|
|
Atatürk bir işkolikti
'Eşi Latife Hanım, askerlerle sohbet eden Atatürk'e balkondan seslenir: Kemal, hadi içeri gel.. Kurduğun o kadar dostluk yetmiyor mu?' 'Atatürk tam bir işkolik olarak tanınırdı. Cumhurbaşkanlığı sırasında sadece belgelere imza atmaktan o kadar sıkıldı ki, tadı iyice kaçtı...'
Gamze REİSOĞLU
İngilizler, 670 sayfalık Atatürk biyorafisi ile bizden önce tanıştı. İstanbul doğumlu İngiliz yazar Andrew Mango'nun yazdığı "Atatürk" biyografisi, Eylül ayında İngiltere'de John Murray Yayınevi tarafından piyasaya sürüldü ve gördüğü yoğun ilginin ardından kısa süre içinde ikinci baskısını yaptı. Yayınlandığı andan itibaren bu ülkede adeta kapışılan kitap hakkında İngiliz medyasında da pek çok yazı çıkınca, Mango ile kitabı üzerine biz de konuştuk.
BASININ İLGİSİ
Mango ile röportajımıza geçmeden önce, ünlü yazarın "Atatürk" kitabıyla ilgili dünya basınında yer alan satırlara göz atmakta da fayda var.
Kitapla ilgili en dikkat çekici yorumlardan biri, "The Independent on Sunday" gazetesinin yazarlarından Frank McLynn'den geldi. 20. yüzyıla damgasını vuran "tek adamlardan" söz ettiği yazısında, "Türkiye denilince akla Atatürk geliyor" yorumu yapan McLynn, Atatürk'ün -hepimizin çok iyi bildiği- hayat hikayesini özetledikten sonra kitapta yer alan özel bölümlere değiniyor.
Kadın hakları ve özgürlüğü için mücadele eden Atatürk'ün, ikili ilişkilerinde bu eşitliği kuramadığı iddia edilen yazıda McLynn, "Mango, Atatürk' ün kadınlarla olan bu çelişkisini çok iyi yakalamış" diyor.
LATİFE'DEN BOŞANMA
Şu günlerde Amerika baskısı hazırlanan, Türkiye'de de önümüzdeki aylarda SABAH Yayınları tarafından okurlarla buluşturulacak kitabının bir bölümünde Andrew Mango gerçekten de, Atatürk'ü üç yıl evli kaldığı halde çocuk sahibi olmadığı, sivri dilli karısı Latife'den boşanmaya götüren olayı şöyle anlatıyor:
"Milletinin gözünde bir kahraman olan Atatürk, 1925 yılında evine döndüğü bir gün kapıdaki askerlerle kısa bir süre için sohbet eder. O sırada karısı Latife balkona çıkar ve seslenir; 'Kemal, hadi içeri gel.. Kurduğun dostluklar sana yetmiyor mu? Askerlerle de dostluk kurmak zorunda mısın?..' Latife'nin bu ve benzeri davranışlarını içine sindiremeyen Atatürk, sonunda boşanmaya karar verir..."
Mango'nun "Atatürk" adlı kitabından İngiliz basınına belki en çok yansıyan öykülerden biri de bu oluyor. "The Independent on Sunday" gazetesinin yazarlarından Frank McLynn, "Kitaptaki en iyi öykülerden biri" dediği bu bölümü kısaca aktardıktan sonra, kendi yorumunu da şöyle ekliyor; "Daha az ataerkil toplumlarda bile bu bir boşanma sebebi olabilirdi..."
Yaklaşık 5 yıl süren özenli bir çalışma sonucu kitabını tamamlayan Andrew Mango da, kaleme aldığı bu kapsamlı Atatürk biyografisine oldukça güveniyor.
Türkiye'de bugüne dek Atatürk hakkında objektif bir biyografi yazılmadığını ileri süren Mango, "Çünkü Atatürk, Türkler için manevi bir değer. Ben Türk yazarlar gibi duygusallaşmadım, polemiğe girmedim" diyor.
HER SATIR BELGELİ
Türkçe ve Osmanlıca bilen Andrew Mango, kendini Atatürk hakkında biyografi yazmış yabancılardan da farklı görüyor.
Kitabını yazmadan önce Atatürk ile ilgili tüm belgeleri tek tek okuyan Mango, "Belgesini bulamadığım hiç bir şeyi yazmadım" diyor. Bu kitapta Atatürk ile ilgili dedikodulara, söylentilere yer vermediğini özellikle söyleyen Mango, buna sebep olarak da şunu gösteriyor: "Gereksiz yere kırıcı olmak istemedim. Bu nedenle sadece belgesini bulduğum, doğruluğuna ikna olduğum şeyleri kitabıma aldım..."
EL SALLAYAN KİMDİ?
Konuşmamıza, "Önemli olan hikayeler değil, kaynaklardır" diyerek devam eden Mango, ilginç iddialarda da bulunuyor.
Kitabında da yer alan bu iddialardan biri de, Atatürk'ün ölüm döşeğinde geçirdiği son Cumhuriyet Bayramı ile ilgili. Bugüne kadar bilindiği kadarıyla, 29 Ekim 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda ağır hasta yatan Atatürk, yatağından kaldırılıyor ve camın kenarına getiriliyor. Kendisini selamlayan, marşlar çalınan gemilere el sallıyor.
Oysa Andrew Mango, hep anlatılan bu duygusal sahnenin yaşanmadığını iddia ediyor. Mango'ya göre söylenenlerin aksine gemilere el sallayanın Atatürk değil, "Çabuk geçin, çabuk geçin" diye işaret eden gazeteci Altemür Kılıç'ın babası, Atatürk'ün yakın dostu Kılıç Ali. Bununla da kalmayan Mango, bir iddiayı daha gündeme getiriyor: "Gemilere el sallayan Kılıç Ali, Atatürk gürültüden rahatsız olmasın diye havai fişek gösterilerine de son verilmesini emrediyor.."
"ANNEM"
Mango, Atatürk'ün doğumuyla başlayan ve ölümüne kadar uzanan biyografide Ulu Önder'i sadece tarihteki muazzam rolüyle değil, duygusal yönleriyle de anlatıyor. Kitap, Atatürk'ün özel hayatından kesitlerle dolu. Bunlardan birisi de, büstünü yapmak için Çankaya'ya Köşk'e gelen İtalyan heykeltraş Canonice'yle ilgili. Canonice'ye poz veren Atatürk, ünlü heykeltraşla uzun uzun sohbet eder. Canonice, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın duvarda asılı resmini görür ve kendi annesine benzetir. Konu resimden açılınca Atatürk burkulur ve "Annem en iyi arkadaşımdı.. Onu kaybederken herşeyimi kaybettim" der. Canonice, bu anısını sonradan şöyle anlatır: Atatürk'ün kocaman bir kalbi vardı. Açıkcası çok acı çekmişti. Aşkta ve arkadaşlıkta hayal kırıklığına uğramıştı.."
RAKI MUHABBETİ
Atatürk'ün hayatında önemli yer tutan, şafak sökene kadar oturup, sohbet ettiği rakı sofraları ile ilgili anılar da bu biyografide karşımıza çıkıyor. Mango'nun kitabında, rakı masası başında dostlarıyla oturan Atatürk'le ilgili anekdotlardan biri de şöyle:
Rakı masası başında Atatürk, dostlarına sorar;
- Rakının yanında en iyi ne gider?
Arkadaşları hemen atılmır;
- Leblebi...
Atatürk gülümser ve;
- Yalnış, der;
- Rakı ile en iyi giden güzel bir sohbettir..
"ÇOK YALNIZIM"
Ancak Mango'ya göre, hayatının son dönemlerinde Atatürk rakı sofralarından da zevk almamaya başlıyor. Mango bu konuda da, "Bir zamanlar büyük keyif aldığı rakı sohbetleri artık rengini kaybetmişti.. Atatürk sık sık, 'Hep aynı insanlar, aynı yüzler, aynı sohbetler... Sıkıldım' derdi" iddiasına yer veriyor.
Mango'nun kitabına göre, Atatürk'ün sıkıntısı Cumhurbaşkanlığı döneminde iyice artar.
İşkolik olarak tanınan Atatürk, hareketli geçen bir yaşamın ardından geldiği makamda kendini çok yalnız hissetmeye başlar ve "Çok yalnızım.
Tek yaptığım belge imzalamak.. Herkes çok çalışıyor, benim işim ise bir saati bile bulmuyor" diye söylenir... Sıkıntısını atmak için bilardo oynar, kitap okur. Biraz yürüyüp kendi deyimiyle "hapishanesine" geri döner.
Kitabı için yüzlerce belge ve kitap okuyan Andrew Mango da, zaman zaman aynı Atatürk gibi bunalmış.
"Bazen neyi nerede okuduğumu şaşırıyordum. Değişik belgelerdeki tarihler ve olaylar birbirini tutmuyordu; oturup bu çelişkileri çözmeye çalışıyordum. Bazı biyografilerde ise tarih sıralaması yoktu. Her şey karman çormandı" diyen Mango, kimi zaman keyifli, kimi zaman yorucu geçen bu beş yıllık dönemin ödülünü, Atatürk ile ilgili bir başyapıta imza atarak aldığı fikrinde.
SON BİR ANI
İngiltere'den sonra, SABAH Yayıncılık sayesinde çok yakında Türk okurlarının da karşısına çıkmaya hazırlanan kitabın yazarı Mango, söyleşimize bizi bir kez daha tarihin sararmış yapraklarına götüren, Salih Bozok'la ilgili bir anekdotla son veriyor:
"Atatürk öldükten kısa bir süre sonra yakın arkadaşı Salih Bozok odasına daldı. O'nu öyle görünce dışarı çıktı ve göğsüne ateş etti. Ancak mermi kalbini sıyırdı ve Bozok ölmedi.."
Andrew Mango KİMDİR?
İstanbul doğumlu İngiliz yazar, 1947'den beri Londra'da yaşıyor. Senede bir kaç kez Türkiye'yi ziyaret eden Mango, su gibi Türkçe konuşup, yazıyor. Londra Üniversitesi'nde Arapça ve Farsça okuyan Mango, tarih dalında da doktora yaptı. Üniversite öğrencisiyken girdiği İngiliz Radyo ve Televizyon Kurumu BBC'de yaklaşık 40 yıl çalıştı, 14 yıl Türkçe Bölümü'nün müdürlüğünü yaptı. 1957'den bu yana Türkiye hakkında makaleler, kitaplar yayınladı. İngiltere'nin zengin biyografi geleneğinden etkilenen Mango, başyapıtı olarak "Atatürk"ü yazdı.
Kitaptan notlar..
* Atatürk, günde en az 15 Türk kahvesi ile üç paket sigara içerdi. Hergün düzenli olarak yıkanırdı.
* Yunanlı bir terzi ve ayakabıcısı ile, Osmanlı Hanedanı'nın üyelerine de bakan Yahudi bir dişçisi vardı.
* Fox yani "tilki" adını verdiği bir köpeği vardı. Fox, Atatürk'ün yatak odasında uyur, ayağının dibinde otururdu.
* Atatürk bir gün sofrada kızarmış bıldırcın yerken, kucağına canlı bir bıldırcın kondu. O günden sonra bir daha bıldırcın yemedi.
* Kendi siteğiyle eşi Latife'den boşandığı zaman Atatürk'ün odasına kapanıp dakikalarca ağladığı iddia edildi.
* Atatürk, 8 Kasım'da komaya girdi. Ölmeden önce son sözü Dr. Neşet Ömer İrdelp'e oldu: "Aleykümselam.."
* Ulu Önder'in Dolmabahçe Sarayı'ndaki naaşı bir hafta boyunca ziyaret eden halk, bir gün izdihama yol açtı. 17 Kasım'da çıkan kargaşada 11 kişi öldü.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|