kapat

28.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Gidişatı hiç beğenmiyorum..

Ortalık, açılış törenlerinde kurdele kesemeyen devlet adamlarına kalmasaydı bu konu bana dert olmazdı.. Kurdele kesmelerinden vazgeçtik, bir gün gelecek, açılış töreninde kendini makasla yaralayan devlet adamlarını haber yapacağız..

Devlet adamı dediğiniz kolay yetişmiyor.. Gözüne kestirdiğin birini ele alacaksın, önce bir eyyam semirteceksin.. Pantolon kemeri göbeğinin altında kaybolma kıvamına gelene kadar yiyip içecek.. Beslenecek ki yanağından makas alındığında, şehadet parmağı ile orta parmak et tutamasın..

İyice besleyip de "yanakları kan kırmızıya" yaklaştı mı korkma gayri.. Oturduğu koltuğu hem doldurur, hem kolay kolay yerinden kalkmaz..

ooo

Tabii bunun eğitimi de var..

Bir kere bayramları, törenleri hiç şaşırmayacak.. Hangi bayramda hangi lafı edeceğini bilecek.. Olayları karıştırmayacak.. Söz gelimi önemli biri suikaste kurban gitmişse, arkasından "Dökülen kan yerde kalmaz.." demek devlet geleneğimizdir..

Bu lafı edeceksin ki ahalinin yüreğine su serpilsin.. Şimdi, bunu söylemesi bu kadar zor mu, diye dudak bükeniniz çıkabilir..

Bence zordur.. Çünkü bazı laflar söylene söylene pembe dizi repliklerine döner.. Olur olmadık yerde ağzınızdan çıkabilir..

Aman kendinizi şaşırmayın..

Diyelim ki yukarıdaki cümleyi boş bulunup da Kurban Bayramı'nda kullandı.. Kasap kurbanı kestikten sonra "Allah kabul etsin.." diyeceğine ya "Dökülen kan yerde kalmaz.." deyiverirse..

Tövbe diyeyim çarşı o saat karışır..

En başta koyunlar "devlet korumasına" girdiklerini düşünüp çobana diklenirler..

Gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru, anahtar teslimi prefabrik evlerin gururu Ecevitimiz; Eylül ayında Amerika'ya giderken "30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlarım.." dediğinde memleket karışmadı mı?

İstemezleri oturdukları yerden "Ecevit hasta.." diye laf çıkardı..

Taraftarları ise "Ne varmış 30 Ağustos'u şimdiden kutladıysa? Belki de Sayın Ecevit gelecek yılın Eylül ayına kadar orada kalacak.." diyerek konuyu kaynatmaya çalıştı..

Bütün bunlar Ecevitimiz'in devlet adamı olarak et tutmamasından kaynaklanıyor.. Bizim ahali yöneticinin ense kulak yerinde olanını zever, zebun durana kulak asmaz..

Başbakan'ın kendisi zaten bir gıdım.. Bir de yemek yiyeceği yerde; çaya, cıgaraya kuvvet veriyor.. O yüzden dermansız duruyor..

Yürüdüğü zaman dermansızlığı belli oluyor.. Televizyonda Başbakanımız'ı seyirtirken görenlerin yüreği "Ha düştü, ha düşecek.." diye ağızlarına geliyor..

Bir de o korumaları etrafında yürürken "düşerse tutarız.." gibilerinden kollarını açmıyorlar mı görüntü daha da beter oluyor..

Sanki başbakan yürüme idmanına çıkmış da korumaları tay tay yaptırıyormuş gibi bir manzara çıkıyor ortaya..

ooo

Başbakanımız öğle yemeklerinde fazladan bir acılı dürüm yese, yavaş yavaş et tutar ve bu tür söylentilere de mahal kalmaz..

Sadece eleştiren değil, çözüm üreten bir köşe yazarı sıfatıyla söylüyorum bunları..

Bir de çay sorunu var.. Ecevitimiz eğer çaydan vazgeçemiyorsa bu mereti şekersiz değil, tam tersine üç, beş hatta yedi şekerli içmeli.. Öyle ki şekerin yoğunluğundan çay kaşığı bardağa batmamalı..

İşte o zaman yüzüne kan gelir.. Enerjisi artacağından Meclis'e hoplaya zıplaya girer.. İsterse kürsüye çıkmadan önce ters salto bile atar.. İsterse yeni aldığı dairenin misafir salonunda Hüsamettin Özkan'la güreş bile tutar..

Kurdele kesme talimi..

Lafı devlet adamından aldık, nerelere getirdik!

Bu benim dağınıklığımdan değil, birikmiş fikirlerimin fazlalığından oluyor.. Şu fikirden de biraz koyayım, bundan da biraz ekleyeyim derken yazının karnı şiştikçe şişiyor..

Ben asıl devlet adamı yetiştirme işine önem vermemiz gerektiğini anlatacaktım.. Onu da şuradan şey ettim..

Geçenlerde Baba, Ecevitimiz ve Meclis Başkanımız Yıldırım Akbulut, üçü birden bir açılış yapmışlar.. Önlerinde açılışı yapılacak şeyin kurdelesi var.. (Araştırdık, kırmızı renkte..) Oradaki zevat büyüklerimizin ellerine birer makas vermiş..

Baba makasın açık ağzını, kurdelenin üzerinde sağda bir yere, Ecevitimiz de kendi makasını kurdelenin solunda bir yere dayamış.. Akbulut ise arada kaldığından, kendi makasını ortada bir yere tutmuş..

Vali'nin iki parmağını ağzına sokup, ıslık üflemesiyle birlikte üçü birden "Ya Settar, Ya Gaffar.." çekip makasla hamle etmişler..

Kurdele Baba'nın ve Ecevit'in makasları ile iki yerden kesilip açılmış.. Ortadaki parça da Akbulut'un makasının ucunda kalmış..

ooo

Akbulut makası açıp kapıyor ama aletin ucuna takılan meret parça bir türlü kesilmiyor.. Çünkü iki ucundan tutan yok!

Ben medya leşkerlerinin yalancısıyım.. Akbulut'un makasının ucunda kalan parça, yaz başında yuva yapan leyleğin gagasında taşıdığı çöp gibi kalmıştı, diye anlattılar.. Çok sakil bir durum çıkmış ortaya..

Baba ile Ecevit, kendi paylarına düşen kurdeleyi kestiklerinden yürüyüp gitmişler.. Akbulut geride kalmış, aylak berber gibi makas şıkşıklıyor.. Koskoca Meclis Başkanı'nı orada bırakacak değiller ya!

Vilayetin ne kadar resmi adamı varsa pata çakmış, esas duruşu bozmuyor.. Akbulut da elindeki makasın ucuna takılı kurdeleye "Marifetten bir şey geçmez elime.. Hakikatten bir söz gelmez dilime.." dercesine bakıyor..

Baba adamlarına "Bizim Başkan nerede?" diye aratıp sormasa, tören yemeği de kaçacak..

Bu iş benim canımı fevkalade sıktı.. "Devlet adamı kolay yetişmiyor.." demem, olayı kendime dert etmem bundandır..

Vaktiyle akıl edip "Devlet adamı üretme çiftliği" kursaydık, gençleri okul çağından alıp bugünlere hazırlardık..

Yine de vakit geçmiş değil.. Meclis bünyesinde bir "Hızlandırılmış Kurdele Kesme Kursu" açılamaz mı?

Olaylara sevgi ile yaklaşırsak çözemeyeceğimiz sorun yoktur.. Birbirimizi öldürmeyelim, demiyorum..

Yine öldürelim ama sevgiyle..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır