


Tarih ve tekerrür
Churchill'in 84. doğum gününde resim çeken 20 yaşlarındaki bir fotoğrafçı, İngiliz Başbakanı'nın yanına yaklaşmış;
"İnşalah 100. doğum gününüzde de fotoğraflarınızı ben çekerim" demiş.
Churchill çocuğun yüzüne şöyle bir bakmış ve espriyi patlatmış:
"Merak etme, iyi görünüyorsun. O güne kadar yaşayabilirsin".
***
Bu espriyi, Başbakan olduğu dönemde Süleyman Demirel'den dinlemiştim.
Bir programımıza katılmıştı. Bu yaşta bunca koşuşturmaya nasıl dayandığını sormuştuk. Aktardığı espri, biraz "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" kokuyordu. "İnşalah biz, sizin 100. doğum gününüze kadar yaşayabiliriz" dedik ve kendisine uzun ömürler diledik.
Hayatı boyunca onca savaştan, suikastten, sandıktan sapasağlam çıkmayı başarmış liderler için hastalık ya da ecel sıradan rakiplerdir.
Alaya almasını bilir, güler geçerler.
İsmet Paşa, bunun en iyi örneğiydi.
1971'de doğum gününde, torunu Gülsün'e yazdığı mektupta şöyle diyordu:
"Bugün ben doğalı 87 sene oldu. Bence 87 yaşına girdim. Herkes '88 yaşına girdin' diyor, anlaşamıyoruz vesselam, bir şikayetim yok".
Oysa şikayeti çoktu. İşitme zorluğu ve kalp krizlerinin üstüne, o yıl bir de katarakt ameliyatı geçirmiş ve sağlığı tamamen bozulmuştu.
***
Unutmamak gerekir ki, İsmet Paşa Ecevit'in yaşındayken (74) henüz siyasi kariyerinin ortasında sayılırdı. Daha bir ihtilal, üç idam görecek, iki darbe girişimi bastırıp, iki hükümet kuracak, bir muhtıra ve üç idama daha tanıklık edecekti.
Bülent Ecevit'le İsmet İnönü'nün sağlık sorunlarını karşılaştırınca iki temel fark göze çarpıyor.
Birincisi şu:
Paşa'nın sağlık sorunu göz önündeydi. Kulağındaki sorun zaten biliniyordu, kalbi tekleyince haber oluyordu. Katarakt ameliyatı ayan beyan yapılmış, gözündeki bant, televizyon kameraları önünde çıkarılmıştı. Çünkü herkes biliyordu ki, gözü az görse, kulağı ağır işitse, kalbi arada teklese de Paşa'nın kafasındaki tilkilerin hâlâ kuyrukları birbirine değmemektedir.
İkinci farka gelince...
İnönü'nün sağlık sorununu kullanan siyasi rakipleri vardı.
Paşa, ameliyattan sonra sık sık, parti içinde kendisinin "yaşlanıp bunadığını" söyleyerek genel başkanlığı ele geçirmeye çalışanlardan söz ediyordu.
Ecevit 12 Mart Muhtırası'ndan sonra CHP Genel Sekreterliği'nden istifa etmiş ve muhalefet bayrağını açmıştı. Paşa, yaklaşan kurultay için kulis yapamayacak haldeydi. O yüzden rakipleri ilk kongrelerini gezerken, o mesajını basın aracılığıyla veriyordu. Şu sözleri o günlerde söyledi:
"CHP'yi ele geçirmek davasıyla karşı karşıyayız. Bunun için her tertibe başvurmaktadırlar. İhtilaf benimledir. 'Bunadı' diyorlar. 'Ömrü iki günlük' diyorlar. Ama ben görevimi sonuna kadar ifa edeceğim".
O günlerde Abdi İpekçi'ye verdiği bir demeç, gerçekten tarihi önemdedir. İnönü, büyük bir öfkeyle Ecevit'ten yakındığı o demeçte şöyle diyordu:
"Yaşı ilerledi, bunadı, ömrü belli değil, (diyorlar). İki gün sonra bir gün bakacaklar, hakikaten ölmüş, ne genel başkan kalmış, ne ihtilafı kalmış".
***
Başbakan Ecevit, sağlığı hakkında basında yapılan spekülasyonlara haklı olarak kırılıyor.
Oysa eski Genel Başkanı İsmet İnönü'ye göre daha şanslı olduğu muhakkak.
Çünkü, Paşa'nın o haline göre 13 yaş daha genç ve daha önemlisi, sağlığı üzerine spekülasyon yapan bir "ikinci adam"ı yok.