|
|
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr
)
|
  
Acarkent yöneticileri şu Koru Evleri ne oldu?..
1987 senesinde Sarıyer'de Acarlar Boğaziçi Koru Evleri diye bir sitenin temeli atıldı. Bu siteden Hasan bey de bir ev almak için müracaat ettiydi... Maketlere bakarak bir yer beğendi ve o zamanın parası ile 100 milyon peşin, 80 milyonu da ayda 20 milyon taksitle ödedi. Bu para o zamanın parası ile iyi paraydı... Hatta hatta Hasan beye, "Aman acele et, birkaç daire kaldı, kaçırma" demişlerdi.
Neyse, Hasan bey tapuyu aldı ve kendisine bir-iki sene içerisinde evin teslim edileceği söylendi. Hatta kendisine "Teslim edemezsek, noterden taahhütname veriyoruz. Bu süre zarfında rayiç kira bedelinin 15 mislini de ödeyeceğiz" denmişti.
Aradan seneler geçti Hasan Küçük bey devamlı gidip, geldi. Evim nerede diye bağırdı, çağırdı ama hala malı kendisine teslim edilmedi. Kirada oturduğundan bu süre zarfında da dünya kadar kira ödedi. Nihayet kendisine 1997 senesinde eskimeye yüz tutmuş, duvarları çatlamış, dış cephesi dökülen, çerçeveleri çürümüş, su tesisatı çalışmaz durumda olan bir yer verdiler. Yani ev sadece dört duvar... Tazminat davası açtı, bu seferde kendilerine "Hakkınız iptal oldu" dendi. Arada da öğrendiğime göre, paravan şirketlerle iş bitiriliyor.
Evet Acarkent sahibi İsmet Acar, bunları okuyunca bakalım Hasan Küçük'ü hatırlayacak mısın?... Bunca insanın parasını alıp, 10 sene çalıştırdıktan sonra üçüncü sınıftan beter bir ev teslim etmek ne demek oluyor?... Şu işi bana bir anlat da bilelim...
Meğer ne büyük bir yaraya parmak basmışız...
Hani arada sırada bazı emlakçıların kulaklarını çekiyorum, onları ikaz ediyorum ya, o yazılardan sonra o kadar çok dert dolu mesajlar geliyor ki, hayret edersiniz. Bu arada benim çok eski bir arkadaşım ve 30 seneyi aşkın polislik yaptıktan sonra, Emniyet Müdürlüğü rütbesi ile emekli olan Mehmet Çetinalp'in yolladığı mektubu okuyunca işin önemini bir daha anladım. Bahsettiğim arkadaşım şu anda emlakçılık yapıyor. Bakın bana ne yazmış;
"Ahmet'ciğim, maalesef Türkiye'de genel olarak emlakçılık ayağa düşmüş vaziyettedir. Ehil olmayanların elinde, kapıcılarda, bakkallarda, berberlerde, ikinci bir meşgale olarak icra edilmekte, hemen hemen hiç sermaye istemeyen bir meslek... Bir masa, bir iskemle, bir telefon bir de bir büro buldun mu EMLAKÇI oluyorsun.
Ne yazık ki emlak alım-satımlarında tam bir başıboşluk yaşanıyor. Belki bir televizyon, buzdolabı satışı, devlet tarafından daha çok denetleniyor, ama değeri milyarları aşıp trilyonlara ulaşan emlak satışlarında hiçbir denetim yok. Üstelik emlak alım ve satımını düzenleyen bir yönetmelik de yok. Onun içindir ki, yapılacak bir hata çok pahalıya mal olmaktadır. Hiç vakit geçirmeden bu işleri bir kurala bağlamak gerekir."
İşte bu işin önemini belirten güzel bir mesaj... Ev alım-satımı, kiralanması hemen hemen bütün vatandaşlarımızın müşterek meselesi olduğuna göre, bu konuda özellikle hükümetin çok duyarlı ve kararlı olması gerekiyor.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|