kapat

29.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Titonus'tan bugüne...


Kırk yaşına kadar hayattan neler istediğini bilemezsin, o yaşa gelip de bildiğinde zaten her şey çok geç olmuş olur, diyor bir baba kızına öğüt verirken...

Gerçi, bu dominant bir babanın, kızına kendi kararlarını empoze etme biçimi ama doğruluk payı da yok değil... "40 yılda bir gibisin", "bir acı kahvenin 40 yıllık hatırı" misali, 40'lar önemli bir sayıyı işaret ediyor.

Bu yaşta hâlâ ruhunun eşini arayabilirsin, zaman zaman kendini onbeş yaş hüngürdemeleri, süslenmeleri, nazları, niyazları, hatta hızı kesilmeden devam eden adet sancıları içinde bile bulup hayret edersin...

Sadece alınganlıkların artabilir, antisosyal eğilimler, alışkanlıkların yarattığı hafif bir konformizm, radikal kararlarda azalma, üşenmeler de 40'lı hayatında galip gelebilir çoğu zaman...

***

Yakın bir arkadaşım (bu yaş diliminde) 74 yaşında bir adama aşık oldu... Çok değişik, neşeli, canlı, güzel ve alımlı bir kadın... Genç bir erkek ondan fazlasıyla hoşlanabilir, hatta kendinden genç biriyle tecrübeli bir "güzellik" olarak tehlikeli sularda seyredebilir...

Ona çok soruldu; kendinden yaşlı bir adama aşık olmanın gerçek sebebi ne diye? Kimi "parası için" dedi, kimi "baba özlemi"... Onun cevabı, "Aramızda kuşak farkı yok" oldu... 24 yaşındaki bir gençle hayatı algılayışta farkım var ama bu yaştaki sevgiliyle biz artık yaşsız dünyanın insanları olduk... Ben onunla kuşakları, kuşakların eğilimlerini, kısaca "moda" neyse onu aştım, bütün zamanların aşkını yaşıyorum... Bu "bütün zamanların aşkı" biraz yaşanmış tarihi, deneyimin olgunluğu bu güngörmenin getirdiği telaşsızlığı, zamanın sindirilmesini kapsar gibi sanki...

***

Mitolojiye göre, güneş doğuşu tanrısı Aurora, Tithonus adında yakışıklı ancak ölümlü bir çobana aşık olur. Sonsuza kadar birlikte yaşamak için sevgilisinin de Aurora gibi ölümsüz olması gerekmektedir... Zeus'a giderler ve Tithonus için ölümsüzlük dilerler... Tanrılar tanrısı Zeus sorar; "Gerçekten bunu istediğinize emin misiniz? Yani sonsuz yaşamı?"

"Evet, evet" derler, "ölümsüzlüğü istiyoruz" ve Zeus, Tithonus'a ölümsüzlüğü verir. Ancak, bu kararı verirken geleceği hiç düşünmemişlerdir.

Yıllar geçer, Tithonus yaşlanır, yüzü, gözü yaralar içinde kalır, hastalıkların pençesinde yaşlı bir ihtiyar olarak kıvranır. Ne olursa olsun, ölmeyecektir... Zeus'tan esas istenecek şeyin sürekli gençlik olduğunu geç anlamışlardır.

***

Amerika'da, sürekli gençlik için didinmeye "Tithonus Sendromu" adını takmışlar... Herkes olduğundan daha genç olmaya çalıştığına göre, gitgide yaşın ilişkilerde ortak payda olmadığı bir dünyaya doğru gidiyoruz... Sürekli gençliğin peşinde yaşlararası o muazzam kopukluk azalıyor gibi.

Terazinin öbür kefesinde de aynı oranda hoşgörü ağırlıklarını arttırabilir miyiz dersiniz?


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır