kapat

28.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Demokrasi karşıtlığı da bir fikirdir

Netliğin gözünü seveyim. Başsavcı Vural Savaş'ın bu kadar net konuşmasından nasıl memnun oldum bilemezsiniz.

Bu konuşmayla birlikte, konu epey açıklığa kavuştu sanıyorum. Kimin ne istediği, nasıl bir Türkiye arzu ettiği berrak bir biçimde ortaya serildi.

Türkiye'nin önündeki iki farklı yol daha bir netleşti. İki farklı devlet anlayışı... İki farklı toplum projesi... İki farklı vatanseverlik... İki farklı Türkiye tablosu...

Ben bu iki yolu kapalı topluma ya da açık topluma giden yollar olarak görüyorum.

Her alanda ve her koşulda açık toplumu savunan biri olarak, Vural Savaş'ın konuşmasını yadırgayanlara da katılamıyorum. Neofaşistlerin bile fikir özgürlüğünü savunduğuma göre, Vural Savaş'ın konuşma hakkına nasıl karşı çıkarım!

Unutmayalım; demokrasi, sorgulanması günah olan bir inanç değil bir fikirdir.

Bu yüzden, demokrasiyi savunmak gibi, karşı çıkmak da bir fikirdir. Üstelik, demokrasi karşıtı fikirler ne kadar teorize edilir ve güçlü bir biçimde savunulurlarsa o kadar iyidir. Çünkü bu sayede demokrasi içi boş bir tekerleme olmaktan çıkar ve kendi varlık gerekçelerini hatırlar.

Özet olarak, nasıl Sami Selçuk konuştuysa, Vural Savaş da konuşacak.

Ama o da konuşan herkes gibi eleştiriyi göze alacak.

***

Benim demokrasi anlayışıma göre Vural Savaş demokrasi karşıtı fikirlerini özgürce ortaya koyabilir. İsterse polis devletini, isterse parlamentonun feshini, isterse askeri diktatörlüğü savunabilir.

Hatta işi daha da ileri götürüp, insan topluluklarının tarihin her döneminde güdülmesinin ve demir yumrukla yönetilmesinin zorunlu olduğunu düşünüp "kendi kendini yönetme" idealine kavramsal düzeyde karşı çıkabilir.

Bütün bunlarda bir tehlike yoktur.

Çünkü söz tek başına hiçtir.

Etkili olabilmesi için milyonların akıl süzgecinden geçme hünerini gösterebilecek kadar sağlam olması gerekir. Bu hüneri gösteremeyen sözler, sabun baloncukları gibi bir süre havada asılı kalır sonra sessiz sedasız patlayıp giderler. Ne havada asılıyken ne de patlayıp yok olurken kimseyi rahatsız ederler.

Sözler yumurtaya girmeye çalışan spermlere benzer. O amansız yarışta milyonlarcası elenip yollarda kalır, çürük olanlar ayıklanır, asit yağmurunda telef olur. Sanki hiç söylenmemişsecesine tarihin karanlıklarında yok olur. İçlerinden sadece en güçlü ve sağlam olanları rahmin iklimine en uygun olanları, doğru zamanda doğru yerde bulunanları yumurtaya girer ve onu döller.

Bu, insan türünün fikri evriminde hükmünü sürdüren "doğal" seleksiyondur. Bir çeşit Darwinizmdir. Belki de demokrasi, farklılıklar karşısındaki bu geniş yürekliliğini Darwinizme duyduğu güvene borçludur.

***

Vural Savaş terör ve şiddete başvurmadığı sürece istediği gibi konuşabilir.

Hakkı olmayan tek şey, sözlerine güç katmak için hile ve hurdaya başvurmak; sözün altından sopa göstermek, "söz"ünün arkasına başka güçleri aldığını ima etmektir.

Her söz, kendi ağırlığı kadar etki yaratmalıdır.

Vural Savaş sözüne güveniyorsa, arkasına hiçbir şeyi almadan, sadece ve sadece fikirlerinin gücüyle ortaya çıkmalıdır.

Fikir mücadelesinde adil yarışın ön şartı budur.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır