|
|
Önce piyasa demokrasisi
Sermaye piyasası hukukçusu Ünal Tekinalp, yeni Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı ile piyasada hiyerarşinin artırıldığını ve 'devler yaratıldığını' belirtti
Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki itiraz noktalarını 14 maddelik bir rapor ile dile getiren Aracı Kurumlar Birliği, şimdi de TÜSİAD tarzı bir çalışma sistemi ile Türkiye'nin en önde gelen sermaye piyasası hukukçularından Ünal Tekinalp'e yeni Sermaye Piyasası Kanun Tasarısı ile ilgili bir araştırma raporu hazırlatıyor.
Kanun ile ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Tekinalp temel olarak yeni Sermaye Piyasası Kanunu'nun piyasada hiyerarşiyi artırdığını belirterek "Gittikçe hiyerarşik bir toplum oluyoruz. Bir takım devler yaratıyoruz. Bu demokratik anlayışa aykırı. Bu kanun Sermaye Piyasası Kurulu'nu denetleyici bir kurum olmaktan çıkartıyor. Kanun piyasanın değil halka açık şirketlerin kanunu oldu. Bu Kanun'la sermaye piyasası demokrasisi olmaz" yorumunu yaptı.
TEMEL ELEŞTİRİLER
Kanun'daki son değişiklikler ile SPK'nın denetleme görevinin ortadan kaldırıldığını ve kurumun bir düzenleyici haline geldiğini belirten Tekinalp, şöyle devam etti:
"Ben bunu tasvip etmiyorum. Bu Kanun ile Türk Ticaret Kanunu arasında ciddi ayrılıklar yaratılıyor. Kanun'la denetleme konusunda getirilen hiç bir yeni düzenleme yok. Oysa tatbikat buna ihtiyaç duyuyor. Yeni denetleme enstrümanlarına ihtiyaç var. Eskiden halka açılma başvurularında şirketin kalitesi incelenip öyle izin verilirdi. Şimdi ise SPK kayda alıyor ve 'kağıdın kalitesini piyasa belirlesin' diyor. Böylelikle de piyasaya kötü şirketler giriyor. Bu uygulama sona erdirilmeli."
DENETİM ÖNEMLİ
SPK'nın esas sözleşme değişikliği, sermaye artırımı, azınlık hakları gibi ayrıntılarla ilgilenmesinin de kurumun doğasına aykırı olduğunu ifade eden Tekinalp, "Kurul şimdi bir ferman sistemi uyguluyor. Her şey için onun iznine başvurup ferman almak gerek. Oysa tüm dünyada izin sistemi kaldırılıyor. Ticaret Bakanlığı, TTK'da bu yönde adımlar atıyor. Ama SPK tam tersi yönde hareket ediyor. Hukuki konular hukukçu olmayanlar tarafından ele alınıyor. Bu da sorun yaratıyor" dedi.
Yeni Kanun ile evraksız kıymetli kağıt sistemi, yani kaydi sisteme geçilmesinin öngörüldüğünü ve bunun olumlu bir adım olduğunu hatırlatan Tekinalp, "Ama bütün sorumluluğu kaydı yapan kurumun yüklenmesi gerekli. Şimdilik bu hüküm yetersiz ama ilerde tebliğlerle düzenlenebilir" dedi.
Yeni suç bularak sorun çözülmez
Ünal Tekinalp SPK'nın yeni suçlar bularak ederek piyasada düzeni kurmaya çalıştığını belirterek, "Yeni suçlar bulmak, cezaları ağırlaştırmak sorunu çözmez. Önemli olan şirketler yaşarken tedbir almak. Örneğin Bankalar Kanunu'nda şahsi sorumluluk getirildi. Artık yöneticilere ait hisselere el konulabilme yetkisi var. Bu yabancı bankacıların 'acaba bizim hisselerimiz de tehlike altında mı' tereddüdünü yaşamasına neden oluyor" dedi. Yatırımcıları Koruma Fonu'nu da 'hiç yoktan iyidir' sözleriyle tanımlayan Tekinalp, "Son 15 yıldır bir Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu var. Ama krizlerde fon yetersiz kalıyor ve devlet kaynakları buraya akmak zorunda kalıyor. Yatırımcıyı Koruma Fonu'na karşı değilim ama bu, sorunu halletmiyor" dedi. Aracı Kurumlar Birliği'nin SPK'ya çok fazla bağımlı hale getirildiğinin altını da çizen Tekinalp, "Bir meslek örgütü tamamen bağımsız olmalı. Hatta piyasanın sağlıklı olması için gerektiğinde Kurul'un karşısına dikilebilmeli" yorumunu yaptı.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|