kapat

11.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Hasan Karakaya ve açık toplum

Geçenlerde katıldığım bir sempozyumda, konuşmacılardan biri Türkiye'nin ne açık, ne de kapalı bir toplum olarak nitelenemeyeceğini söylemiş, "yarı açık bir toplum" tanımlamasını kullanmıştı.

Aslında ben böyle terimler üzerinde uzun uzun tartışmayı pek sevmem. Belki yarı-açık demek doğrudur. Ama öyle de olsa, bunun açıklığa doğru ilerleyen bir yarı-açıklık olduğu kesin.

Hasan Karakaya olayı bunu bir kez daha gösterdi.

Olayın nasıl geliştiğini hepimiz biliyoruz: Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesinin ardından, Akit'in Kışlalı'nın üstüne çarpı attığı malum manşet hatırlandı doğal olarak. Ve Akit bir anda tepkilerin odağına oturdu ki, bu da doğaldı. Ama ardından, kamuoyunda oluşan bu tepkiden yararlanılarak, Akit'e yönelik bir kampanyanın başlatılışına tanık olduk. Kampanya, gazetenin yazarlarından Hasan Karakaya'nın 200 yıla mahkum bir çeteci tarafından suikast planlamakla suçlanması ve ardından o kişi tarafından "teşhis" edilmesiyle doruk noktasına ulaştı.

Ve doruğa ulaştığı o noktada tersine tepti.
Yaklaşık iki haftadır gelişmeleri kuşkuyla izleyen kamuoyu, teşhis komedisiyle birlikte komplo kokusu almaya ve homurdanmaya başladı: Hukuk devleti nerede?

Hasan Karakaya'yı günahları kadar sevmeyen köşe yazarlarından tutun, hukukçulara ve siyasetçilere kadar birçok kişi, hukuk adına yürütülen bu "linç" operasyonuna karşı çıkmayı namus borcu bildi.

İşte bu noktada Türkiye'nin aydınlık yüzünü gördük hep birlikte. Hem kapalı toplum özlemlerini, hem de bu özlemleri boşa çıkaracak dinamiği bir kez daha keşfettik. Açıklıkla kapalılık arasında gidip gelsek de, sonuçta galebe çalacak olanın açıklık olacağına ilişkin güvenimizi tazeledik.

***

Kapalı toplumların en tipik özelliklerinden biri, muhaliflerini ekarte ediş biçimidir. İnsanlık bunun en utanç verici örneklerini Stalin'in muhaliflerini tasfiye sürecinde, Moskova Duruşmaları'nda, Çin'deki Kültür Devrimi'nde, daha sonra "Dörtlü Çete'nin" ve Lin Biao'nun tasfiyesinde yaşadı. Adil yargılamanın yerini düzmece raporların, düzmece itirafların ya da yalancı tanıkları aldığı; somut delilin yerine ideolojik suçlamaların öne sürüldüğü, savunma hakkının hiçe sayıldığı ve açılan karalama kampanyalarıyla ortak aklın kontrol altına alınmaya çalışıldığı dehşet verici dönemler yaşandı.

Türkiye'de 28 Şubat'tan bu yana, üç dört defa böyle denemeler oldu. İktidarın bir kısmını elinde tutan bazı mihraklar, muhalifleriyle ilgili komplolar üreterek ülkeyi kapalı topluma sürükleme denemeleri yaptılar. Orakoğlu Olayı böyle bir olaydı. Çiller'in "CIA ajanı olduğu yolunda" ortaya salınan sözde belgelerle acemi bir komplo tezgahlanmaya çalışılması böyle bir denemeydi. Şemdin Sakık Olayı yine böyle bir olaydı. Kapalı toplum özlemi içinde kıvrananlar, Sakık'ın ifadesine yerleştirilen bazı gazeteci isimleriyle muhalif aydınları terörize etmeyi denediler.

Ama işin umut verici tarafı şu ki, bütün bu teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı. Kamuoyu, her seferinde birkaç günlük tereddütten sonra sesini yükseltti. Toplumun sağduyusu, açık toplumlarda "düşman"lar değil, sadece sanık ya da suçlular olabileceğini ve sanık ya da suçluların da hakları olduğunu bilene bilmeyene bir kez daha hatırlattı.

***

Açık toplum, bırakın insanların üstüne çarpı atmayı, fikirlerin üzerine bile çarpı atmak yerine yanına bir soru işareti koyan toplumdur.

Kapalı toplum ise muhaliflerini düşman görüp üzerine çarpı atan toplumdur. Tıpkı Akit'in yaptığı gibi.

Ama güçlük orada ki, açık toplum isteyenler böylelerini dahi düşman değil siyasi hasım, sanık ya da suçlu olarak görmek zorundadır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır