kapat

11.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


10 yıldan "Yüzyıl"a...

Bundan 10 yıl önce bugün Doğu Berlin'deydim! Berlin Duvarı'nın yıkıldığı geceydi...

Ve, o gece o duvarın yıkılmasının, Avrupa'nın Roma İmparatorluğu'ndan bu yana ilk kez birleşebileceğinin ve tarihte büyük gelişmeler ve değişikliklerin başlayacağını sezebilenlerden biriydim.

Ne keyifli bir geceydi o; binlerce kişi Doğu ile Batı Berlin arasında gidip gelirken, keskin soğuğu duymuyorduk bile... Galiba Soğuk Savaş'ın bittiğini sezmek içimizi ısıtıyordu...

Aradan geçen 10 yıla neler sığdı... Duvar, önce Varşova Paktı'nın duvarlarını yıktı; arkasından tarihin son büyük kara imparatorluğu Sovyetler Birliği'nin duvarları çöktü.

Avrupa'nın birleşme yolları açılmıştı. Türkiye'nin Avrasya üzerine oturduğunu farkeden ve yeni uluslararası şartların -yani 21.Yüzyıl imkânlarının- ülkemiz için Soğuk Savaş'dan çok daha cömert olacağını görenlerden biriydik.

Türkiye'nin "stratejik öneminin kaybolacağı" kuşkusu ile "Soğuk Savaş statükoculuğu"ndan sıyrılamayanlar burnunun ucunu göremezken, o gece Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla, aslında 20.Yüzyıl'ın sona erip 21.Yüzyıl'a siyasi anlamda ayak bastığımızın duygusu içindeydik.

O gün bugün; 21.Yüzyıl'ın imkânlarının Türkiye için azam” ölçüde kullanılabilmesi için, "değişim rüzgârı"nı arkamıza almamız gerektiğinin hararetli savunucusu olduk. Ve, tam da bu yüzden değişime direnebilmeyi becerebileceklerini zannedenlerin; Türkiye'yi 21.Yüzyıl'da aramak yerine Soğuk Savaş koşullarında dondurmak isteyenlerin, hatta 60-70 gerilerde medet arayanların şimşeklerini çektik.

Şirrettiler ama tarih önünde güçsüzdüler... İşte gelinen nokta: Türkiye, köhneyen elitinin elinde 21.Yüzyıl'a sırt çevirmeye kalkınca, uluslararası dinamikler Türkiye'yi önüne katıp 21.Yüzyıl'a doğru taşıyor. Bill Clinton'un önceki gün Washington'da Georgetown Üniversitesi'nde Berlin Duvarı'nın yıkılışının 10. yıldönümü münasebetiyle ve İstanbul AGİT Zirvesi ve Türkiye ziyareti arefesinde yaptığı temel dış polidtika konuşması tam da bu duruma işaret ediyor.

Amerika Başkanı, Orta ve Doğu Avrupa'da demokrasinin son 10 yılda elde ettiği başarılara değindikten sonra, "bölünmemiş, demokratik ve barışçıl Avrupa" vizyonunun gerçekleşmesi için dört temel amaç sıralıyor:

1. Avrupa'da barışı güvence altına almak için Rusya'ya istikrarlı, demokratik, müreffeh bir partner olması için yardımcı olunması;

2. Balkanlar'da Kosova'daki hava savaşının kazanılmasından sonra demokrasiyi güçlendirerek barışın kazanılması, ticaret ve yatırımın geliştirilmesi ve bölgenin Avrupa ile tam entegrasyonunun gerçekleşmesi;

3. Avrupa güvenliği için Türkiye ile ve İslam Dünyası ile ilişkiler "pivotal" önemde olduğundan Türkiye sayesinde Doğu ile Batı arasında köprü kurulmasının sağlanması;

4. Soğuk Savaş'ta Amerika'nın büyük gayretle kazandığı barışın korunması için Amerikan liderliğinin ve Avrupa ile ilişkilerinin korunması.

Türkiye, Amerikan global ve Avrupa stratejisinde işte böylesine merkez” bir konumda ve Clinton'un Türkiye'ye yapacağı ziyaretin bu amacın yerine getirilmesinde dönüm noktası teşkil edeceği vurgulanıyor. Amerika Başkanı, Türkiye'yi "demokratik ve laik bir İslam ülkesi" olarak tanımlıyor ve bu "unique" özelliğine değer veriyor. Ayrıca, İslam Dünyası'ndaki kimliği itibarıyla Avrupa güvenliği için belirleyici öneminin altını çiziyor. Türkiye'nin böyle bir rol oynayabilmesi için ise, Avrupa'nın en zorlu sorunu olarak ifade ettiği Ege sorununun, yani Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların aşılması gereğine dikkat çekiyor.

Şimdi durup düşünün bakalım: İslam'la kavga halinde bir Türkiye böyle bir rolü oynayabilir mi? Laiklik ile İslam arasında bir uzlaşma sağlayamayan bir Türkiye'nin Amerikan stratejisinde yeri olabilir mi? Demokratik olmayan bir Türkiye'ye Avrupa'da yer bulunabilir mi?

Amerika açısından, Türkiye'siz bir Avrupa olamaz. Bu, "dünyanın patronu"nun "stratejik bakış açısı". Ve, Türkiye bu haliyle Avrupa'da olamaz. Dolayısıyla, Türkiye, dış dinamiklerin etkisiyle değişecek veya değiştirilecek...

21.Yüzyıl öyle istiyor...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır