Ne demiş atalarımız, "Güleriz ağlanacak halimize..." Biz de şu anda böyleyiz. Gazetelerde zaman zaman çıkan bazı haberleri görünce utanıyorum, sıkılıyorum, üzülüyorum... Ve kendi kendime "Yazık, bir arpa boyu yol gidemememişiz" diyerek hayıflanıyorum. Nasıl hayıflanmayayım ki...
Bir zamanlar, çok eskiden, taa 27 Mayıs İhtilali sıralarında, yani 1960'lı yıllarda Eskişehir'deki demiryolu fabrikalarında milleti uyutmak için iki tane otomobil yapılmıştı. Bunların adına DEVRİM adı verilmişti. Rahmetli Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e gösterilen bu arabalar 50 metre gittikten sonra durmuş, bir daha da yürümemişti. Ama medyada o zamanın gazetelerinde o kadar şaşalı, o kadar şatafatlı gösterilmişti ki, insanlarımız o haberleri okuyunca "Vay be, amma ilerlemiş" diyordu. İşte bu konu halkımızın yüreğinde iz bırakmış ama sadece o kadarla kalmıştı. Aslında insanımız böyle yenilikleri, icatları, gelişmeleri canı gönülden istiyordu. Bu devrim otomobilleri zamanla unutuldu, gitti.
Ama bizim uyanık yöneticilerimiz hiç durur mu... Yenilik üzerine yenilik icad ederler. Mevsimine, zamanına, devrine göre icadlar yapar, hem üstlerine yaranırlar, hem de halkı uyutma görevi yaparlar. İşte ikincisi de 75. Yıl Cumhuriyet Treni... Hala ülke içinde gezdirip, duruyorlar. İçinde büyük Atatürk'ün büstüde olduğundan adeta bir kutsal emanet gibi her gittiği yerde insanlara gösteriliyor, törenler yapılıyor, alkışlatılıyor...
Bu gördüğümüz süslenmiş-püslenmiş trenin lokomotifi biliyor musunuz ki taa Osmanlı zamanından kalma bir buharlı makinadır. Bunun Cumhuriyetimizin 75. Yılı ile ne alakası var?... Aslında bu treni çıkaranların utanmaları lazım. Çünkü gönül isterdi ki, Cumhuriyetin 75. Yılında demiryollarımız süper sonik lokomotiflerle çalışan trenlerle dolsun. Ama ne gezer...
Şimdi de "Füze yaptık" diyorlar. Sanki Amerika'yı yeniden keşfetmişiz. Yahu bunu söyleyenler hiç utanmıyor mu?... Hatta yapanlar da... Bu füzelerin daha gelişmişini Almanlar 1940'lı senelerde yapmamışlar mıydı?... V-1, V-2'lerle Avrupa'dan Londra'yı vurmamışlar mıydı?... Bundan sonra geliştirilen füzelerle Ay'a, Mars'a gidilmemiş miydi?...
Bütün bunların yanında biz ne idüğü belirsiz bir füze yapıp ve bunun için dünyalar harcayıp, kendimizi aldatmıyor muyuz?... Lütfen biri çıksın, bana bunları açıklasın. Ne yapıyoruz?... Kimi kandırıyoruz?... Kimin parasını nereye harcıyoruz?... Bütün bunların bize faydası ne?...
Gerçekten de bu atasözünü yazarken yanlış yapmamışım. Evet biz her zaman "GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE..." ve "BAYILIRIZ UYUTMAYA ve UYUTULMAYA..."