


Düþtü gönül bahri gama..
Hem de cuppadak! Gerekirse haklarýmý mahkemede arayacaðým.. Görevden alýnan ya da bir yerlere sürülen devlet memurlarý ne yapýyorsa onu yapacaðým.. Ýcap ederse coplanacaðým ama yýlmayacaðým.. Müdürlük hakkýmýz, söke söke alýrýz..
Hiçbir yazýya bu kadar kararlý baþlamamýþtým.. Beni Spartakist sendroma iten olaylar, yönetmen Atýf Yýlmaz'ýn yardýmcýsý Fatoþ Haným'dan gelen bir telefonla baþladý..
Daha evvel yazdým mý hatýrlamýyorum, benim Atýf Aðabey'in çekmekte olduðu Eylül Fýrtýnasý filminde küçük bir figürasyonum var.. Bir polis þefini oynuyorum.. Ondan dolayý arýyorlar..
Tesadüfe bakýn ki Sinan Çetin'in çekmekte olduðu Romantik adlý filmde ise emniyet müdürüyüm..
ooo
Fatoþ Haným bana "Eylül Fýrtýnasý" filminin senaryosunu yollamýþ, elime geçip geçmediðini soruyor.. Rolüme ait diyaloglarýn da altýný çizmiþ..
Açýp baktým.. O filmde polis komiseriyim.. Þimdi "Romantik"te emniyet müdürünü oyna, sonra git komiser olarak vatandaþýn karþýsýna çýk.. Olmaz tabii.. Biraz caným sýkýldý..
Tenzil-i rütbe durumu
Telefonda Fatoþ Haným'a dert yandým.. "Durumlar böyleyken böyle.. Emniyet müdürlüðünden komiserliðe inmek biraz þey olmuyor mu?" gibilerinden laf dolandýrdým..
Kýzcaðýz derdimi hemen anladý.. Atýf Aðabey ile aralarýnda konuþmuþlar galiba.. Ardýndan bir telefon daha geldi;
- "Senaryoda rolünüz komiser olarak geçiyor ama onu emniyet amiri olarak deðiþtiriyoruz.."
Orta yerde yine tenzil-i rütbe durumu var, bu sonuç beni kesmedi ama Fatoþ Haným'ýn sesi öyle keyifli geliyordu ki sanki müjde veriyordu.. Adeta "Yaþasýn adalet.." diye baðýrmamý bekler gibiydi..
Ses etmedim.. Ýçimden "Varsýn olsun! Ben de rolümü oynarken emniyet müdürü gibi davranýrým.. Seyirci anlamaz.." diye geçirdim.. Geçirdim ama içim içimi de yiyor..
Bütün yaz akrabayý talžkata "Emniyet müdürü" havasý basmýþým.. Þimdi durduk yerde komiser olarak semt karakoluna tayinimiz çýkýyor.. Sanat içindir, deyip katlanacaðýz..
Biz alttan aldýkça üzerimize gelecekler.. Önümüze getirip bir senaryo daha koyacaklar.. Bakmýþýz ki orada da gece bekçisi olmuþuz..
ooo
Biraz dertlendiðimizden teselli aradýk.. Telefonu açýp anama durumu anlattým.. O beni beyaz perdeden emniyet müdürü olarak seyretmeye hazýrlanýyor.. Haberi olunca biraz þoka girdi.. Baþladý;
- "Sebep olanlar Allahýndan bulsun.. Senden iyi müdür mü bulacaklardý.." diye söylenmeye..
Hay dilim tutulaydý da söylemeseydim.. "Ana dur, karýþma bu iþlere, düzelir.." filan dediysem kaç para.. Anamý o saatten sonra tutmak mümkün mü?
Telefonu kapar kapamaz soluðu DSP'nin Narlýdere ilçe teþkilatýnda almýþ.. Ýlçe baþkanýný bulamamýþ ama ilçe yönetim kurulundan birine denk gelmiþ..
Olan biteni anlatmasýyla "Oðlumun hakkýný yediler.. Sinan Çetin'in filminde baþarýlý olmuþ bir emniyet müdürünü Atýf Yýlmaz nasýl olur da baþkomiser yapar? Eski görevine döndürün.." diye tutturmasý bir olmuþ..
Adamcaðýz "Teyze biz bu iþlere karýþmayýz.. Hem bizim konuþmamýz da yasak.. Bülent Bey'in kulaðýna giderse mesul oluruz.." deyip, anamý savmak istemiþ ama what fayda?
Anam bir þeyi kafasýna takmasýn..
Sonuna kadar gider, dediði olmazsa evdeki oklavayý alýp daða çýkar.. Üç tertip jandarma askerine tezkere aldýrmadan da inmez.. Boyunun 1.56 olduðuna bakýp da zeytin küfesi muamelesi yapan, hapý yutar..
Çocukluðumdan hatýrlýyorum.. Babam pehlivan kesimli, dað gibi adamdý.. 1.56'lýk anamýn elinde bir gýdým kaldý..
Teþkilatý yakar valla!
DSP ilçe teþkilatýnda anamý tanýmazlar.. O yüzden "baþlarýndan savma" giriþimleri havada kalmýþ.. Anam orayý terketmeden önce "Ya oðlum yeniden müdür olur ya da Rahþan Haným'a mektup yazar, ilçe yönetimini görevden aldýrýrým.." diye partilileri tehdit etmiþ..
Bakalým iþin sonu nereye varacak?
Bir yandan sonucu bekliyorum bir yandan da Sinan Çetin'in Romantik filmindeki müdürlük görevini sürdürüyorum..
Bu Romantik de bitmek bilmedi..
Filmin tam bittiðini düþünüyorsunuz, Sinan Çetin bir sahne daha icat edip bütün seti baþýna topluyor..
Son olarak bizi Durusu'daki evine çaðýrdý.. Oradaki tesiste çekilecek bir sahne varmýþ.. Sabahýn beþine kadar süründük ki o setin hikâyesi ayrý bir yazý konusudur..
ooo
Üstelik o gece Kanal D'de Ali Özgentürk'ün "Mektup" filmi yayýnlanýyordu.. Hani Tarýk Akan'ýn baþrolünü oynadýðý film.. Benim de küçük bir rolüm vardý lakin kendimi seyretmek bir türlü kýsmet olmamýþtý..
Sinan'a "Gözünü seveyim, filmi televizyondan da seyredemiyeceðim.. Bari banda aldýr.." diye rica ettim.. Saðolsun, aldýrýp bandý gönderdi..
Ertesi gece zýýýýr telefon.. Arayan Ankara'dan dayýoðlu Raþit.. Telefonda "Sen Mektup filminde oynadýn mý?" diye soruyor..
Sinirlendim.. "Gözün kör müydü?" Oynadýk tabii.." diye terslendim.. "Kýzma oðlum, seyrettim filmini.." diye cevap verdi..
Çocuklarý beni ekranda görüp "Baba bak, Selahattin aðabey.." diye baðýrmýþlar, bizim dayýoðlu güya o sýrada çayýna þeker atýyormuþ.. Þekerlikten þekeri alýp bardaðýna atana kadar bizim sahne geçmiþ, o sebepten emin olamamýþ..
Yalaný çýktý iþte!
Bir kere o filmde ben barmenim.. Tarýk Akan gelip bana Zilan'ý soruyor.. Üstelik ben ona bir içki veriyorum.. Para ödemiyor, hesabý takýp gidiyor.. Arkasýndan ters ters bakýyorum..
Zaten filmin de en anlamlý sahnesi bu.. Üstelik böyle uzun bir sahne adama bir demlik çay içirtir.. Belli ki kýskanma var iþin içinde..
ooo
NOT: Ben bu yazýyý yazarken Fatoþ Haným'dan bir telefon daha geldi.. Atýf Aðabey'in filmindeki rolümü baþkomiser olarak deðiþtirmiþler.. Yani küçük bir terfi ayarlamasý yapmýþlar..
"Niye emniyet müdürü ya da amiri deðil de baþkomiser?" diye sordum.. Ellerinde boþ kadro yokmuþ.. Film bitene kadar kadro açýlýrsaymýþ.. Fazla da inandýrýcý deðildi sesi..
Bu iþ burada bitmez.. Mücadelem, daha doðrusu anamýn mücadelesi sürecek..