|
|
ATİLLA DORSAY(adorsay@sabah.com.tr
)
|
  
Salkım Hanım hakkıyla kazandı
Türk sinemasındaki uyanışı belgeleyen bir Antalya Film Festivali yaşandı. Altın Portakal'ı alan "Salkım Hanım'ın Taneleri" tartışmasız iyiydi ve birinciliği hak etti
Antalya'da bu yıl sadece 10 film yarıştı. Belki Yeşilçam'ın parlak günlerine kıyasla düşük bir sayı. Ama filmlerin kalitesi, konularının çeşitliği, özellikle de öykülerin cüretiyle, unutulmayacak bir yıldı denilebilir.
Öncelikle konulara bakınız... "Lola ve Bilidikid"de Berlin'deki eşcinsel Türk çevreleri, "Harem Suare"de Osmanlı hareminin son günleri, "Salkım Hanımın Taneleri"nde 1943 yılında konan ve azınlıkları perişan eden ünlü Varlık Vergisi konu ediliyordu. "Gülün Bittiği Yer"de işkence olayı, "Parçalanma"da iki kızını boşandığı İzlandalı karısından kaçıran Sivaslı kocanın gerçek öyküsü aracılığıyla ülkemizdeki fanatik İslamcı kesim ve tarikat olayı işleniyordu. "Kara Kentin Çocukları" acıklı öyküleri zaman zaman gazetelere yansıyan ve Beyoğlu'nun izbe barlarında gençliklerini uyuşturucuya feda eden gençler, "Sınır" ise Güneydoğu sınırımızın iki yanında geleceklerini arayan Kürt vatandaşlarımız üzerineydi..
"LOLA" VE "HAREM"
"Gülün Bittiği Yer", "Sınır" ve "Kara Kentin Çocukları"na başarılı demek olanaksızdı. "Duruşma" ise tek iddiası güldürmek olan, TV dizileri havasında bir yerli güldürüydü. Ama geri kalan filmlerin hepsi belli bir düzeyde idiler. "Lola ve Bilidikid" ve "Harem Suare"yi gönlümün çektiği ölçüde başarılı bulmadığımı belirtmiştim. Daha iyi filmlerin varlığı, onlara sonuçlarda yer bırakmadı.
"PARÇALANMA"
Canan Gerede'nin "Parçalanma" filminin şenlikten hiç ödülsüz dönmesinin haksızlık olduğunu düşünüyorum. Belalı konusunu çok işlek bir sinemayla ve birçok zor sahnenin hakkından gelerek çözümlemişti Gerede.
Festivalin üç flaş filmi, üç dereceyi paylaştılar. Bence hakkıyla...Nuri Bilge Ceylan'ın hafiften Abbas Kiarostami tadı taşımakla birlikte çok kişisel ve şiirsel filmi "Mayıs Sıkıntısı"nı, belki başlıca kusuru biraz uzun tutulması olan özgün bir çaba sayıyorum. Zeki Demirkubuz'un yeni filmi "Üçüncü Sayfa" ise yine tam onun tarzı bir kaybedenler trajedisi...
Tomris Giritlioğlu'nun "Salkım Hanımın Taneleri" romanından uyarladığı filmini ise kaliteli bir kitle filmi sayıyorum. Türk yakın tarihinin çok ilginç bir dönemine cesur bir yaklaşım ve içburucu bir bakış getiren, sineması, görüntüleri, müziği ve görkemli oyunculuğuyla yürek yakan bir film bu... Keşke Uğur Polat'ın dışında Hülya Avşar ve Zuhal Olcay'a, Zafer Algöz ve Güven Kıraç'a da ödül verilseydi... Hepsi o kadar iyiydiler.
ANTALYA DEDİKODULARI
* Kapanış törenini kent dışındaki Aspendos'a taşımak ve bir kanal canlı verecek diye geceyarısında başlatmak, dünya üzerindeki tüm uygulamalara aykırı tuhaf bir durumdu. Umarım gelecek yıl bu hatalar yapılmaz.
*Festival bu yıl tüm Antalya'ya yayılmış, sayısız film gösterisi ve sokak etkinliğiyle tam bir şenliğe dönüşmüştü. Gerçi kendisiyle tanışamadık, ama yeni başkan Dr. Bekir Kumbul'u ve de organizasyonun ardındaki vakfı bu başarısı için kutlarım.
* Tüm sanatçıların kente yarım saat uzaklıktaki Topkapı Palace oteline, jüriyi Sheraton'a, gazetecileri ise kaleiçindeki bir otele almak, festivali tam anlamıyla üç başlı yaptı. Ve o geleneksel sohbet geceleri yaşanamadı.
*Ve Antalya geleneksel biçimde olaylı noktalandı. SODER-ÇASOD çekişmesi yine su yüzüne çıktı, kazanamayan bir filmin (Sınır) kendisini yeni bir Yılmaz Güney sanan yapımcısı olay çıkardı. Galiba bu şenliğin olaysız kapandığını hiç görmeyeceğiz!..
21'inci yüzyıl çocuklarına
George Lucas, 20 yıl önce çevirdiği, birkaç neslin belleğine kazınan "Yıldız Savaşları"nın da 'mazisine' gidiyor. Her yaştan tüm çocuklara müjde!
Efsane geri dönüyor. 20'nci yüzyılın Amerikan damgalı pop-kültürünün en görkemli ürünlerinden biri, en azından iki kuşağın ayrılmaz görsel anıları arasına özenle yerleştirdikleri "Yıldız Savaşları" üçlemesi, 20 yıl sonra yeni bir üçlemeyle bütünleşmek ve bir altılı'ya dönüşmek üzere yeniden aramızda... Tartışma daha 1977'de başlamıştı. Karşımızda popüler kültürün cilalı, ama boş ürünlerinden bir diğeri mi var? Yoksa çağımıza damgasını vurarak sinemada çok şeyi değiştirecek önemli bir film mi? Kendi adıma daha o zaman teşhisimi ikinci yönde yapmıştım. Zaman beni ve "Star Wars" meraklılarını yanıltmadı. Ve bu film, ardından gelen üçlemeyle birlikte, sinemada devrim yaptı. O iflah olmaz aksiyon duygusunu, tarih-öncesinden bugüne uzanan kahramanlık destanlarını, çizgi-romanların kıpır kıpır havasını; çağımızın inanılmaz teknolojisiyle destekleyerek, sinemayı 'geliştirdi.'
Bu çağdaş teknolojik masallar serisini ne denli özlemişiz!.. "Uzun zaman önce, çok uzak bir galakside" geçen olaylar, ilk üç filmde anlatılanların öncesine getiriliyor. Böylece, Luke Skywalker'in çocukluğu (üçlemede Mark Hamill oynamıştı), Jedi şövalyesi Obi-Wan Kenobi'nin gençliği ve yeni kahramanlar karşımıza geliyor. R2D2, C3PO gibi robotlar da aynı kalmış. Karmakarışık kent ve megapol tasarımları, birbirinden ilginç ve ürkünç yaratıklar... Ve de, bu tarih ve zaman dışı galakside, cumhuriyet, demokrasi, savaş ve barış gibi kavramlar...
Film, ilk ve asıl üçlemeye kıyasla çok fazla yenilik içermiyor. Yepyeni bir keşfin ve çarpıcı bir yeniliğin heyecanı eksik. Yine de ilgiyle izleniyor.
Evet, hep çocuk kalmış bir yetişkinin, yaratmak istediği görkemli oyuncaklara para bulmayı başarmış bir büyük hayal adamının son armağanı geldi. Her yaştan tüm çocuklar için ne güzel bir müjde...
Yıldız Savaşları: Gizli Tehlike
(Star Wars: Episode One-The Secret Menace)
Yönetim ve senaryo: George Lucas/ Görüntü: David Tattersall/ Müzik: John Williams/ Oyuncular: Liam Neeson, Ewan McGregor, Natalie Portman, Jake Lloyd, Ian McDiarmid, Pernilla August, Ahmed Best, Frank Oz, Samuel Jackson, Terence Satmp/ Fox (Lucas Film) yapımı.
Sanal korku filmi?
Çağımız sanallık çağı ya... Sanal dostluk, sanal muhabbet, sanal seks... Şimdi de sanal korku filmi... Yani, aslında asla korku filmi olmayan, aslında film bile olmayan bir amatör işi çabayı, internet'te bir 'chat' muhabbetiyle başlayan görkemli bir reklam kampanyasıyla bir film yerine koydurarak milyonlar kazanma ve köşeyi dönme olayı...
Amerika fırsatlar ülkesi... Bu yüzden, 1997 Ekim'inde bir ormana gidip 10 günde çektikleri bir filmi, tam bir buçuk yıl, internet başta çeşitli yöntemlerle tanıtarak sonunda parsayı toplayanlara sözüm yok. Ama eleştirmenlere ne oluyor? Korku-gerilim sinemasının başyapıtlarını izlemiş eleştirmenlerimiz bu Amerikan tuzağına nasıl düşüyor?..
Blair Cadısı (The Blair Witch Project)
Yönetim ve senaryo: Daniel Myrick, Eduardo Sanchez/ Görüntü:
Neal Frederics/ Müzik: Antonio Cora/ Oyuncular: Heather Donahue, Michael Williams, Joshua Leonard/ Artisan Entertainment yapımı.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|