O bizim paşa
Pakistan'ın darbeci Genel Kurmay Başkanı Pervez Müşerref'in kişiliği Türkiye'de biçimlendi. 7-13 yaş arası Ankara'da geçti, ilkokula Türk okulunda devam etti
Pakistan'da yönetime el koyan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Pervez Müşerref'in 6 yıl süreyle Ankara'da yaşadığı, Türkçe'yi ana dili gibi konuştuğu ortaya çıktı. Orgeneral Müşerref babasının Pakistan'ın Ankara Büyükelçiliği ve CENTO'da görevleri nedeniyle, 1950-1956 yılları arasında çocukluğunu Türkiye'de geçirdi. 1943 doğumlu olan Müşerref, 7 yaşında geldiği Ankara'dan 13 yaşında ayrıldı. İlkokul ve ortaokulun bir kısmını Türkiye'de okudu.
Türkçe'yi ana dili gibi öğrenen Orgeneral Müşerref ülkesinde de, Türkiye'den gelen heyetlere mihmandarlık yaptı. Ancak Müşerref Pakistan ordusunun bir çok subayının aksine TSK'nın okullarında eğitim görmedi. Her zaman Türkler ve Türkiye'ye yakınlık duyan Müşerref'in arkadaş sohbetlerinde "Türkçe'yi unutmaktan korkuyorum" diye yakındığı anlatılıyor. Müşerref'in babası da Türkiye'den ayrıldıktan sonra ülkesinde uzun yıllar "Pakistan-Türkiye Dostluk Derneği Başkanlığı" yapmış.
TÜRKİYE'YE GELECEKTİ
Yaptığı darbe ile tüm dünyanın dikkatlerini üzerine toplayan Orgeneral Müşerref, geçen 13 Haziran 1999 tarihinde Türkiye'yi ziyareti sözkonusuydu. Pakistan ordusunun geleneklerine göre ülkede Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına terfi eden subaylar ilk ziyaretlerini Türkiye'ye yapıyorlar. Ancak 7 Ekim 1998'de Orgeneralliğe terfi eden ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na getirilen Pervez Müşerref, Ocak 1998'de de Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Ancak bu ziyaret, devrik Navaz Şerif ile Orgeneral Pervez Müşerref'in arasının açılmasına da neden olan Keşmir olayları nedeniyle ertelenmişti.
Orgeneral Müşerref'e bu ziyaretinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş tarafından iki ülke ilişkilerinin gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı TSK Liyakat Nişanı verilecekti.
Ancak ilk kez Pakistanlı bir kuvvet komutanı sorunlar nedeniyle Türkiye'ye gelemeden bir başka ülkeye gitmişti. Görevden alındığı sırada Sri Lanka'da olan Orgeneral Müşerref, ülkesine geri dönerek yönetime el koydu.
ECEVİT: 'ÜZÜLDÜM'
Başbakan Bülent Ecevit,"Pakistan'daki olaya çok üzüldüm fakat şaşırmadım. Çünkü bir süreden beri Pakistan'da giderek artan bir siyasal huzursuzluk vardı" dedi.
Ecevit açıklamasını şöyle sürdürdü: "Navaz Şerif, son Keşmir olayları sırasında askeri birlikleri bazı noktalardan çekme kararı vermişti. Genelkurmay da buna itiraz etmişti. Bütün bunlar bir araya gelince, Pakistan'da birtakım olumsuz gelişmelerin yer alabileceği kuşkusu bende uyanmıştı. Tabii çok üzüldüm. Navaz Şerif benim çok değer verdiğim bir devlet adamıdır ama Pakistan'ın içişlerine kesinlikle karışmayız. Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluk ve ilişkiler, hükümetleri aşan, halktan halka dostluk ilişkileridir. Biz Pakistan demokrasisindeki kesintinin kısa zamanda kansız ve acısız olarak sona ermesini diliyoruz."
Bir darbecinin yaşam öyküsü
Müşerref, Pakistan bağımsızlığını kazanmadan önce 4 yıl önce 1943 yılında Yeni Delhi'de doğdu. 1964 yılında Topçu subayı olarak Pakistan Ordusu'na katıldı. Quetta'da bulunan Komuta Kurmay Koleji, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve İngiltere RCDS kursunu bitirdi. Ülkesindeki Komuta Kurmay Koleji ve Milli Güvenlik Akademisi'nde öğretim görevlisi oldu.
Kurmay subay olarak Tugay Kurmay Başkanlığı, Tuğgeneral rütbesinde Piyade Tugayı ile Zırhlı Tümen Topçusu ve Taarruz Görevinde Piyade Tümenine komuta etti. Harekat Başkanlığı'nda Başkan Yardımcılığı, Askeri Sekreterlik'te Yardımcı Sekreter ve Kara Kuvvetleri Harekat Başkanlığı görevini yürüttü.
Orgeneral Pervez Müşerref, 1965 yılındaki Pakistan-Hindistan savaşına katılmasından dolayı İmtiyaz-ı Sanad, Tamgha-i Basalat ve Hilal-i İmtiyaz madalyalarına sahip bulunuyor.
Multan'da bulunan 1'nci Kolordu Komutanlığı'ndan sonra 7 Ekim 1998'de Orgeneralliğe terfi etti ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Ocak 1998'de Başbakan Navaz Şerif ile anlaşamayarak istifa eden Orgeneral Cihangir Karamat'ın yerine, Genelkurmay Başkanı olarak atandı.
Levent Kırca'nın parodisi gerçek oldu
Peki Pakistan'da Türkiye'deki gibi pekçok özel televizyon kanalı olsaydı durum ne olurdu. Bu sorunun cevabını en iyi biçimde Levent Kırca 6 sene önceki bir skeçinde vermişti... Bakın nasıl
(Paşalar, biraraya gelmiş, konuşuyor)
- El koymakla bitmiyor
- Koy koy bitmiyor
- Eskiden birtek TV vardı, albaylardan biri gider TV'ye el koyar, iş biterdi. Şimdi öyle değil, bir sürü TV var.
- TV'lere el koyabilmek için ordunun yarısı bölündü, yüksek rütbeli subaylar yetmediği için bazı küçük rütbeli subaylar, hatta onbaşılar bile TV'lere el koyacak.
- Dikkat... Hareket sabah saat 5'te başlıyor, saatlerimizi ayarlıyoruz
- Dikkat hazırol!!!
***
(Üst rütbeli bir subay kameranın karşısında kürsüye geçer)
- Sevgili vatandaşlar, ülke yönetimine elkoyduk. İşte el bu. Sevgili vatandaşlar bunlar benim arkadaşlarım (arkadakileri göstererek)
- (Arkadaşları) Memnun olduk
- Sivil yöneticiler koltuk sevdasına kapılmışlar. Bu koltuk sevdası...
(Reklam girer, bizi izlemeye devam edin...)
- Sivil yöneticiler memleket sevdasına kapıldılar...
(Bizi izleme devam edin..Reklamlar)
- Bu gidişe dur demek gerekiyordu
(Bizi izlemeye devam edin...)
- Bu durumda ne diyecektim, ben şimdi. Adamda kafa bırakmıyorlar ki... Bırakın şu kutuyu indirmeyi de ağız tadıyla bir darbe yapalım ya... (Kızar) Yapmıyorum Allah Allah...
***
(İki paşa, bir kahvede tavla oynarken, gazeteciler röportaj yapmaya geliyor.)
- Efendim iyigünler, Olacak O kadar TV'den geliyoruz. Niçin darbeleriniz başarılı olamadı, niçin tavlalarınızı köşe bucak oynuyorsunuz?
- Bizim suçumuz yok, medya icat oldu, darbe bozuldu.
- Efendim siz hayatınız boyunca darbeler yaptınız, çalıştınız ama başırılı olamadınız...
- Efendim aslında yaptık...
- Peki niye bizim haberimiz olmadı?
- O zaman açıklayayım, biz darbe yaptık yapmısına ama millete haber veremedik.
Mahmut BULUT
|