kapat

14.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ASAF SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


"Stand-by" ne işe yarayacak?

Son yazılarımızda ağırlığı bütçeye verdik. Türkiye'de iktisat politikası denince, akla önce bütçe dengesi geliyor. Çünkü, uygulanan yanlış politikaların tümü eninde sonunda bedelini bütçeye ödetiyor.

Hükümet "memuru enflasyona ezdirmem" diyor. Bütçenin en önemli kalemi olan personel harcamaları artıyor. Aynı şey tarım destek fiyatları için geçerli. Orada sistem dolaylı işliyor. Önce Toprak Mahsulleri Ofisi ve Ziraat Bankasının görev zararları büyüyor. Mecburen bunlar bütçeye masraf olarak giriyor.

Öte yandan ekonomi küçüldüğü için vergi gelirleri düşüyor. Ve bütçe açığı artıyor. Açığı kapatmak için hükümet petrol ve diğer kamu ürünlerine zam yapılıyor. Ekonomideki küçülmeye rağmen enflasyon yükseliyor.

Ama yetmiyor. Devlet piyasalardan daha fazla borç almak zorunda kalıyor. Bu da TL faizlerini tırmandırıyor. Faiz yükü artınca, bütçe açığı tekrar büyüyor. Böylece Türkiye ekonomisi kırılması zor bir fasit dairenin içinde hapsoluyor.

Buna "alaturka dezenflasyon fiyaskosu" diyorum. Çünkü hem enflasyonu düşüremiyoruz. Hem de ekonomiyi canlandıramıyoruz. Yani tam bir fiyasko...

IMF'nin çözümü
Bu tatsız sürece IMF'nin getirdiği bir çözüm var. Bunu başka ülkelerde de uygulamışlar. Başarılı olmuş. Şimdi Türkiye'ye teklif ediyorlar. "Bizim önerdiklerimizi yaparsan seninle anlaşma imzalarız ve para veririz" diyorlar. O anlaşmanın adı "stand-by".

IMF usulu "alafranga dezenflasyonun" iki ayağı var. Birincisi, kur artışlarını yavaşlatmak. Halen TL döviz sepeti bazında ayda yüzde 3.5-4.5 civarında değer kaybediyor. IMF bunu yüzde 2'nin altına çekin diyor.

Ne olacak? Maliyet enflasyonu gerileyecek. Ama kur artışı daha önce yavaşladığından o sırada TL değer kazanacak. İthal ürünler nisbi olarak ucuzlayacak. İhracatçılar zorlanacak.

Bunun sonucunda dış denge açık verecek. IMF kısaca "dış açıktan korkma, ben senin döviz ihtiyacını karşılarım" diyor. Türkiye'ye vereceği borçla dış açığın finansmanı mümkün olacak. Dış açık sayesinde enflasyon düşecek.

Buraya kadar çok basit gibi duruyor. Ama, IMF'in para vermek için bir şartı daha var.

IMF'nin şartı
Nedir o şart? "Bütçede fazla açık verme" diyor. Mantık çok basit. Tersinden bakalım. Bir yandan TL değer kazanacak. Aynı zamanda bütçe büyük açık verecek. Ne olur?

İki şey. Bir: iç talep aşırı canlandığından enflasyon düşmez. İki: yüksek iç talep dış açığın çok büyümesine yol açar. IMF'nin verdiği borç bu açığı karşılamaya yetmez.

Halbuki bütçe açığı daralırsa, hem enflasyon düşer hem de dış açık makul düzeylerde kalır. Bu durumda nominal ve reel TL faizleri hızla geriler. Faiz giderlerinin azalması bütçeyi daha da düzgün hale getirir.

Ama hükümet buna bir türlü yanaşmıyor. Çünkü bütçe açığının küçülmesi için harcamalarını kısması gerekiyor. Daha az maaş zammı, daha düşük tarım fiyatı, daha az yatırım, vs. hepsinin siyasi faturası var.

IMF'ye "senin verdiğin para ile bütçe açığımı finanse edeyim, onun karşılığında devalüasyonu daha hızlı tutar, dış açığı öyle denetim altında alırım" diyor.

IMF bu teklife yanaşmıyor. Neden? Çünkü o zaman enflasyon düşmeyecek. Sadece büyüme hızlanacak. Özetle, "ben sana parayı büyümeni hızlandırman için değil, enflasyonu düşürmen için veririm" demeye getiriyor.

"Stand-by anlaşması" etrafında oluşan tartışmanın özü buradadır. Enflasyonu düşürecek miyiz? Yoksa düşürmeyecek miyiz? Hamlet'in dediği gibi, "düşürmek yada düşürmemek, işte bütün stand-by"...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır