


Arkadaş zannediyoruz ama...
İyi bir okulda okumak, güzel bir gelecek dışında yakın dostlar edinmek açısından fazla bir şey ifade etmiyor.
Okula yeni başladıysanız, dikkat edin, arkadaşlarınızı iyi seçin. Her açıdan gerçekten anlaştığınız insanlarla dostluk kurun. Aile yapılarınız, fikirleriniz, amaçlarınız çatışmasın. İleride pişman olup, şöyle bir baktığınızda yanınızda kimseyi göremeyebilirsiniz. Ve üzülen bir tek SİZ olursunuz.
Arkadaşlarınızı tüm yönleriyle tanımaya çalışın. Hatalarını yüzlerine vurmayın ama sizi kırdıklarında bunu belli edin. Kendinizi onlar için değiştirmeyin. Bırakın sizi olduğunuz gibi kabul etsinler. Ve siz de sakın onları kullanmayın, siz de onları oldukları gibi kabul edin, her şeyi onlardan beklemeyin.
***
Onlar için karakterinizden ödün vermeyin, ailenizi bir kenara atmayın. Unutmayın ki, arkadaşlık belki geçicidir ama aile değil. Ailenizin düşüncelerine değer, önerilerine kulak verin. Çünkü her zaman haklı çıkıyorlar. Bizim fark edemediklerimizi, onlar çok önceden bilebiliyorlar. Hiçbir şey beklediğimiz gibi olmayabiliyor.
Güçlü olduğumuzu, kolay kolay yıkılmayacağımızı düşünüyoruz ama yanılıyoruz.. Güçlüyüz, karşılaştığımız bazı şeylere dayanabiliyoruz. Ama tahammül sınırımızı aşan olaylar gerçekleşiyor. Arkadaşlarımızın hatalarını göremiyoruz, hep kendimizi suçlayıp, kendi hatalarımızı arıyoruz. Bizi kırdıklarının farkına çok geç, yapacak bir şey kalmadığında varıyoruz. (Buna üzülüyoruz, ama bize geleceğimiz için çok şey gösterdiği, öğrettiği kesin. Çünkü ders alıyoruz.) Belki de en büyük, hatamız insanlara hemen güvenip, hakettiklerinden fazla değer vermek.
***
Okuduğumuz okulların çok önemli olduğunu söylerlerdi. Okul iyi olabilir, eğitim güzel olabilir, bize çok güzel bir gelecek vaad ediyor olabilir, fakat insanları için aynı şeyi söylemek pek de mümkün değil.
İyi bir okulda okudum. Arkadaşlarımla sekiz sene birlikte okuduk, beraber büyüdük, tüm dertlerimizi paylaştık, birlikte ağladık, birlikte güldük. Kışın da yazın da beraberdik. Tatillere bile ailelerimizle değil, beraber giderdik. Ta ki lise diplomamızı alıp, üniversiteye başlayana kadar.
Her şeyin aynı olacağını, eskisi kadar sık olmasa da görüşeceğimizi zannediyorduk ama insanlar değişti, hem de ummadığımız kadar... Kimse birbirini aramamaya başladı. Her ne kadar kopmamak için uğraştıysak da olmadı. Herkes ayrı bir dünyada kayboldu. Büyüdük, uzaklaştık...
***
Bu iyi mi oldu? Hayır, ama çok da kötü olmadı. Şimdi geriye dönüp baktığımda sadece gerçekten değer verdiğim insanları görüyorum çevremde. Diğerleri ile hiçbir alâkam kalmadı. Koskoca sekiz seneyi harcadığım, arkadaşım sandığım insanlardan sadece birkaç tanesi yanımda.
Bu duruma eskisi kadar üzülmüyorum artık; kabullendim. Farklıyız, amaçlarımız farklı... Ve de şu bir gerçek, çok az insan gerçekten verdiğimiz değeri hakkediyor; sayıca çok azlar.
***
Bunların yaşanması gerekiyordu, yoksa dostlarımın kıymetini bilemezdim. Az ama öz, bir ömür boyu birlikte olacağıma inandığım dostlarım var. Bunlardan biri artık kardeşim dediğim, 16 senedir her gün görüştüğüm, konuşarak değil, gözlerimle anlaştığım bir arkadaşım. Diğeri ise uzun süredir birlikte olduğum ve tüm hayatımı paylaşmaya hazır olduğum erkek arkadaşım.
Bunları niçin mi yazdım? Çünkü eski okuluma gittim ve yeni öğrencileri gördüm. ilk haftalardaki arkadaşlık kurma çabalarımı hatırladım, şu anda onlar da aynı şeyi yaşıyorlar. 10 sene öncesini yaşadım ve şimdiyle arasında bir bağlantı kurmaya çalıştım. Sadece birkaç kişi kaldık, oysa 120 kişiydik.