kapat

14.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Ah Alamanya.. Alamanya..

Bize neden zıt gittiklerini, bizi neden Avrupa Birliği'nde istemediklerini iyi biliyorum.. Bu kafada giderlerse aynen karşılık veririz.. Biz de Almanlar'ı İslam Zirvesi'ne çağırmayız.. Alman futbolcuları ve teknik direktörleri ezeriz..

Yunanlı'nın aklı erenleri oturup takvim yapmış.. Bizim Avrupa Birliği'ne 2012'den önce giremeyeceğimize karar vermiş.. Eh buna da şükür.. Giriş tarihimiz 2012 bile olsa iyi..

Bu işte karışık olan çıkış tarihimiz..

Eğer ömrüm elverir de girişimizi görürsek o tarihten sonra ne zaman çıkaracaklarını merak ederim..

Bu arada Başbakanımız, iki gözümüz Ecevit'in Avrupa'yı ırkçılıkla suçlayan beyanlarını çok manalı buldum..

Gerçi adamlar biraz bozuldular ama bir tanesinin de aklına "Biz sizi 1974'te tam üye yapıyorduk, o zaman imzayı atmayan sayın Ecevit değil miydi?" diye takaza yapmak gelmedi..

Ecevitimiz o zaman "Onlar ortak olacak biz pazar.." fikrinden gittiği için "mesul olurum.." diye imza atmamıştı.. Bizim de gidişata aklımız ermediğinden sesimiz çıkmamıştı..

Kaçan fırsatın arkasından "Ah fındığım fındığım.. Dallarına konduğum.." şeklinde ağıt yakmamız bundandır..

ooo

Bana çok veciz gelen bu girişi "Akıllının ayıp saydığı ile ahmak övünürmüş" lafını doğrulamak için yazmadım.. Hallerimi anlatmak derdindeyim..

Bir huyum var ki çok kötü.. İki senedir peydahlandı.. Bütün kötü huylarım içinde "Top Ten"e bir girdi ki pir girdi.. İki senedir de liste başından inmiyor..

Anormal insanlar yataktan kalkar kalkmaz güne başlar. Ben normal olduğum için uzunca bir süreye ihtiyacım oluyor..

Uykudan kalkışım ile sosyal hayata uyum sağlayışım arasında geçen bu süre nedense kış uykusundan uyanan bir ayının ihtiyaç duyacağı süreden daha fazla oluyor..

Zihnimin dağınıklığı bundan.. Mesela bugün sözüm ona tanıdığım Almanlar'ın antikalıklarını yazacaktım. Aklıma Niğdeli Abdullah düştü..

Niğdeli Abdullah
Batı Berlin'deydim.. Oteldeki odamda aylak aylak TV kanalları arasında dolaşırken karşıma Türkçe bir yayın kuşağı çıktı.. Amatör kümede mücadele eden Türkiyemspor'un o gün maçı olduğunu bu yayından öğrendim..

İçimi "Maç seyretme hevesi" bastı. Hemen otelden çıktım. Bir taksiye atlayıp maçın oynanacağı stadyuma geldim..

Biletimi alıp içeri girdim.. Her taraf silme Türk.. Üç beş Alman var ama onlar azınlıkta.. Stadın sadece bir kenarında tribün var. O da üstü açık. Diğer yanları ise hipodrom gibi.. Düzayak arazi.. Sahaya girilmesini önlemek için alçak bir barikat yapmışlar o kadar..

Ne de olsa amatör maçlar için yapılmış bir saha.. Maç da henüz başlamış.. Bir köşeye ilişip maçı izlemeye başladım..

O sırada yanıma elli yaşlarında pala bıyıklı bir adam geldi.. Ben bıyık dedim ama siz yol tabelası haşmetinde bir şey anlayın.. Bıyığın bir ucu Batı Berlin'i diğer ucu Doğu Berlin'i gösteriyor.. Rahmetli eşkıya Hekimo'nun bıyıkları bile yanında cezve sapı gibi kalır.

"Selamınaleyküm, aleykümselam.." faslından sonra başladık muhabbete.. Niğde'denmiş, adı da Abdullah.. Yirmi küsür yıldır Berlin'de yaşıyormuş. Artık çalışmayıp sosyal yardım alıyormuş.. "Niye çalışmıyorsun? İş mi yok?" diye sordum.. "Yaşlandık artık, şimdi çocuklar çalışıyor.." cevabını verdi.

Yaşlandık, diyor ama maşallah iştahı delikanlı kıvamında.. İkide bir yanımdan ayrılıyor, arkalarda bir yere gidip elinde yarım ekmekle dönüyor.. Ekmeğin için de ya döner ya sucuk var.. Beslenme saatini Türkiyemspor'un maçına göre ayarlamış gibi..

Yağmura yakalandık..
Abdullah'ın maçla bir ilgisi olmadığı kısa zamanda ortaya çıktı.. Devamlı anlatıyor.. Kendi seyretmediği gibi bana da maç seyrettirmiyor..

Biz sohbeti "Bülent Ersoy'un kestirmekle iyi mi etti kötü mü etti" faslına kadar getirmiştik ki şiddetli bir yağmur başladı.. Şemsiyesi olanlar açıp rahat etti. Lakin biz gafil avlanmışız. Şemsiyemiz filan yok..

Ben "Ne yapacağız.." diye bakınırken Niğdeli Abdullah "Şimdi hallederiz.." dedi. Yan gözle tepeden başlayıp, ayağıma kadar şöyle bir baktı.. Kalıp kestirimi yaptı yani..

Herhalde beğendi ki "Benimle gel" talimatını verdi.. Böyle durumlarda beni bir koyun güdüsü sarar ve sürüye takılırım.. Hiç itiraz etmeden peşine düştüm.. Futbol sahasının etrafını çeviren çalı örtüsünden bir duvar vardı. Onun dibine geldik..

Sağa sola baktı.. Çalıları ayırdığı gibi içeri daldı.. Ben de peşinden.. Birden kendimizi bir tenis kulübünün bahçesinde bulduk..

O gün kulüp kapalı olduğundan kimseler yok.. Bahçenin içindeki açık hava cafesi bomboş..

Abdullah yürüdü.. Koca bir bahçe şemsiyesi beğendi.. Bana "Geç karşıya" dedi.. Geçtim.. Eğildi.. Şemsiyeyi tutan betonu iki eliyle kavradı.. Ben de diğer taraftan kavradım. "Kaldır bakalım.." dedi..

Kaldıramadık.. Daha doğrusu onun tarafı kalktı benim taraf kalkmadı.

ooo

Abdullah kof çıkmama biraz bozuldu.. "Kalıbının adamı değilmişsin.." diye söylenip, kendisi geçti göbek taşının başına.. Taşı iki eliyle diplerinden kavradı..

Aynen Naim Süleymanoğlu gibi derin derin soluklandıktan sonra birden yüklendi.. Ortasına şemsiye dikili koca betonun havalandığını gördüm..

Hemen önüne geçtim.. Çalı duvara kadar koşar adım yürüdük. Rahat geçsin diye çalıları kuvvetlice ayırdım. Yaşlılıktan dolayı artık çalışamadığını anlatan Abdullah, en az yüz kiloluk yüküyle "gık demeden" bu aralıktan geçti..

Yeniden futbol sahamıza dönmüştük.. Getirdiği şemsiyeyi sahanın kenarında bir yere koyduk. Tepesini de açtık.. Ohhh! Kızılderili çadırı genişliğinde bir mekan..

Altına girip ıslanmadan, sohbetimize kaldığımız yerden devam ettik..

Ertesi gün tenis kulübünün garsonları o koca şemsiyeyi nasıl geri taşıdılar hiç bilemiyorum..

Fatih, ATV için yapacağımız çekimde bana belki de Avrupa Birliği'ne üyeliğimizi soracak..

Aklıma Niğdeli Abdullah'la birlikte çaldığımız şemsiye geleceğinden muhtemelen Alman Hükümeti'ni Türk düşmanlığı ile suçlayacağım..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır