


Türk NGO'lar...
Kasım ayında yapılacak AGİT zirve toplantısının, bir de, hükümetler dışı kuruluşlar ayağı var..
Bizde sayıları oldukça fazla olan bu kuruluşlar, ne yazık ki, bu zirveye yeterince ilgi göstermiyor ve katılmak için kayıt yaptırmıyorlar..
Halbuki bu zirveye, dünyanın dört bir yanından bu tür kuruluşlar gelecek.. Bu da bizimkilere, kendi dallarında yabancı kuruluşlarla diyalog imkanlarını açacak..
Mesele sadece diyalog da değil.. Bu tür uluslararası platformlarda bizim hükümetler dışı kuruluşlarımızın temsilcileri, kürsüden kendi seslerini de duyurmak imkanını bulacaklar.. Hem de sayıları bir kaç bin olması beklenen platformlarda konuşacaklar..
Kuş sevenlerden tutun, hayvanları koruma cemiyetlerine, insan haklarından tutun, çevre koruma kuruluşlarına kadar bizim bütün hükümetler dışı kuruluşların çağın bu en son ve en büyük organizasyonuna katılmaları gerekiyor bize göre..
Bizimkiler böyle platformlarda önemli ölçüde bilgi alış verişi yapabilecekleri gibi, başkalarının uygulamalarını da öğrenmek fırsatı bulacaklar.. Böyle bir fırsatın kaçırılmamasını temenni ediyor ve bizim hükümetler dışı kuruluşları, gereken aktif çalışma içinde, bu platformlarda görmeyi bekliyoruz..
Ecevit'in gezisi
Başbakan Ecevit'in Kasım ayının hemen başında Rusya'ya yapacağı gezi, batı başkentlerinde ve de özellikle Washington'da, çok büyük bir ilgi ile izlenecek..
Rusya yönetiminin başı son zamanlarda, IMF'den gelen paraları Paris üzerinden aklayarak kendi hesaplarına yatıran yöneticileri yüzünden çok ciddi biçimde dertte.. Amerikan Kongre'si bu konuda son derece kararlı..
Yeni Başbakanları Vladimir Putin, tabii Kasım ayına kadar dayanabilirse, Ecevit'in karşısına oturacak.. Bu kişinin konuşma jargonu, yani konuşurken seçtiği bazı kelimeler son derece ilginç.. Birisi uyardı ki, "suçluların kullandığı jargonu" seviyor gibi gözüküyor..
Bakalım Leningrad'ın bu eski belediye başkan yardımcısı, Ecevit ile konuşurken hangi kelimeleri seçecek? Çok ilginç bir gezi olacak, çok..
Vladimir Putin hakkında, belediye başkan yardımcılığı dönemine ilişkin duyduklarımız da çok, hem de çok ilginç... Ama gelin bir başka yazıya bırakalım bunları..
Ayrıca bu gezi şart mıydı, onu da bilemiyorum.. Hangi amaçla yapılıyor, sonunda ne elde edilecek, açık seçik görünmüyor.. Hadi hayırlısı..
Kıbrıs'a devam
Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısına baktığımız zaman, 3 güç noktası görüyoruz. Bunlar, cumhurbaşkanı, siviller ve askerler..
Şimdi, Kıbrıs konusunda, Demirel'in Ecevit'e ne dediğini, kelimesi kelimesine bilmiyoruz.. Ama bildiğimiz tek şey "Gereken her şeyi söylediği..." Çankaya'nın Kıbrıs pozisyonu bize, işte bu üç kelime ile yansıtıldı...
Ama bilemediğimiz Genelkurmay'ın ne düşündüğü.. Genelkurmay bu konuda konuşmama hakkını kullanıyor.. Ama Türkiye için Kıbrıs, hayati öneme haiz ve çözülmesi gereken bir sorun..
Bu sorun tabii ki, Yunanistan'ın veya Kıbrıs Rumları'nın istediği yönde çözülmeyecek.. Ama çözülmesi için de girişim gerekiyor..
Sivillerin bu konuda pek adım atma cesareti içinde oldukları görülmüyor.. Ya Genelkurmay? Onlar ne düşünüyor bu sorunun çözümünde? Merak ediyoruz...