|
|
Stand-by dışı anlaşma ihtimali
Devlet Bakanı Recep Önal, IMF ile stand-by dışında bir anlaşma yapılabileceğini söyledi
Hazİne'den sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal, IMF ile stand-by dışında bir anlaşma yapılabileceğini söyledi. Önal, NTV'ye yaptığı açıklamada, IMF"nin daha uygun anlaşma tiplerinin olduğunu hatırlattı ve şimdilik stand-by fikrinin ağırlıklı olduğunu belirtti.
Önal ancak ağırlıklı olarak stand-by üzerinde durduklarını belirterek, "Stand-by bildiniz gibi kısa vadeli bir program., Bizimki 24 ay olacak, yaparsak. Üçer aylık performans kriterleri içerecek. IMF'nin mali desteğiyle desteklenecek" dedi.
DÖRT TÜRLÜ ANLAŞMA
"Fon'un statüsüne göre dört türlü anlaşma imkanı var" diyen Önal, Türkiye'nin IMF'den doğrudan gelecek parasal desteğe ihtiyacı olmadığını da belirtti. Önal şöyle devam etti: "Döviz stoklarımızın yeterli olması, ödemeler dengesi sorunumuzun olmaması nedeniyle, IMF'den nakit olarak belirli kaynaklara ihtiyacımız yoktur. Bu da pazarlık gücümüzü artırmaktadır. Dolayısıyla, kendi gücümüzle enflasyonu düşürme hedefimizi gerçekleştirmek için verdiğimiz kararı uygulayacağız."
IMF ile stand-by anlaşmasının kaderini belirleyecek olan 2000 yılı bütçesinde anahtar kalem faiz dışı fazla olacak. 2 Temmuz'da IMF'ye verilen niyet mektubunda 2000 yılı için GSMH'nın yüzde 4.2-5.4'ü arasında bir faiz dışı fazla hedefi belirtilmişti. Ancak, yetkililer bu hedefin deprem, vergi yasalarında yapılan değişiklikler ve yılın ikinci yarısındaki ekonomik performans doğrultusunda daha da aşağı çekilebileceğini ancak kamu kesiminin tamamı için öngörülen faiz dışı fazlada bir değişiklik olmayacağını söylüyorlar. Geçen hafta IMF ile Washington'da yapılan görüşmeler doğrultusunda 2000 sonunda enflasyonun yüzde 25, büyümenin yüzde 5.5, faiz dışı fazlanın GSMH'ya oranının ise yüzde 5 civarında hedeflenmesi bekleniyor. Bazı uzmanlar, faiz dışı fazlanın artırılması için faiz ve rant gelirlerinin vergilendirilebileceğini ve fazlanın bu yolla sağlanabileceğini belirtiyorlar.
Başarı için sosyal güvenlik ağı gerek
Türkİye'nİn halen üzerinde çalıştığı mali uyum programı, bir çok kesim için yeni yükler oluştururken, hükümet ile programdan etkilenecek düşük gelir gruplarını da karşı karşıya getirebilir. IMF, programın başarısı ve politik olarak sürdürülebilir olması için sosyal güvenlik ağlarının oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor. IMF'nin Mali işler Bölümü'nün hazırladığı "Mali Uyum İçin İlkeler" başlıklı çalışmada sosyal güvenlik ağlarının, reformların yoksul kesim üzerindeki kısa vadeli etkilerini hafifletmek için gerekli olduğu vurgulanıyor.
Bazı ekonomistlere göre 2000 bütçesinin anti-enflasyonist bir programa imkân vermesi için Türkiye'nin ekonomide çeşitli alanlarda ciddi rejim değişikliklerine gitmesi gerekiyor.
KAMUDA REFORM
Bu tür bir değişiklik ise kamudaki işgücü fazlasının eritilmesini, belediye harcamalarının kontrol edilmesini, ücret artışlarının düşük tutulmasını, KİT ürünlerinde fiyat artışlarını gündeme getirebilir. Bu alanlarda ne kadar aşırıya gidileceğini ise sağlanacak dış kaynak miktarı belirleyecek. Dış kaynak yetersiz kalırsa, hedeflere ulaşmak için atılacak adımlara karşı doğacak tepkinin hafifletilmesi ise ancak sosyal güvenlik ağlarının iyi çalışması ile mümkün olabilir görünüyor.
REUTERS
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|