kapat

08.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
BAYRAKTAR BAYRAKLI(bayraktar.bayrakli@sabah.com.tr )

Toplumun hakkı II

Toplumun canı barış ve emniyettir. Barışı ve emniyeti can haline getirip topluma hayat veren değer de adalettir. Biz bu değerleri sırası ile ele alacağız.

I- Barış
Barış toplumsal hayatın doğal haklarından biridir. Bütün değerleri ile, eğiticiliğiyle bize bir beşik muamelesi yapan toplumun, bizden beklediği en önemli görev barış içinde olmamızdır. Şeytanı takip eden, ona tapanlardan şeytanın istediği kurban, toplumsal barışı bozmaktır. Yüce Allah, Kur'an'da, "barış" ile "şeytan" kavramını bir ayette bir araya getirmektedir. Ayet şöyledir: "Ey iman edenler! Hepiniz birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır." (Bakara, 208)

Barış içinde olmak Allah'ın emridir. Allah'ın emrini yerine getirmek ibadettir. İbadet olan bir eylemin de, karşılığında sevap vardır. Barış içinde olmak da, şeytana tabi olmayı engelleyecektir. Onun içindir ki, Yüce Allah, önce barışı emretmekte, sonra şeytana tabi olmayı yasaklamaktadır. Bunun anlamı, barışı terk edenlerin şeytana tabi olacağı gerçeğidir. Şeytan kendini insana tanrı olarak sununca, doğal olarak kurban isteyecektir. Onun istediği kurban da, barışın atar damarının kesilmesidir.

Şeytan denen tanrı, barış kurban isterken, düşmanlık duygularının hareket edecek geniş bir sosyal alan yakalamasının teminini gerçekleştirmek amacını gütmektedir. Çünkü düşmanlığın, yani saldırganlık iç güdüsünün en azılı düşmanı barıştır. Sosyal barış, insanın psikolojisinde var olan saldırganlık iç güdüsünü en iyi şekilde bastıran ve disipline eden bir güçtür. Şeytan bu gücü kurban edince, tanrılığını iyice insana kabul ettirmiş olacak ve onun iradesini teslim almış olacaktır. Şeytan önce insanın içindeki beyin, gönül ve nefis arasındaki psikolojik barışın kurban olmasını ister. Hz. Hamza'nın iç organlarının kanını emen Hind gibi, insanın beyin, gönül ve nefis denen manevi odak noktalarındaki barışın kanını emerek tatmin olmaya çalışan şeytan, en büyük başarısına, bu kurbanlarıyla ulaşmaktadır.

Bu noktadan hareket ederek şuraya gelmek istiyoruz: şeytana tapınma ile barışı devreden çıkarma arasına sıkı bir bağlantı vardır. Şeytana kulluk edenlerin tapınağında barışsızlık vardır. Düşmanlık duygusu, şeytanın tapınağıdır. İnsanlar arasında düşmanlık duygusunu yayanlar, tefrika çıkaranlar aslında şeytana ibadet etmektedirler. Bir toplumun barışını bozanların tapınağı küçüktür; ama insanlığın, yani toplumlar arası barışı bozanların tapınağı çok daha büyüktür. Şeytanın tapınağının kapısında şu cümle yazılıdır: Barışı kurban etmeyenler bu kapıdan içeri giremezler. Şeytana tapanların kimler olduğunu sormayın; insanların mutluluğunun temeli olan barışı kurban edenlerdir deyin.

II- Güven
Barışın olduğu yerde güven vardır. Başka bir ifade ile, barış kendiliğinden güveni doğurmakta veya getirmektedir. Barış gibi, güven de toplumun hakkıdır. Toplumun veya toplumlar arası ilişkilerin güvenini bozanlar hem toplumun ve hem de insanlığın hakkını çiğnemiş olmaktadırlar.

Toplumun ve insanlığın mutluluğu, barışı ve güven denen memelerden emilen süte bağlıdır. Önce barışın memesinden güven denen kız, süt emip büyümektedir. Daha sonra her ikisi memeleriyle toplumun hakkı olan mutluluğun sütünü insanlığa emzirmektedirler. Demek ki, barış ve güvenin olmadığı toplumlar, anneden öksüz kalmışlardır. Onlar yetimdir. Yetimin hakkı da çok ağırdır. Barış, bilen, yani kültürlü ve medeni insanların işidir. Barışı ne ile temin edeceğiz diyenlere şu cevabı verebiliriz: Aklı kullanıp düşünmek, bilgi sahibi olmak, kor gibi bir imana sahip olmak ve insana saygı duyma erdemine ulaşmak.

İnsanı sevmek, onunla pek çok şeyi paylaşmak ve onun yücelmesi için büyük çaba sarf etmek, "barış" denen değerin altyapısını oluşturmaktadırlar. Sevgisiz, saygısız ve bilgisiz barış, ancak, zorla gerçekleştirilen geçici bir kavuşmadır. Süt olmayan memenin emilişinden başka bir şey değildir. Şeytan düşmanlık duygusunu kabartırken, insanların tefrika denen memesinden emzirir, semizlenen kullarına barışı katletmek emrini verir ve böylece bir taşla iki kuş vurarak güveni de kurban eder. Bizler eğitim ve öğretimle barış ve güvenin memelerini dereler gibi süt aktırsak, şeytanın tefrika memelerini kurutmuş olacağız. Artık toplumumuz ve insanlık bu oluşumu hasretle beklemekte ve dağlar gibi ümitleriyle onun yolunu gözlemektedir. Barış ve güven için çalışanlara selam olsun.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır