Öğrencilerden biri "Uzaktaki sürüye bakarım." demiş. "Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."
Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam" demiş "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge adam uzun süre susmuş.
Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.
Bilge şöyle demiş.
"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona bacım diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan her erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarım ki sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır."
Haris 20 yıllık arkadaşımdır. Kendisine Harula deriz. Dünyada benim şarkılarımı en iyi yorumlayan üç kişiden biridir. Besteleri Palma de Mayorca'da, Atina'da, İstanbul'da defalarca söylemiştir.
Yıllar önce İstanbul'a bir konser için davet etmiştim. Kırmadı, geldi. Daha sonra Kumkapı'daki meyhanelere gittik. Orada eski Türk şarkıları söyledi.
Büyükannesinin onu Türkçe "ayna güzeli" diye sevdiğini anlatırdı.
Sezen'le Haris arasında hep benzerlik buluyor ve tanışmalarını arzuluyordum. Aleksiyu'nun da açıkladığı gibi 20 yıl önce ona Atina'da Sezen'in plaklarını dinlettim. İlk yorumu "İspanyol tekniğiyle söylüyor." olmuştu.
O günden beri bu iki sanatçının ortak çalışma yapmasını çok arzuladım. Ne var ki Papandreu döneminin olumsuz havası Harula'yı bir süre Türkiye'den uzak tuttu.
Şimdi böyle bir işbirliğinin ilk adımı atıldığı için çok mutluyum.
Bu olumlu havanın değerini bilmek gerekir. Çünkü iki ülke savaşın eşiğine geldiğinde dostluk girişiminde bulunanlar "vatan haini" diye damgalanırdı.
İki ülkenin sanatçıları arasında daha çok işbirliği, daha çok dostluk, daha çok yaratı olmalı.
Keşke iki yakadan kırk elli sanatçı, ortak bir "Dostluk Şarkısı" söylese ve Türkçe-Yunanca dillerinde olacak bu şarkı klip yapılsa.
İşte o zaman Ege'de sabah olmuş, hava aydınlanmış demektir.