kapat

04.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )


Altın artık yatırım aracı değil

Altın geçen hafta 268 dolardan 326 dolara kadar çıktı ve yüzde 26 artış kaydettikten sonra haftayı 308 dolardan kapadı.

Artık bitti denilen altın bir anda geri geldi. Biz de altında yaşanan bu gelişmeleri uzmanı Hüsnü Akhan'a sorduk. Akhan eski bir Merkez Bankacı, şimdi Körfezbank'ın Genel Müdürü. Merkez Bankası'nda 1988'lerde başlayan altınla ilişkisi, bankacılık deneyimi ve Altın Borsası Yönetim Kurulu üyeliği ile sürdü. Altının hızlı düşüşüne merkez bankalarının müdahalesiyle tepki verdiğini ve bir ons fiyatının 310-325 dolar arasında oturacağını tahmin eden Hüsnü Akhan, sorularımızı yanıtladı.

Koordineli hareket
Geçtiğimiz hafta olan neydi?

Altın geçtiğimiz haftayı yaklaşık ons başına 260 dolar civarında bitirdi. Pazar günü Avrupa merkez bankaları bir toplantı yapıp ortak bir karar açıkladılar. Merkez bankaları olarak yılda sadece 400 ton toplam satış yapılacak. İsviçre, İngiltere ve İsveç merkez bankaları da bu karara uyacak. İsviçre Merkez Bankası altın arzında dünyada rafineri sayısı ve kapasitesiyle önde gelen bir ülke. Dolayısıyla kendini 400 tonla sınırladı ve arzı kısacağı yönünde bir söz verdi. Bunun yanında piyasaya kredili altın verme konusunda da sınırlama getirdiler. Belli ki çok koordineli bir durum söz konusu. Çünkü bunun akabinde IMF bir açıklama yaparak daha önce açıkladığı altın satışını kapalı devre yapacağını belirtti. Piyasaya değil merkez bankalarına satış yapacağını duyurdu. Yani IMF satarsa merkez bankalarına satacak, merkez bankaları da sınırlı satış yapacak. Bu piyasalar açısından altında arzın azalması anlamına geliyor.

Bu haberle birlikte de altın fiyatları hızla yükselmeye başladı. Çünkü vadeli altın pozisyonu taşıyan hedge fonlar, yatırım fonları zarara razı olup açık pozisyonlarını kapatmaya başladılar. Bu da altına aşırı bir talep yarattı ve fiyatları fırlattı. Bu son bir hafta içinde altın 269 ile 326 dolar arasında oynadı.

310-325 dolarda oturur
Bundan sonra altın fiyatlarının seyri nasıl olur? İniş çıkış sürer mi yoksa bir yerde istikrara kavuşur mu?

Bunun için bir şey söylemek çok zor. Altının bu orandaki tepkisi çok normal değil. Piyasa mutlaka oturacak. Ama bu konuda da çeşitli beklentiler var. Kimisi 325 dolar, kimi 400 dolar, hatta 500 dolar diyen bile var. Ben o kadar yükseleceğini sanmıyorum.

Burada önemli bir faktör var. Merkez bankaları piyasaya verdikleri altın arzını kesecekler. Bu bir olgu. Bunu dengeleyici olan nedir? Altın fiyatları yükselince kârlı olmadığı için kapanan madenler yeniden açılacak ve üretim başlayacak. Piyasada buralardan altın arzı almaya başlayacak. Bu dengeleyici bir faktör.

Ne kadar maden kapalı?

Yılbaşından bu yana 163 maden kapandı. Üretim maliyeti yüksek olduğu için. Şimdi 300 dolar seviyelerinden ve merkez bankalarının açıklamasıyla birlikte bunlar açılacak. Bundan sonra altın fiyatlarının yönünü yukarı doğru görüyorum. Sağlıklı bir artış trendine girecektir diye düşünüyorum. Çok uç noktalara gideceğini de sanmıyorum. Geçen seneki ortalama fiyatlara da bakılınca altının 310-325 arasında dengeye girmesini bekliyorum.

Araç çeşitlenmesi
Aynı zamanda bir finansçı olarak bize altının yatırım aracı olmaktan çıkıp çıkmadığını söyleyebilir misiniz?

Son 10 yıl içerisinde finansal enstrümanların bollaşması, çeşitlenmesi ve verimliliğinin artması, altının tek başına bir yatırım aracı olma özelliğini ortadan kaldırdı. Bunun en tipik örneği Cumhuriyet Altını'dır. 1988'de Merkez Bankası'nda altın piyasalarını kurup ithalatı serbest bıraktığımız dönem Türkiye'de Cumhuriyet Altını üretimi yıllık 15 tondu. Ama finansal enstrümanların piyasa ile tanıştırılması, bunların yaygınlaşmasıyla, üretim şu anda 1 tona geriledi. Dolayısıyla yatırım amaçlı altın talebi azalmaya başladı.

Cumhuriyet Altını tek gösterge değil. Bunun yanında takı da var. Bu hem hoş görünme hem de yatırım yapmak için alınır. Türkiye'de mücevher 22 ayar altından üretilirdi. Ama bugün 18, 14 , hatta 9 ayara yönelindi. Artık mücevher talebi de yatırımın dışına çıktı.

Ülke genelinde altının yatırım aracı olma özelliği yatırımcının gözünde kaybolmuş durumda. Repodan DTH'a, yatırım fonlarından hisse senedine kadar bir çok enstrüman var. Türk yatırımcısının liberalizasyonu da bunda etkili. Artık dünyanın her yerinden hisse senedi ve diğer enstrümanları alıp satabilir. Böyle bir piyasada da altın yatırım aracı olma özeliğini yitirdi. Kurumsal yatırımcı açısından da sınırlı bir öneme sahip.

Altında büyük oyuncular
Dünyada altın kimlerin elindedir. Altının oyuncuları kimdir?

Şu anda dünya üzerinde yaklaşık 130 bin ton altın stoku var. Bunun üçte biri olan 35-40 bin tonu dünya merkez bankalarının kontrolünde. 50-55 bin ton civarında da mücevher olduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık 12-13 bin ton elektronik sanayinde kullanılıyor. 25 bin ton civarında da kurumsal yatırımcıların portföyünde var. Burada en önemli faktör merkez bankalarının dünya toplam altın rezervlerinin üçte birini kontrol ediyor olmalarıdır.

Altın fiyatlarının seyri nasıl gerçekleşti?

Altın en yüksek değerini 1980'lerde bir onsun 820 dolara ulaşmasıyla gördü. Daha sonra aşağı dönmeye başladı. Geçen yıla baktığımızda altın fiyatları ortalama 295 dolar civarındaydı. Bu seneye 270 dolar seviyesinde girdi ve yavaş yavaş aşağıya inmeye başladı. Bunun nedeni de merkez bankalarından gelen satışlardı. Mesela Belçika Merkez Bankası 200 ton satış yaptı. Hollanda ve Avusturya merkez bankaları 150-200 ton sattılar. Ama çok önemli bir şey vardı. Satışı yaptıktan sonra açıklama yaptılar ve satış bir anda gerçekleşmedi. Dolayısıyla piyasa bir anda aşağı gelmedi. Çünkü merkez bankaları en büyük oyunculardır.

Fiyatlar dip noktasına nasıl indi?

Yaklaşık üç ay önce enteresan bir şey oldu. İki açıklama geldi. IMF rezervlerindeki altını satabileceğini açıkladı. İkinci ve en önemli açıklama da İngiliz Merkez Bankası'ndan geldi. Yaklaşık 700 ton olan stoklarını önümüzdeki iki sene içinde 315 tona düşüreceğini duyurdu. Bu da fiyatları 15-20 dolar aşağı getirdi. İlk ihalesini iki ay önce 263 dolardan yaptı. İkinci ihaleyi geçen hafta yaptı ve fiyatlar 253 dolar seviyelerine geriledi. Çünkü altın satışlarının süreceği biliniyor.

Fiyatların bu kadar gerilemesine üretim cephesi nasıl bir karşılık verdi?

Altının geçen yılki üretim maliyeti ons başına 261 dolardı. Şu anda yılda 2550 ton altın üretiliyor. Ortalama fiyat burada önemli bir kriter. Papua Yeni Gine altının onsunu 263 dolara, Güney Afrika 313 dolara üretiyor. Adamın 313 dolara üretip 260 dolara satması mümkün değil. Bu nedenle de bazı ekonomik olmayan madenler kapanmaya başladı. Geçen sene ilk kez Güney Afrika'nın dünya altın üretimindeki payı yüzde 30'lardan yüzde 20'nin altına düştü. Madenler kapanınca da altında arz sıkıntısı başladı. Üstüne üstlük merkez bankalarının satışlarının sürmesi de bir çok madenin kapanması sonucu getirdi.

En büyük manipülasyon
1980 yılında fiyatların yükselmesinin reel bir gerekçesi var mıydı?

Bu hareket tamamiyle bir manipülasyondu. O dönem altın üzerine spekülasyon yapan bir aile vardı. Güttükleri temel mantık da şuydu: Altında arz kısıtlı, yani üretim sadece 1500 ton civarında. Ayrıca altın merkez bankaları için de toplam döviz rezervlerinin vazgeçilmez bir parçasıydı. "Biz arz oranında ne kadar çok altın toplarsak, fiyatları o kadar yukarı çekeriz. Tekelleşerek piyasada fiyat belirleyici konumda oluruz" mantığıyla altın alımına başladılar. Böylelikle fiyatlar 820 dolara kadar çıktı. Ama unuttukları bir şey vardı. Altın arzında o kadar kısıtlama ile herkesin bir anda pozisyonu bozulacağından merkez bankaları piyasaya likidite verdiler ve fiyatlar inmeye başladı.

Fiyatlar o zaman yükselmeye hangi seviyeden başlamıştı?

Sanırım 200 dolar seviyesinden başlayıp, 800 doları aştı. Sonra da 400 dolar seviyelerine gelmeye başladı.

'Düşük enflasyona hazırlık yaptık'
KÖrfezbank Genel Müdürü Hüsnü Akhan, yeniden yapılanma dönemini önemli ölçüde geride bıraktıklarını ve banka olarak düşük enflasyon dönemine hazırlık yaptıklarını söyledi. Akhan şunları söyledi:

"Bankanın stratejik açılımı aslında kendini düşük enflasyon ortamına hazırlama noktasında oluştu. Bunun için banka müşteriye odaklı işlemlerde etkin olsun istedik. Baktığımızda geçen yıl başında bankanın 350 kurumsal müşterisi varken şu anda 800 müşteriye ulaşmış durumdayız. Geçen yıl 350 müşterinin 30'uyla aktif bankacılık yapıyorduk, şu anda 800 müşterinin 350'siyle aktif bankacılık yapıyoruz. Geçen yıl Türk bankacılık sisteminde kredi portföyü dolar bazında azaldı ve aktifler içinde yüzde 45'lerden yüzde 33'lere geriledi. Biz Körfezbank'ta 98 yılında kredi portföyümüzü dolar bazında yüzde 74 artırdık. Bu sene de dolar bazında yüzde 40'lar seviyesinde bir artış var. Aktifler içindeki payı da hızla artarak yüzde 23-24 seviyelerine geldi. Bu geçen yıl yüzde 11'di. Kredi portföyündeki bu artışa rağmen bankanın aktif kalitesi bozulmadı ve batık kredileri oranı yüzde sıfır. Bu Körfezbank'ın en önemli özelliği. Bunda iki faktör etkin. Birincisi banka olarak stratejimiz çok açık ve net. Büyük ölçekli firmalarla çalışacağız diyoruz. Bu çerçevede daha risksiz, daha sağlam olan ISO 500 şirketleri bizim hedefimizde. Ve bu şirketlerin kendi işlemlerinde birinci bankaları olmayı hedefliyoruz."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır