Ahmet Kaya artık Parisli
Bayan Mitterrand Ahmet Kaya'yı da koruması altına alarak oturma izni verilmesini sağladı. Ahmet Kaya Paris yaşamını Nebil ÖZGENTÜRK'e anlattı
Eni konu bir ödül töreniydi ama ünü arş-ı alâya çıktı. Çünkü, o ödül töreni gecesinde, bir adam iki dakikalık bir konuşma yaptı, "başı belaya girdi" ve hayatı değişti, kimi hayatların O'na olan tavrı da.... O malum gecenin sonrasında önce yargılandı, üç ay boyunca İstanbul'daki evine kapandı ve yurtdışına çıkma yasağını mahkeme kararıyla kaldırarak Avrupa'ya uzandı bir başına..
Ülke ülke dolaştı, zaman zaman konserler veriyordu ve "başı yine belaya giriyordu" ve Türkiye'den tepki topluyordu sıkça.
Çünkü Türk halkı için 'şerefsiz 'dediği söylendi ama o 'demedim' diyordu.
Ve hemen ekliyor: "Ben bir suç işlemedim ama hatalarım var"
Şu sözlerle hatalarını anlatıyor:
"Ne yapayım yani mizacım sert, yanlış anlaşılıyorum ama art niyetsiz bir yüreğim var kimseye benden kötülük gelmez, insanlara da ülkeye de!"
Aradan sekiz aya yakın bir süre geçti..
Paris'in orta yerindeki bir evi merkez alarak Avrupa'yı ülke ülke dolaşmaya devam ediyor.. 5000 mark ödeyerek satın aldığı Chreysler 91 model arabasıyla daha çok..
Paris'te kiraladığı evinde bugünlerde annesi Zekiye Kaya ve kızkardeşi Songül de var.. (17 Ağustos depreminde büyük abla ve yeğen enkaz altında kalmış, bu yüzden ağır bir hüzün var evde..)
Ahmet Kaya'nın Fransa Hükümeti'nden aldığı oturma belgesinin süresi bir yıl.,.
Kimi Fransız yetkilileriyle dostlarından da söz ediyor Ahmet Kaya. Hatta Kültür eski bakanlarından Jack Lang ve Daniella Mitterand'la da zaman zaman görüşüp sohbet ettiklerini belirtiyor... Bir yıl oturma izni var ama o 2000"nin başında dönmek istiyor.
Her şey bir yana, Ahmet Kaya hayatından hiç mi hiç memnun değil..
"Varolmanın dayanılmaz can sıkıntısı"nı yaşıyor..
Günahıyla, sevabıyla aylar süren bir sıkıntı belli ki canından bezdirmiş onu..
Ve bu halini "Yorgun değil, artık durgunum!" diye özetliyor.
- İpin koptuğu yerden ve geceden başlayalım. Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde neler oldu?
Kaya- İpin koptuğu yeri herkes biliyor artık. Bilinmeyen, orada neler olduğuydu. Yeni albüm çalışmamdan bahsederken Kürtçe bir şarkı söyleyeceğimi açıklamam, oradaki bir kısım insanın bana inanılmaz derecede hakaretler savurmasına neden oldu. Bunun onları neden bu kadar rahatsız ettiğini anlamış değilim. O çirkin hakaretler benim doğallıkla tepki vermeme neden oldu. Yoksa benim derdim durup dururken bir kürsüye çıkıp Kürt realitesi konusunda nutuk atmak değildi elbette.
KÜRTÇE KASET
- Kürtçe kaset yasak değil ki zaten. Niye açıkladın, neden tepki gösterdiler?
Kaya- Siz de mi aynı şeyi söylüyorsunuz? Ben şarkı söylüyorum, ilk defa başka bir dilde söyleyeceğim bir şarkı haber olarak kimi ilgilendiriyorsa, bu açıklamayı onlara yapıyorum.
- Ertesi gün gazetelerde senin 1993 yılında "Apo posteri" önünde konser verdiğin fotoğrafla belirtildi.. İşin gerçeği neydi?
Kaya- Bakın işin aslı şu: Ben, 1993 yılında Berlin'de, ismi '"Kürt İşadamları Derneği" olan bir kuruluşa böyle bir konser yapmadım. 1994 yılında, adı, "Berlin Esnaflar Birliği" olan bir kuruluşun düzenlediği bir konsere katıldım ve bu kuruluş, mahkemeye, basına ve kamuoyuna gönderdiği bir açıklamayla, kendi sahnelerinde sözü edilen şeylerin asılı olmadığını, kendilerinin bir meslek örgütü olduğunu ve hiçbir siyasi parti ya da örgütle ilişkileri olmadığını açıkladı. Bu açıklama benim mahkeme dosyama da kondu.
ÇOK MUTSUZ
- Mahkeme sürerken sen yurtdışına gittin, konser nedeniyle... Ya da bir kaçış mı?
Kaya- Hiçbir yere kaçmadım. Mahkemeden yurtdışına çıkış yasağımın kaldırılmasını bir tek gerekçeyle talep ettik: Benim konser sözleşmelerim. Bu konserleri yaparken onlara eklenen yeni konserler, yaz boyu burada kısmen gerçekleştirme imkanı bulduğum diğer projelerim (bir öykü ve şiir kitabı denemesi) ve arkasından, güz mevsimiyle yeniden hareketlenen konserler...
Ben Türkiye'nin ceza yasalarından hiçbirini ihlal ettiğimi düşünmüyorum. Adam öldürmedim, bir yeri bölmedim, kimseyi dolandırmadım, hiçbir yeri soymadım, vergi kaçırmadım, namussuzluk yapmadım, uyuşturucu satmadım. Sadece düşündüklerimi söyledim.
- Avrupa'ya ayak bastığın gün, aylar ya da yıllar boyu bir daha Türkiye'ye dönemeyeceğini kestirdin mi?
Kaya- Hayır. Niye böyle düşüneyim ki? Bu, Türkiye'ye dönme-dönmeme sorununa da bu vesileyle bir açıklık getirmek lazım. Buraya gelirken hiç kimseye "...Bir hafta sonra görüşürüz" gibi bir randevu ya da söz vermedim. Bu, en sıradan biçimiyle, benim kişisel seyahat özgürlüğüm kapsamında kullandığım, tamamen benim tasarrufumda olan bir süre ve kalış biçimidir.
- Ama burada (Avrupa'da) olmaktan mutlu olduğunu söyleyemeyiz galiba..
Kaya- Tabii ki değilim. Şu anda Paris'in orta yerinde bir Çin lokantasında olmaktansa İstabul'da evimin balkonunda bir ayağı kırık bir mangalın başında olmayı, ya da isimlerini bilemediğim bir avuç şarabı içmek yerine kokusunu ve lezzetini hiç unutmadığım bir kadeh rakı içmek isterdim. Ya da Boğaz'a inerek köfte ekmek yemek.. Ve ardından cila yerine geçecek bir bardak bira içmeyi....
Devamında da eve her zamanki gibi sokaklardaki polislerle şakalaşarak gitmeyi isterdim.
ŞEREFSİZ KİM
- Avrupa"ya gittikten bir süre sonra bir habere rastladık. "Arabamı o şerefsizlerin ülkesinde bıraktım" dediğin şeklinde? Kim için şerefsiz dedin?
Kaya- Bununla ilgili birçok açıklama yaptım. Fransa'da Liberation, Humanite gibi gazeteler bile yer verdi ama benim ülkem bundan haberdar edilmedi. Yine de ve hâlâ inanmak istiyorum; dürüst ve cesur insanların da olduğu bir ülke ise Türkiye, yani Türkiye böyle insanlar yetiştirdiyse onlar tam da şimdi göstermeliler kendilerini ve bu cümlelerimi aynen yayınlamalılar:
Dünyanın her yerinde ve her ülkesinde şerefliler ve şerefsizler vardır. Türkiye halkı bunları bilir ve benim bütün bir halkı kastederek bu kelimeyi telaffuz etmeyeceğimi de bilir. Ben sözünü sakınmayan bir insanım bunu da bilir. Benim, 64 milyon insana "şerefsiz" demeyecek kadar büyük bir yüreğin sahibi olduğumu da bilir, bilmelidir.
Kocaman bir halka "şerefsiz" demek de ayrıca kimin haddi ve hakkı olabilir? Üstelik dünya görüşü hayata olan inancı halkın içtenliği ve mağduriyeti üzerine kurulu aykırı bir sanatçı bunu diyebilir mi? "Şerefsizlik" üzerine atılmış o inanılmaz derecede kışkırtıcı manşetin altında, ellili yaşına yaklaşmış bir sanatçının içine doğduğu ve yetiştiği kültürün parçası olduğunu, bu başlığı atanlar bilmiyorlar mı sanıyorsunuz? Biliyorlar ama ne fayda!..
Benim bütün bir halkı kastederek "şerefsiz" demediğimi ve demeyeceğimi bilen ve bu kışkırtıcı başlığı atanların daha namuslu ve daha ahlaklı olmalarını dilemekten başka yapacak fazla bir şey yok. Bu kocaman haksızlığı kime havale edeyim bilemiyorum.
- Peki kimler için şerefsiz dedin?
Kaya- Avrupadaki bir konserimde bilinen Magazin Gazetecileri Derneği ödül gecesine değinerek, "Kendime bir araba almıştım. 42 yıldır bu ülkede yaşadığım ve ürettiğim halde, bir açıklamamdan dolayı o ödül töreninde beni bir gecede vatan haini ve bölücü olarak nitelendiren birkaç şerefsizin yüzünden, o arabayı keyifle kullanamadım bile" dedim. Ancak bu sözlerim 64 milyon insana şerefsiz dedi diye yayınlandı. İnanabiliyor musunuz?
GERİ DÖNECEK
- Kürtçe biliyor musun?
Kaya- Kürtçe bir kaset yapmadım. Benim zaten böyle bir amacım yoktu. Yapmak istediğim, Kürtçe bir tek şarkı okumak, ona bir klip çekmek ve bu klibin de TV ekranlarında yayınlanmasını özlemekti. Şarkıyı yaptım, klip henüz çekilmedi, sonrası Türkiye'nin işi...
- Kürtçe bilmiyorsun, Kürtçe kaseti nasıl yapacak ve söyleyeceksin? Ya da bir şarkı...
Kaya- Herkesin İngilizce-İspanyolca-Rumca yaptığı ve söylediği gibi...
- Hatalarının olduğunu düşünüyor musun?
Kaya- Hatalarım oldu. Kendimi yeterince ifade edemediğimi defalarca anlattım. Ama ben anlattım ve sadece ben dinledim. Üslupta bir yanlışlık yapmış olabilirim. Kendi mizacımdan kaynaklanan bir durum. Mizacım ise, çabuk sinirlenip çabuk yatışmak.
- Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun? Türkiye'ye gelecek misin?
Kaya- Ben Türkiye'den çıkmadım ki zaten. Farkındaysanız Ahmet Kaya linç programının son ritüeli de bu. Siz de sorularınızı hep bu medyatik verilerle hazırlamışsınız. Gönderdiğinizi düşünüyor ve geri dönüp dönmeyeceğimi düşünüyorsunuz. Ben zaten o ülkedeyim ve kolay kolay da hiçbir ülkeye gitme niyetinde de değilim.
- Türkiye'den haberler alıyor musun? Mesela deprem seni veya aileni etkiledi mi? Türkiye'de yaşanan kimi gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?
Kaya- Ben Türkiye'den başka yerden haber almıyorum zaten. Gözüm, kulağım, yüreğim orada. Yapamadığım şeyler var. İçimi acıtan şeyler. Bacım ve yeğenim Çınarcık'ta taşlar altında kalıp can verdiler. Gidip üzerlerinden bir taş parçası kaldıramadım. On binlerce depremde can veren insanın acısı içinde erittim acımı da hasretimi de özlemlerimi de. İnsanlara sabır dilerim. Başsağlığı da.
|