Cumhurbaşkanı bir tartışılıp çözülmesi gereken sorunlar listesi veriyor ve ekliyor "Hadiseler ne kadar vahim olursa olsun kendimize, devletimize ve geleceğimize olan güven ve ümidi koruyamazsak, kimseye değil, bizzat kendimize kötülük yapmış oluruz."
Eskiden işler sarpa sardığında seçim çözüm olarak gösterilirdi. "Bunlar gider başkaları gelir" kolaylığı da artık iflas etti, çünkü şimdi sistemi tartışıyoruz.
Devlet topu "toplumsal örgütlere" attı, "Görüş bildirin, tartışalım herkes aklını ortaya koysun, birşeyler yapalım" mesajları geliyor.
Şu andaki durum bünyede ateş yükseltiyor çünkü karmaşa var.
Devlete "Böyle olmaz" demişsin, devlet "Kabul, valla olmuyor" demiş ardından "Peki nasıl olsun" diye sormuş ve o noktada top havada kalmış...
"Devletin peki nasıl olsun" sorusuna cevap hazırlamak gerek. Devlet bu pası her zaman vermez...
Yaşar Okuyan Sosyal Güvenlik için 200 küsur sivil toplum örgütünden görüş istedi, sadece altı tanesinden cevap geldi.
Yine de sivil toplum örgütlerine haksızlık etmemek lazım, toplum olarak alışkın değiliz...
Normalde insanlar demokrasiyi mahallelerinde yaşıyorlar, kaçak bina yapılmasına engel olabiliyorlar, mahallelerindeki gürültüyü kontrol edebiliyorlar...
Biz bütün bunlardan acizken bir de baktık koskoca devlet "Hadi bakalım şimdi ne yapalım, isterseniz başkanlık sistemine geçeriz, bir düşünün" diye soruyor.
Devlet ihalesi hepimizin üzerine kaldı, sonumuz hayırlı olsun!
Bize hemen sistem tartışmasını yaptırmadan evvel yavaş yavaş alıştırmak gerek...
Mesela siyah tişört giydiğinde kazara polis karakola çeker diye İstanbul Barosu CMUK servisinin telefonunu (212-251 95 16) cebin hafızasına yazmak insanı potansiyel suçlu durumuna düşürmemeli.
Öyle bir "Baba devlet" kavramına alışmışız ki "Devletin etkisini ve yetkisini" bırakın devralmak, tartışmak bile insanda "Başımıza bir iş gelmesin" duygusu uyandırıyor.
Devlet küçülmesi gerektiğini biliyor.
Küçülürken o yeri kime bırakacağı önemli...
Konut sorununu çözemediği için kaçak binalar yapılıyor, mahalle mafyası tarafından kontrol ediliyor.
Sivil toplum örgütü dediğimiz olay aslında devletin küçülmesinden doğan boşluğu devlet içinde ve çevresindeki küçük çıkar gruplarına değil, toplum geneline yayan bir mekanizma...
Hepimizin bir tarafından tutması gerek, sonuçta daha güçlü bir devlet daha sorunsuz bir toplumun anahtarı.
Ama bu fırsatı boşverirsek...
Devlet zaten bir şekilde toparlanacak, havaya attığı top eninde sonunda düşecek. Bizler topa girmediğimizde yine kendisi alacak ve "tek kale" oynayacak!
Devlet akıl danışıyor, ne güzel!
Devlet içinde "Sen kimsin ki devlete akıl öğreteceksin" diyenlerin neden çekindiklerini öğrenmek için de güzel fırsat.
Toplumsal aklı çalıştırıp kendi aramızda barışmak, devletin vatandaşa vatandaşın devlete güvenini tazelemek için bulunmaz şans.
Önce Susurluktu
Şimdi deprem
Allah üçüncüsüne muhtaç etmesin!
"Ne yapalım" diye soruyorlar "Siz en iyisini bilirsiniz"den daha mantıklı bir cevap üretmek zorundayız.