


Amerikan sadakasına ihtiyacımız yok!
İlk insanlardan birinin aklına, bir aralık, avladıkları hayvanın etini daha rahat ısırıp çiğnemek fikri gelmiş olabilir. Ve bunun için ilk insan, "şu zor çiğnenen çiğ eti ateşin üstünde tutup kızartmalı..." diye düşünmüş olabilir.
İşte bifteğin keşfi.
Her şeyin bir nedeni olmalı.
Hindiler niçin kabarır?
Eşekler niçin anırır?
Mutlaka bir nedeni vardır.
Türk medyası, bizim gazeteciler niçin beklenti yükseltirler? ABD'ye Başbakan düzeyinde bir kalabalık heyetle gitme kararı alındığında, her seferinde aynı terane:
Büyük yardım gelecek.
ABD yönetimi böyle bir ışık yakmamıştır, fakat gazetecilerle Ankara'daki üst düzey bürokratlar bir olup; "senin aşkınla gönlümüz sütlimanlık ya Amerika..." diye bir şarkı tuttururlar. Bu tür yazılarla, demeçlerle ABD yönetimini de havaya sokacaklarını umarlar.
İşte sadakanın keşfi...
***
Heyet ABD'ye gider.
Görüşmeler yapılır.
Başkan Kennedy, Başkan Bush, Başkan Regan, Başkan Clinton başta her kim varsa o, Türkiye'nin şişirilmiş beklentilerinden çok ABD'nin neler istediğini sayıp döker.
Beklenti terse döner.
İşte dilenciliğin hüsranı.
Her seferinde böyle olur.
Türkiye dilenci duruma düşer.
Bu kez bürokratlar; "Kalın geldi fakire dostluk ya Amerika..." diye ağlaşmaya başlarlar ve gazeteciler de bunu gazetelerine yazar.
Yine öyle oldu...
Başbakan Ecevit, bakanlar, dışişleri mensupları, üst düzey yetkililer, milletvekilleri, işadamları, gazeteciler, koruma, tercüman, daktilo toplam 137 kişilik bir büyük heyetle Washington'a gitmeden önce Ankara'da "Senin aşkınla gönlümüz sütlimanlık ya Amerika..." şarkısını söyleyenler dün oradan "Kalın geldi fakire..." seslendirmesini yolladılar.
Balonlaşmış beklenti şuydu:
Ecevit'i sefere çıkarttık. ABD'den paraları alıp gelecek. Oturup paraları yiyeceğiz. ABD tekstil kotalarını genişletecek, daha çok malı kolayca ihraç edeceğiz. Amerikalılar bize sattıkları silahlardan doğan borcumuzu da silecek, rahatlayacağız. Amerikan Hazinesi bize kefil olacak, tahvil çıkartıp daha çok borç bulacağız. Avrupa Birliği'ne emir verecek, 12 ülkelik aday adayı listesinin sonuna Türkiye'yi de yazacaklar. Bu arada ABD, Yunan-Türk dostluğunu da diriltecek bir şurup verecek, onu içeceğiz ve "iki komşu kadim dost" olacağız...
Niçin?
Deprem oldu ya....
ABD bize acır...
Tam dilenci kafası...
Önce hayal kur..
Sonra hayallerin parçalansın.
***
Oysa abartılmış geziler, zorlama heyetlerle simetri kurmak yerine gerçek olduğu gibi görülebilir. ABD dediğiniz ülke 200 yıldan beri gelişmiş bir ülke. Biz de 200 yıldır donunu toparlamaya çalışan bir ülkeyiz. ABD sadece Ortadoğu'da Türkiye'yi peşinden sürükleyen bir ülke değil, bütün dünyaya söz geçirten bir ülke haline gelmiş.
NATO onun emrinde.
Avrupa'da etkisi var.
Rusya hariç G-7 diye adlandırılan dünyanın en zengin ülkeleri; Japonya, Kanada, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya'nın da sözcüsü. Dolayısıyla bu dünyanın sürükleyicisi ülke Türkiye'nin etrafını çevirmiş komşuları Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Ermenistan, Bulgaristan'la "bir dostluk çemberi" oluşmasına katkıda bulunabilir. Türk Ordusu bir savaş uçağını satar, Yunan Ordusu da bir savaş uçağını satar, Suriye Ordusu, Irak Ordusu, İran Ordusu, Ermeni Ordusu, Azeri Ordusu, Bulgar Ordusu da birer savaş uçaklarını satarlar. Bir fon kurarlar. Bu fonla Ortadoğu'da, Kafkaslar'da, Balkanlar'da depremden korunma araştırmaları yaparlar.
Biliyorum alıcı bulamaz.
Bu kadar uçağı alan çıkmaz.
Fakat sadece simge olarak..
Dünyanın sürükleyicisi ve söz geçiricisi ABD isterse Ortadoğu, Kafkasya ve Balkan ülkelerinin parayı daha çok silaha yatırmak yerine daha çok kalkınmaya ayıracakları merkezinde Türkiye olan bir Ortadoğu Dostluk Çemberi oluşturulabilir. Türkiye sadaka istemek yerine böyle bir stratejinin takipçisi ülke olduğunu Clinton'a söyleyebilirdi. En iyi iktisatçılardan biri olan Ege Cansen'in yaptığı hesaba göre, Türklerin yurt içinde ve yurt dışındaki bankalarda toplam 105 milyar dolar parasal tasaruffu var. Türkler bunun yüzde 5'ini deprem yarasının sarılması için bağışlarsa 5 milyar 250 milyon dolar eder. Bu parayla depremin yarası üç defa onarılır. Ne gerek var ABD'den sadaka istemeye...
Türkiye güçlü ülke...
ABD sadakasına ihtiyacı yok.
Her şeyi var.
Bifteği de var.
Onu pişirecek ateşi de.