Düzen değişikliği, demokrasi kültürü gelişmemiş toplumlarda genellikle törensel bir halk dolandırıcılığı oluyor.
Kızılay'ın yeni başkanı Prof. Dr. Yüksel Bozer dün ilginç (!) şeyler söyledi.
Eski başkan Dr. Kemal Demir kendi arzusu ile görevinden istifa etmiş..
Hayır, onu halkın hesap soran bilinçli ve ısrarcı tepkisi oradan söküp atmıştır.
Bu bilinç, Kızılay'ı iyiye götürecek yegâne güvencedir.
Yeni başkan, Dr. Kemal Demir'in hizmetlerini öve öve bitiremedi. Kendisine bir üstün hizmet nişanı vereceklerini açıkladı.
Bu da yanlış bir karardır.
Başarısızlığı ödüllendirmek halkı hiçe saymaktı. Lâyık olmadıkları koltuklara oturanların sevinçlerini kontrol edememeleri onları böyle ölçüsüzlüklere sürükler.
Demir'e madalya vermek demek, "Kızılay değişmeyecek" demektir.. "Kemal Demir'in izinden gideceğiz" demektir.
"İlâhlar kurban istiyordu, verdik işte. Artık kesin sesinizi" demektir.
Operasyon, dünkü manzarası ile uyutma niyetini ele veriyor. Bu millet, yamyam değil. Kurban vererek onu susturmak artık mümkün değil. Milletin gözü açıldı.
Düzen değişikliği taleplerinin sebebi budur.
Kemal Demir sebep değil sonuçtur.
Onu yaratan düzen, ilişkiler sistemi, alışkanlıklar değiştirilemediği takdirde kim gelirse gelsin o da Kemal Demir gibi Kızılay'ın başına demir atacak, kendi egemenliğini kurmaya çalışacaktır.
Üyelerini kendi seçecek, genel kurulu, yönetim kurulunu, denetçilerini kendi adamlarından oluşturacak, milletin trilyonlarını bildiği gibi harcamak isteyecektir.
Ama artık yağma yok.. Yeni başkan bu gerçeği umarız görür. Ve elde ettiği fırsatını Nisan'daki kongrede yeniden seçilmek için değil, halkın gönlündeki Kızılay'ı yaratacak demokratik yapıyı kurmak için kullanır.
Prof. Bozer'den çağdaş bir Kızılay için reform projesi bekliyoruz!
Bu ne hiddet?
Ecevit'in "Batı Avrupa ırkçıdır" sözleri şaşkınlık ve tedirginlik yarattı.
Avrupa Birliği adaylığını tescil edecek Helsinki zirvesi yaklaşırken bu çıkışın anlamı ne?
Türkiye'nin yine kapıda bekletileceğine dair işaretler çoğaldı da hükümet mevzi mi alıyor?
Ecevit "Sertleşmek Helsinki'yi olumlu etkilerse ne alâ, etkilemezse onurumuzu korumuş oluruz" hesabında mı?
Bunları bilmiyoruz. Ama demokratik otoritesi hukuka dayanan bir devlet için bize reform gerektiğini onlardan önce kendimiz kabul ediyoruz.
Devletin restorasyonu için parti liderlerinin anlaşmaları gerekiyor.
Avrupa Birliği'ne lâyık bir Türkiye, Avrupa'dan önce bize lâzım. Cezaevlerinde teslim olan devleti biz beğeniyor muyuz ki, Avrupa beğenmiyor diye kızalım?
Ecevit 1980 öncesi Türkiye'ye Avrupa trenini kaçırttı. Şimdi eline geçen fırsatı o yanlışını düzeltmek için kullanmalıdır.
Kavgada söylenmeyecek bir sözü Helsinki arifesinde söylemek hata olmuştur.
Karaoğlan nostaljisi değil, devlet adamlığı birikimini nezaketi ile değerlendirecek bir Ecevit lâzım bize..