Şişli Etfal Hastanesi Çocuk Kliniği'nde "hayati tehlike" kaydıyla yatan iki küçük çocukta, "balık intox ağır metal zehirlenmesi"ne rastlandı.
KADMİYUM ve cıva gibi ağır metaller çevre kirliliği yüzünden deniz suyuna karışıyor, deniz ürünlerine bulaşıyor. Bu ürünleri yiyenlerde mide bulantısı, alerjik döküntüler görülüyor. Vücut ağır metallerden uzun süre arındırılmadığı taktirde kansere kadar uzanan tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
MARMARA'da tutulan tüm balıkların ağır metal içerdiği gibi bir iddia elbette ki fazla abartılıdır ve gerçekçi olamaz. Fakat bazı hastalardaki "ağır metal" bulgusunun da kesinlikle yabana atılmaması, ciddiye alınması gerekiyor.
İSTANBUL Balık Müstahsilleri Derneği'nin bazı yöneticilerinin, Marmara hamsisisin ağır metal içermediğini hamsi yiyerek kanıtlamaya çalışmalarını yadırgamamak elde değil. Bu gösteriye bazı üniversitesi öğretim üyelerinin de katılması, daha da hayret verici.
HİÇ bir bilimsel değeri olmayan popülist yöntemlerle "Marmara hamsisisin temiz olduğunu" kanıtlamaya kalkarsanız, halk sağlığını riske sokmuş olursunuz.
ARALARINDA maalesef bazı üniversite öğretim üyelerinin de bulunduğu üç-beş kişinin hamsi yiyerek İstanbullulara güvence vermeye çalışması ciddiyet ve bilimsellikle bağdaştırılamaz.
YAPILMASI gereken şey İstanbul balık haline giren tüm deniz ürünlerinin derhal kimyasal/biyolojik analizden geçirilmesi, sağlam çıkanların tüketilmesine izin verilmeli olmalıydı. Böyle bir mekanizma kurulacağına, balığın toksik madde içermediğini "balık-ekmek yiyerek" kanıtlamaya çalışmak, çağdaş ve güvenceli bir yöntem değil.
TEZLERİNİ yedikleri hamsilerle kanıtlamaya kalkışanlar, 21. yüzyılın eşiğinde, "Türkiye bilim ve kültür yaşamının odak kenti İstanbul"un evrensel saygınlığına yakışmayan talihsiz bir tablo çizdiler.