Örneğin, AB'ye tam üyelik siyasi reformlara endekslendi. Demokratikleşme hızlanacak, temel hak ve özgürlükler AB düzeyine getirilecek. Başkan Clinton da Türkiye'den değişim talep edenlere katıldı.
Ya ekonomi? Sanıyorum herkes Türkiye'nin böylesine yüksek bir enflasyonla artık devam edemeyeceğini kabul ediyor. İlke düzeyinde bir anlaşmazlık yok. Ama somuta ve ayrıntılara gelince gene tartışma başlıyor.
Hükümet 2000 için enflasyon hedefini yüzde 20'lere çekti. Tam söylemek istersek, toptan eşya endeksinde yıl sonu fiyat artışı yüzde 20, tüketicide ise yüzde 25 alındı.
O günden bu yana bu hedefin gerçekçiliği konuşuluyor. Bu işi bilenlerin büyük bölümü hedeflerin tutmayacağı kanısında. Daha gerçekçi olduğunu düşündükleri başka sayılar veriyorlar.
Deniz Gökçe ve Mahfi Eğilmez'le beraber NTV'de yaptığımız programda geçen hafta 2000 yılı tahminlerini gözden geçirdik. Bu iki değerli iktisatçı gelecek yıl enflasyonunu yüzde 35-40 aralığında beklediklerini ifade ettiler.
Peki ben ne diyorum?
Mümkün mü?
İki ayrı soru halinde ele almakta yarar görüyorum. Birincisi çok basit ama önemli. Enflasyonun bugünkü yüzde 60'lar seviyesinden bir yıl içinde yüzde 20'lere gerilemesi mümkün olabilir mi?
Bazı gözlemciler mümkün olmadığını düşünüyor. Yani, ne yapılırsa yapılsın, Türkiye bir yılda enflasyonu yarıdan fazla düşüremez diyorlar. Kullandıkları analizde bildiğimiz unsurlar var.
Bazıları devalüasyon yavaşlayıp faizler düşünce vatandaşın TL'den çıkıp dövize geçeceğini öngörüyorlar. Merkez Bankası rezervleri erimeye başlayınca, devalüasyonun hızlanacağını, enflasyonun tekrar yükseleceğini söylüyorlar.
Başkaları TL'nin değer kazanmasından çekiniyor. İthalat artacak, ihracat artışı yavaşlayacak, dış ticaret açığı büyüyecek diyorlar. Gene kur yukarı doğru oynara getiriyorlar.
Ben katılmıyorum. Türkiye döviz sepeti bazında kur artışını pekala yıllık tempoda yüzde 20'nin altına çekebilir ve orada bir-bir buçuk yıl tutabilir. Merkez Bankasında bunu temin edecek döviz rezervi var.
İyimser senaryo adını vererek bunun hesaplarını yaptım. Özetle, kurdaki yıllık değişimi yüzde 20'nin altına çekerek hükümetin hedefine ulaşmak, yani yıl sonu enflasyon sayılarını yüzde 20'lere geriletmek yapılabilir duruyor.
Yapılacak mı?
Buradan ikinci soruya geçiyoruz. Bir şeyin mümkün olması, onun yapılacağını göstermez. Sadece yapılabilir olduğunu gösterir. Esas soru şöyle: bu hükümet bunu gerçekleştirebilir mi?
Hükümet neyi gerçekleştirecek? Kamuoyuna ve piyasalara kurdaki yavaşlamanın kalıcı olduğu konusunda güven vermeyi. Dolayısı ile IMF ile beraber tasarlanan programını tavizsiz uygulamayı.
Bence ciddiye alınması gereken tereddütler burada odaklanıyor. Hiç birimiz "evet, bu hükümete güveniyoruz" diyemiyoruz. Yarı yolda havlu atmalarından, kıvırtmalarından korkuyoruz.
İşin püf noktası "güven" sözcüğü ile özetlenebilir. Piyasalar güvenmezse, program sapacaktır. O takdirde enflasyon da düşmeyecektir. Piyasalar haklı çıktıkları için programa güven iyice azalacaktır. Böyle devam edecektir.
Bu takdirde ne olur? Büyük bir ihtimalle enflasyon yüzde 35-40 aralığında kalır. Buna kötümser senaryo diyorum.
Bilmecenin çözümü için IMF ile imzalanacak "stand-by anlaşmasının" ayrıntılarını beklemek zorundayız. Şimdilik senaryo yazarak günlerimizi geçiriyoruz.