Tamam, bugün beğenmiyoruz ama hakkını yemeyelim. O tarihte, çağının toplumsal ve kültürel koşullarında çok ilerici nitelik taşıyan bir kanundu. Türk toplumu ve özellikle Türk kadını için çok özel bir anlamı vardı.
Evlenmeyi, boşanmayı düzenliyor, kadına sahip olmadığı bir çok haklar veriyordu.
Ancak aradan uzun yıllar geçti. Tam 73 yıl. Her şey değişti. Toplumsal yaşam, kadının ve erkeğin konumu vs...
O dönemde son derece ileri hükümler taşıyan Medeni Kanun, günümüzde ortaya çıkmış ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalıyor. Hem kadınların hem de erkeklerin beklentilerini, isteklerini karşılayamıyor. Özellikle kadınların...
Neler olduğunu söylemeye gerek yok artık sanırım. Temcit pilavı gibi yineleyip duruyoruz aynı konuyu.
Üstelik bunu yalnızca kadınlar, kadın hukukçular söylemiyor, aklı başındaki herkes dile getiriyor. Şu anda Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan Hikmet Sami Türk de değişmesi için uğraş veriyor.
Gelin görün ki gizli eller bu değişimi engelliyor sürekli. Kadın hukukçuların ve kadın kuruluşlarının değişiklik için yıllardır sarfettikleri çabalar hep gözardı ediliyor.
Elimde bir basın bildirisi var. Türk Hukukçu Kadınlar Derneği'nden gelen bildiride yönetim kurulu adına Avukat Aydeniz Alisbah Tuskan hükümete sesleniyor ve "Medeni Kanun değişikliği ne zaman gerçekleşecek?" diye soruyor.
Tüm kadınlar adına biz de soruyoruz ve diyoruz ki; Laik hukuk düzenine geçişin temel yasası olan Medeni Kanun'un gerekçesinde "İnsanlık yaşamı her gün hatta her an değişimlerle karşı karşıyadır. Yaşam yürür, gereksinimler değişir." şeklinde belirtildiği gibi, Medeni Kanun'un özellikle Aile Hukuku bölümünün, eşlerin eşit haklara sahip olmaları ilkesi çerçevesinde değişitirilmesi zorunlu hâle gelmemiş midir?