kapat

04.10.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Stres ona da 'yaradı'
Türk erkeği Devlet Bahçeli, çok çalıştı, yoruldu; stres altında geçen 5.5 ay sonunda 6 kilo aldı

Devlet başkanlarının doktoru Prof. Antonio Gotto, "Türk erkeğini stres şişmanlatıyor" diyordu; dün yayımladık. Şimdi de bu sözlerin haklılığına bir örnek yayımlıyoruz: "MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, yoğun stres yaşadığı son 5.5 ayda tam 6 kilo aldı."

Bahçeli, muhtemelen kilo almaya başladığını kendisi de fark ediyordu. Ancak kilo artışını durduramadı ve geçtiğimiz günlerde hem gardrobundaki eskileri ayıklamak hem de dar gelen elbiselerinden kurtulmak için kendisine iki yeni takım elbise sipariş etti.

BU NE GENİŞLİK
Öğrencilik yıllarından beri elbiselerini diktirdiği terzisi Mustafa Tufan Yavaş'ı çağırdı. Önce kumaş beğendi; lacivert ve petrol renklerini seçti. Model olarak yine vazgeçemediği kruvazeyi tercih etti. Sıra ölçü almaya gelince gerçek ortaya çıktı. Bahçeli'nin başta beli olmak üzere bütün bedeni genişlemişti. Tartıldı. 74 kiloya çıkmıştı. Bahçeli, 18 Nisan'dan bu yana tam 6 kilo birden almıştı.

ARI GİBİ
Bahçeli, hem yabancısı olduğu işlerde başarılı bir performans göstermek hem de politikada vaat ettiği farklı üslubu hayata geçirmek için, son derece yoğun bir çalışma temposuna girdi.

Güne erken başlayan Bahçeli, sabah gazetelerini okuyor. 08.00 veya 09.00'da evden ayrılarak günü Başbakanlık binasındaki odasına geçiyor. Öğle yemeğini odasına isteyen Bahçeli, sık sık demli çay, sade kahve ve akşama kadar da yıllardır bırakmadığı Tekel 2000 sigarasından bir paket içiyor.

Her gün saat 19.00 ile 20.00 sıralarında partiye geçen Bahçeli'yi, MHP Genel Merkezi'nde genellikle önemli görevlere gelmek isteyen bürokratlar ve ülkenin çeşitli yerlerinden gelmiş partililer bekliyor. Bahçeli, partide bürokratlarla, milletvekilleriyle, parti yöneticileriyle, partililerle bizzat görüşürek tabanın nabzını tutuyor, icraatları soruyor, şikayetlerini dinliyor.

Bu arada partisinin Ar-Ge birimince çeşitli konularda hazırlanmış raporları inceliyor, bazı raporların yazımına katılıyor.

'ACILI'NIN HASTASI
MHP Genel Merkezi'nde geç saatlere kadar çalışan Bahçeli'ye, akşam yemeği olarak "acılı kebap" söyleniyor. Osmaniyeli olan ve kebapları çok seven Bahçeli, yemeğini genellikle yıllardır baş danışmanı olarak görev yapan İstanbul Milletvekili Esat Öz'le birlikte haberleri izlerken yiyor.

Genel Merkez'den divan üyelerinin çoğu gittikten sonra ayrılan Bahçeli'nin partiden çıkışı genelde saat 24.00'ü buluyor.

HOBİ DE NEYMİŞ!
Bahçeli için gün eve gidince de bitmiyor. Çalışmalarını sabaha karşı 03.00- 04.00'e kadar sürdürüyor. Bu yoğun çalışma temposu, Bahçeli'yi hobilerine ve alışkanlıklarına da ara vermek zorunda bıraktı. Yemek yapmayı seven Bahçeli, genel başkan olduğundan beri yemek de yapmıyor. Maça, tiyatroya, konsere gitmiyor.

Tatilini her yıl denize pek fazla girmeden Datça'daki yazlığında geçiren Bahçeli, bu yıl tatil de yapamadı. Cuma namazlarını kaçırmayan Bahçeli, her hafta bakanlar kurulunun cuma günleri toplanması nedeniyle ibadetini yerine getirmekte de zorlanıyor.

Doktor Gotto'nun 'Türk erkeğini stres şişmanlatıyor' sözünü dün yayımladık. Bugün de ilk örneğini, Bahçeli'nin kilo alış hikâyesini yayımlıyoruz

BAHÇELİ'NİN STRES ÖYKÜSÜ
İşte psikologların deyimiyle, Bahçeli'nin seçimden bu yana "stres öyküsü":

18 Nisan seçimlerinde MHP'nin ikinci parti olması, bir anda bütün gözleri MHP ve Bahçeli'nin üzerine çevirdi. Yoğun bir seçim kampanyası yürüten Bahçeli, dinlenmeye fırsat bulamadan gözönündeki adam haline geldi. Bir yandan bu sürpriz sonuç karşısında partililerin olası taşkınlıklarını önlemeye çalışıyor, bir yandan partisinin imaj değiştirme çalışmalarını hızlandırıyor, bir yandan da medyanın soru bombardımanına "doğru ve düzgün" cevaplar vermeye çalışıyordu.

Meclis açıldı. Türban krizi yaşanıyordu. Kendi partisinin türbanlı milletvekilinin başını açtırdığı için hem dinci kesimden hem de kendi partisinin tabanından gelen tepkilere göğüs gerdi ama taviz vermedi.

FP ve DYP'nin bozma çalışmalarına göğüs gererek DSP ve ANAP'la üçlü koalisyon pazarlıklarını yürüttü. Rahşan Ecevit'in MHP ile koalisyonu içine sindiremediğini açıklaması, canını sıktı.

Hayatında ilk kez Meclis toplantılarına katıldı, ilk defa Bakanlar Kurulu'na girdi, bazen de başkanlık etmek zorunda kaldı.

Partisinin hassas olduğu Pişmanlık Yasası, af, türban krizi, YÖK, ÖSYM gibi konularda ya ortaklarını ya partisini ikna etmek için çaba gösterdi.

Deprem felaketi oldu. İkinci adamı olduğu hükümet yardımları organize etmekte yetersiz kaldığı gerekçesiyle yerden yere vuruldu. Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a yönelik tepkilerden partisini korumak için devreye girdi.

Bu kez de, prefabrik konut tartışması başladı. Yine kendi partisinden iki bakan, prefabrik konut gerekli mi değil mi tartışmasına girdi. Kamuoyuna yansıyan kavgayı yatıştırmak yine Bahçeli'ye düştü.

Rahşan Hanım'ın ikinci demeci, bu günlerde geldi. Başta karşı oldukları af yasasına giren çetecilerle ilgili madde için herkes MHP'yi suçlarken, Rahşan Hanım da ortaya çıkan yasa için topu MHP'nin sahasına doğru yolladı.

Ve son olay, Bankacılık Üst Kurulu'na yapılacak atama konusunda patladı. Partisinin etkin isimlerden biri, DSP'li Hikmet Uluğbay ve Başbakan Bülent Ecevit'e ağır sözler sarfedince ortalığı yatıştırmak da Bahçeli'ye kaldı.

Nevin BİLGİN/ANKARA


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır