mıyız, kararı kendi kendime vermek istiyorum. O filme gitmemeye karar verdim. Hakkında o kadar çok şey okudum ki, rahmetlinin (Stanley Kubrick) son filmi olması dışında içeriğinin pek ahmakça olduğu kanaati uyandı bende. Daha gitmeden tepki duydum. Peşin hüküm mü? Ben verdim gitti, kime ne!

***

Şans Kapıyı Çalınca diye bir program var. Kayra Şenocak ve Seray Sever sunuyor. Programın yönetmeni, Seray'ı seviyor(!) da Kayra'yı sevmiyor gibi geldi bana. Çünkü Kayra'yı pek göstermiyor. Biz "Hayal Kurma Dersleri" isimli filmde, eski iki sevgiliyi oynuyoruz. Ben de eski sevgilime(!) sahip çıkayım dedim. Asıl demek istediğim bu değil. Giriş olsun diye yazdım. Gelelim gelişme ve sonuç bölümlerine... Bir gece "zap" esnasında, Show Tv'de bir kadın, heykeltraşların isimlerini resimlerine bakarak sayıyordu. Ne programı bu diye kaldım, "Şans Kapıyı Çalınca"ymış.

Marmara Üniversitesi Seramik Fakültesi Heykel Bölümü'nden mezun olmama rağmen, halktan, gayet ilgisiz bir hanımefendinin bu değerli heykel sanatçılarının yapıtlarını ve isimlerini ezberlemek suretiyle yarıştırılmasını pek manasız buldum. Zira bu yarışmanın ilk günden beri sulu zırtlak bir formatı var. Yarışmacı hanım onlarca heykel sanatçısını fevkalade başarıyla ezberleyip, sıra Ali Hadi Bara'nın eserine gelip de "Ali Hada Bara Kadın Torsu" diyeceğine, "Ali Hadi Bara Başı" deyince yarışmayı kaybetmesi (dil sürçmesi gibi bir şeydi bence), üstüne üstlük güzelim çocuklarının da ağlamaları, rezaletin büyüğüydü... Kadıncağız ezberlediklerini ömür boyu unutmaz herhalde. Ne işine yarayacaksa!

***

Kahpe Bizans'ın dublajında Cem Davran'a, Egebank reklamı için ne sinir reklam o dedim. "Ya herkes öyle diyor," dedi. Belli ki onun da içi şişmiş. Reklamı hatırlayamadınız mı? Aşkolsun! Bekâra, bakkala, manava, öğrenciye, çaya çorbaya(!) diye giden reklam...

***

Geçen gün evdeyken, bir akerdeon sesi duydum. Sokağa baktım. Ufarak bir çocuk, yanında biraz daha büyük bir çocuk... Pek sevimliler... 13. kattan para vermeye yeltendim; uçar-muçar, dama düşer, kimseye yar olmaz diyerekten, oğlanları kapıya çağırdım. Baktım, apartmanın içinde, hatta asansörde bile çalıyorlar. Maviş gözlü oğlanlar Kosovalı'ymış. İsimleri Geza ve Lagatuş'muş. Eminönü Küçükpazar'da bir otelde kalıyorlarmış. Böyle para kazanmaya canım kurban. Hiç olmazsa iltifata tâbi olmasını bekledikleri bir maarifetleri var...

***

Yapı Kredi'nin "Dis iz e benk" reklamındaki öğretmen Suna Selen, reklamda olduğundan daha yaşlı görünüyor. Ben çocukken, Münir Özkul'la evliydi. Nişantaşı'nda Prenses Pastanesi vardı. Teyzemindi. Hemen yanındaki apartmanda otururlardı. Suna Selen, çok güzeldi... Sadi diye bir oğulları vardı.Ona kendimi beğendirmeye çalışırdım. "Bu kız beni görmeli"nin tersi yani. Ama tıfıl olduğum için, oğlan hiç oralı değildi...

Bugünkü yazım biraz Ahmet Vardar, biraz Atilla Dorsay, biraz Erdoğan Sevgin, biraz da Tevfik Yener tadında oldu. Farkındayım...


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır