New York'taki özgürlük heykeli dile gelse neler söylerdi?. Ne gerekiyorsa hepsini Amerika'da Kutan söylüyor.
Fazilet Partisi Genel Başkanı'nın ağzından bal damlaları gibi demokrasi damlıyor.
Şeriat düzenine karşı olduklarını, gençlere çağdaş demokratik bir eğitim verilmesi gerektiğini, Müslüman olmanın demokrat olmayı engellemeyeceğini ve Yahudi düşmanı olmadıklarını anlatıyor her toplantıda..
Dünkü konuşmalarında da demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi evrensel değerleri bizde de güvence altına alacağı için Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini desteklediklerini söyledi.
Gerçek bir laiklik için din ve devlet işlerinin birbirinden kesin olarak ayrılmasını savundu.
Bunlar, Türkiye'de demokrasi zemininde hayali aşan bir uzlaşmanın hızla oluşmaya başladığını, bu uzlaşma önündeki Fazilet engelinin kalkacağını düşündüren gelişmeler..
Ümit ve heyecan uyandırmaması imkânsız.
Ama ne kadar doğru, ne kadar samimi?
Sistemle barış ihtimali
Milli Görüş hareketini sırtlayan partiler üst üste kapatıldı. Fazilet de topun ağzında..
Amerika'da açıklanan fikirler, bu partilerin samimi görüşü olsaydı kuşkusuz hiçbiri kapatılmayacaktı.
Milli Görüş partileri din sömürüsü ve irtica destekçiliği ile Refah döneminde tavana vurdu. Ama sonra anlaşıldı ki bu, siyasal İslam'ın yükselişinden değil, merkez sağın çürüyüp çökmesindendir.
Son seçimdeki düşüş, gözlerini açmıştır.
Fazilet'teki değişimi iyi niyetle yorumlayanlar, yeni kadronun kavgayla bir yere varılmayacağını görerek demokratik sistemle barışma yolunu seçtiğini söylüyorlar.
O kadar ki sadece Kutan da değil, yasaklı Tayyip Erdoğan bile liberal işadamları ve siyasetçilere ve şu anda İngiltere'deki muhataplarına demokrasi şarkıları söylüyor.
"Kadın örtünmeli.. Nikâhı müftüler kıymalı" diyen, baleyi ahlak dışı bulan, heykelleri kaldırmak isteyen Erdoğan'ı dört aylık bir hapis bu kadar değiştirebilir mi?
Türbana ABD yardımı
Kutan Amerika'ya gitmeden önce Fazilet kurmayları Amerikan Kongresi'nde kabul edilen "Din ve Vicdan Özgürlüğü Raporu"nu temin ederek üstünde çalıştılar.
Rapor Amerikan Başkanı'na, bu alanda baskı yapan ülkelere yaptırım uygulama hak ve yetkisini veriyor. Kutan, bu raporu hazırlayan komitenin başındaki Büyükelçi Robert Seiple ile de görüşecek.
Bu hazırlıktan haberdar olanlar, Fazilet'in Amerika'da "takiye şovu" yaptığını, türban konusunda ABD yönetiminin baskısından yararlanmaya çalıştığını söylüyorlar.
Yani Fazilet sözcülerinin demokrasiye bağlılık söylemleri, Amerika'nın bu desteğini hak etmeye yönelik sempati yatırımı..
Gerçeği bir bakışta teşhis etmek imkânsız.
Ama ne olursa olsun Fazilet'in Avrupa Birliği ve demokrasi değerleri konusunda seslendirdiği tercihler bir ilerlemedir.
Din özgürlüğünü türbana indirgemenin ve hele bu konuda yabancı müdahalesine davetiye çıkarmanın faturasını göze alamazlar.
Çünkü bu, dindarlığı ile milliliği ile "Milli Görüş"ün intiharı olur.