Öyle düşündüğünüz gibi elimi kolumu sallaya sallaya gezmeye gitmiyorum vallahi... Yine iş! Biliyorsunuz Galatasaray'ın Chelsea ile maçı var Londra'da. Ve duydum ki İstanbul'un yarısı Londra'ya maça gitmiş, ee orada neler oluyor-bitiyor sizi haberdar etmezsem olur mu? Bu arada az biraz serde Galatasaraylılık da var tabii.
Geçtiğimiz cumartesi akşamı Sirkeci'deki Sepetçiler Kasrı'nın içinde açılan Hammam'a gittim. Kapıdan girdiğim an şaşırdım kaldım. Herkes o akşam buluşma yeri olarak Hammam'ı seçmiş.
Kimi aklımdan geçirdiysem karışıma çıkıverdi. Lokalin en güzel masalarından birisinde Ajda Pekkan, Londra'da yaşayan kız kardeşi Semiramis Pekkan eşi Gulu Lalvani, Ajda Hanım'ın menajeri Armağan Düzgit birlikte yemekteler.
Merhabalaşmak için yanlarına gittiğimde Ajda biraz üzgün gibiydi. Çünkü salı gecesi (yani dün), bir süre önce kaybettikleri annesi Nevin Hanım'ın 40. gün mevlüdü okunacakmış. Sonraki gün de Semiramis Hanım'ın doğum günü imiş. Ve tabii kutlamayacaklar. Perşembe günü de Semiramis Hanım ve eşi Londra'ya dönüyormuş. Randevulaştık, Londra'da bir akşam birlikte olacağız.
Bir diğer masada Can Ataklı, eşi Ayşe Ataklı, Levent Kırca, Oya Başar birlikteydi. Sohbetleri, depremle ilgili idi.
Bahçenin bir köşesinde ise Orhan Gencebay, Sevim Emre çifti vardı. Dedim ya, kimi ararsam karışımda. Orhan Gencebay her zaman olduğu gibi "baba" şefkatiyle sarıldı, kuçaklaştık.
İki masa ileri gittim bu kez karşımda, hani kara tahtanın başında, elinde tebeşir, Ulu Önder Atatürk'ümüzün ders verdiği bir küçük vardı ya; Atatürk'ün manevi kızı Ülkü, işte o vardı. Ülkü Hanım eşi Öke Atatepe ile birlikte el ele, göz göze bir gecenin tadını çıkarıyorlardı.