|
|
İç barış geldi
Futbol öyle dinamik bir oyun ki, durup arkaya bakacak vakit yok. TSYD'yi kazanan, ligde lider olan, Şampiyonlar Ligi'nde dünyanın devlerini zor durumlara düşüren G.Saray'da, Chelsea hezimeti sonrası herşey tartışılır olmuştu.
Bu açıdan bakıldığında Hertha zaferinin zamanlaması mükemmel oldu. Hem prestij olarak hem UEFA'yı yakalama yolunda önemli kazançlar elde edildi. Ama daha da önemlisi G.Saray iç barışı yakalama şansını buldu. Chelsea hezimeti sonrası Terim'le oyuncular arasında yaşanan gerginlik, olası bir Hertha yenilgisi sonrası çözülemeyecek boyutlara ulaşabilirdi. G.Saray'ın ekonomik sıkıntısı da düşünüldüğünde, sezonun kalan bölümü ıztırab halina dönüşebilirdi. Hertha maçı, gerek Terim'in gerek oyuncuların gerginlikten kurtulmasını sağladığı gibi, en iyi yolun kenetlenmek olduğunu herkesin anlamasına yaradı.
Hakan'ın küsmeye hakkı yok
Chelsea maçı sonrası en çok tenkit edilen oyunculardan biri Hakan Şükür'dü. Ona yöneltilen eleştirilerin bir bölümü futbolculuğuyla alâkalıydı ki, buna katılmak mümkün değil. Dinlendirilmesine kızıp adelesinin çekmesini bahane ederek oynamasaydı, eleştirilere cevap verme şansını bulamayacaktı. Bazıları da Hakan'ı kafası başka işlerle meşgul olduğu gerekçesiyle tenkit ediyordu. İşte Hakan bunlara kulağını kapatmamalı. Hertha karşısında oynadığı futbolu gören eleştirmenler daha azıyla yetinebililer mi? Tabii ki herşeyini sahaya yansıtmasını isteyecekler. Birilerine kızıp arkadaşlarına küsmek takımına değil, aslında daha çok kendine zarar vermektir.
Hertha maçı Türk futbolunun geldiği yerin tartışılmasına nokta koymuştur. Chelsea hezimeti sonrası "Zaten kapasitemiz bu kadar" diyenler çoğalmıştı. Türk futbolcusunun kapasitesi bazı şeyleri başarmak için yeterli. Yeter ki işini hakkıyla yapsın. Başka şeylerle uğraşmadan yüreğini ve becerisinin tamamını sahaya yansıtsın.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|