|
|
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr
)
|
  
Kârı sermayeye ekleme riski
Bugünlerde açıklığa kavuşturulması gereken konulardan biri de "şirket kârının sermayeye eklenmesi" ile ilgili.
Pazartesi günü de belirttiğimiz gibi, 1999 ve izleyen yıllara ait kârın sermayeye eklenmesi, şirket ortağı olan gerçek kişiler açısından önem taşıyor. Konunun uzmanı olanlar, iki gruba ayrılmış durumdalar. Birinci gruba göre, kârın sermayeye eklenmesi, gerçek kişi ortaklar açısından "kâr dağıtımı sayılır" ikinci gruba göre de, "kâr dağıtımı sayılmaz."
Kâr dağıtımı sayılmadığı durumlarda, gerçek kişi ortaklar açısından, herhangi bir sorun yok. Ancak, kâr dağıtımı sayılması halinde, ortaklar tarafından yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilip, yüzde 25'e hatta yüzde 31'e ulaşabilen gelir vergisi ve fon payı ödenmesi gerekiyor.
Kâr dağıtımının vergisi
1999 yılı kazancı nedeniyle, şirket tarafından ödenecek olan kurumlar vergisinin oranı, fon payı dahil yüzde 33'dür. 1999 yılı kârının sermayeye eklenmesi olayının, "kâr dağıtımı" sayılması halinde, gerçek kişi ortaklar ayrıca aşağıdaki gelir vergisini ödeyecektir.
Görüldüğü gibi, normal kurum kazancının sermayeye eklenmesi olayının, kâr dağıtımı sayılması halinde, gerçek kişi ortak, şirketin ödediği verginin dışında ayrıca 2,5 gelir vergisi (fon payı dahil) ödeyecek. Bu oran, kurumlar vergisinden istisna kazancı olan şirketlerin gerçek kişi ortağında, yüzde 31'i buluyor.
Çözüm ne olabilir?
Kârın sermayeye eklenmesinin, gerçek kişi ortağa kâr dağıtımı yapılmış olarak sayılması halinde yüzde 33 şirket, yüzde 25-31'de gerçek kişi ortak gelir vergisi ödeyince, toplam vergi oranı yüzde 60'ı bulacak.
Olayı bir adım daha ileri götürürsek, şirketlerin özellikle düşük paya sahip ortakları sermaye artırımında cezalandırılmış olacak. Çünkü, ortağa hem kâr payı verilemeyecek hem de eline geçmeyen paradan dolayı üste vergi ödemesi istenecek.
Kârın sermaye eklenmesinin "vergi tevkifatı açısından" kâr dağıtımı sayılmayacağı yasada açıkça belirtilmiştir (GVK Md. 94/6-b). Ancak, aynı açıklamaya, "menkul sermaye iradı sayılmayacağı" şeklinde de yer verilseydi, bu tartışmalar doğmayacaktı.
Bu aşamada yapılması gereken "kârın sermayeye eklenmesinin gerçek kişi ortaklar açısından, menkul sermaye iradı sayılmayacağı" şeklinde, bir düzenleme yapılmasıdır.
Unutmayalım, bir koyundan iki post çıkmaz!..
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|