Bunların arasında, ekonomik, ahlaki, toplumsal, psikolojik, parasal ve yargı ile ilgili türlü-çeşitli sorunlar var. Bunlara değinmek artık her zamanki işimiz oldu. Faydalı olabildiğim sürece bu işime devam edeceğim.
Şimdi sizlere önemli yeni bir problemden bahsetmek istiyorum.
Aslında bu çarpıklığı yapan, meydana getiren yine YÖK ama onları artık muhatap olarak kabul etmediğim için daha etkin bir güç olan kamuoyuna yansıtmayı uygun buluyorum. İşte üniversitede 10 yıldır uyguladıkları TUS problemi...
TUS'un anlamı; Tabip Uzmanlık Sınavıdır. Tıp Fakültesi öğrencileri doktor olduktan sonra uzmanlık sınavı olan TUS'nı geçmeden mütehassıs olamazlar. Nitekim bu TUS ZULMÜ doktorlar arasında adaletsizliğe sebep oluyor. Bir defa Tıp Fakültelerinin çok büyük bir kısmı Türkçe öğretim yaptığı halde bu TUS'ın birinci basamağı İngilizce'dir. Yani doktor olmuş bir kişi İngilizce sınavını veremedimi pratisyen olarak kalmak zorundadır. İkincisi, her 15 doktordan birinin, yani yüzde altı veya yedi civarındaki bir oranın uzmanlık eğitimine kabul edildiği bu TUS sistemi genç doktorları birbirlerine ezdirmektedir. Üçüncüsü, bu TUS sorularının hazırlanmasındaki haksızlık ve adaletsizliktir. Çünkü sorular sadece Hacettepe ve Gazi Tıp Fakültesi gibi iki üniversitenin öğretim üyeleri tarafından hazırlanmaktadır.
Neden bu sorular Türkiye'deki bütün Tıp Fakültelerinden seçilecek öğretim üyelerinden oluşan geniş kapsamlı bir komisyon tarafından hazırlanmaz bir türlü anlayamadım. Dördüncüsü ve en önemlisi ise, TUS sorularının ve cevaplarının yıllardır gizli tutulması... Sanki milli bir sırmış gibi neden gizli tutulur. Halbuki hiç olmazsa sınavdan sonra sorulan sorular ve verilen cevaplar açıklanmalıdır.
TUS soruları ve cevapları yıllardır gizli tutulduğundan, bu imtihana giren genç doktorlar yaptıklarının ne derece doğru olduğunu bilmemekte, kendilerine bildirilen sonuca boyun eğmektedirler.
Bu da işin içinde bir takım haksızlıkların döndüğü işaretlerini vermektedir. Hele hele cevapların açıklanması sonucunda tıp öğretim üyeleri arasında görüş birliğinin sağlanıp, sağlanamayacağı ve bu nedenle kıyametin kopacağı düşüncesi çok kuvvetli bir şekilde yaygınlaşmıştır.
Onun için ülkemizin diz boyu olan sağlık sorunlarının daha da büyümemesi ve çözüme kavuşturulması bağlamında bu sağlık sorunlarını göğüsleyecek genç doktorlarımızın TUS ZULMÜ'nden ve işkencesinden kurtarılmaları gereklidir. Çünkü gelişmiş Batı toplumlarında böyle bir TUS ÇİLESİ yoktur... Çağdaş ve aydınlık Türkiye'yi isteyenler gençlerimizi böyle despotça uygulamalarla bezdirmemelilerdir. Ben her ne kadar bu konuda fazla bigi sahibi olmasam da bu yazdıklarımın gerçekliğini, danıştığım birden fazla profesör, doktordan doğrulattığımın da bilinmesini isterim.