2. Türkiye'ye deprem yardımı konusunda, Clinton yönetimi Kongre'ye başvuru yaptı mı?
3. Tekstildeki kotalar kaldırıldı mı?
Bu üç sorunun cevabı da, "Hayır" olacak..
"Peki geriye ne kaldı?" diye soracak olursanız, "geriye şimdi aşağıda okuyacağınız cümleler kaldı" diyebiliriz.. Çünkü bu cilalı cümleleri mutlaka duyacağız.. Buyrun okuyalım:
Türkiye'nin ABD için son derece güvenilir ve stratejik bir müttefik olduğu,
Türkiye'nin uluslararası rolünün inkar edilemeyeceği,
Türkiye'nin hem bölgesel, hem de dünya için ne kadar önemli olduğu,
Türkiye'nin AB'ye girişine tam destek verildiği,
Türkiye'nin istediği Bakü-Ceyhan hattı konusunda siyasi desteğin sürdüğü,
Türkiye'nin teröre karşı mücadelesinin desteklendiği,
Türkiye'nin insan haklarındaki iyileştirmelerinden çok memnun olunduğu,
Türkiye'nin uluslararası tahkimi kabul etmesinin alkışlandığı,
Türkiye'nin istediği ekonomik yardımı alabilmesi için Dünya Bankası ve IMF nezdinde girişimde bulunulacağı,
Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adım atmasının fevkalade olumlu göründüğü,
Türkiye'nin Yunanistan ile sorunlarını çözmesinde atacağı adımların büyük bir heyecanla beklendiği.. v.s. v.s. v.s.
Bunlar güzel laflar.. Bunlar iyi laflar.. Ama laflar.. Ve de ilk defa da duymayacak Türk diplomatları ve gazeteciler bu cümleleri..
Ecevit'in bu gezisi 4 aydır biliniyor.. Üzerinde 4 aydır çalışılıyor.. El insaf yani..
Dendi ki, ABD garantili dış borç alalım. Bunları söyleyenlerin hiçbirinin aklına, Özal döneminde de bunun gündeme geldiği ancak o dönemin ABD Başkanı Bush'un "Bu sizin itibarınızı kırar.. İlerde alacağınız borçları olumsuz etkiler.. Bunu yapmayın" demesi üzerine vazgeçildiği gelmedi. Sonra ABD'liler bunu hatırlattı da biz de vazgeçtik..
Gelelim ABD Kongresi'nin 400 milyon dolarlık yardımına..
ABD'nin Acil Yardım Fonu'nda para yok ki versin.. Veya çok az bir para var.. Bilemediniz 100 milyon dolar.. 15 milyar dolarlık bu fonda para olsa, Kosova'ya 1 milyar dolar taahhütlerini yerine getirecekler.. Sosyal Güvenlik Fonu faslından yardım konusuna ise, Cumhuriyetçiler evet derken, Demokratlar, yani Clinton'ın kendi partisi hayır diyor..
İşler işte tam bu noktada.. Türk halkının gerçekleri bilmesinin hakkı olduğunu düşündüğümüz için bu yazıyı yazdık..