kapat

29.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Bilme hakkı..

Yıllardan beri Türkiye'de bir "demokratikleşme" söylemidir sürer.. Sade vatandaş da bunun ne anlama geldiğini anlayamaz.

Demokratikleşme, hukukun güvencesindeki özgürlükleri kazanma yürüyüşüdür.

Halkın bilme ve öğrenme hakkına saygıdır..

Temiz toplumdur.. Halkını suçtan ve suçludan koruyan devlet etkinliğidir..

Hukuka dayalı otoritesi ile halkını koruyan bir devlete sahip olabilseydik 45 gün sonra deprem bölgesinde hâlâ acı çeken vatandaşlar olmazdı.

Cezaevlerinde katliamlar yaşanmazdı.

Katilleri, hırsızları, çeteleri, mafyayı, devlet soyguncularını affeden bir yasayı, hiçbir güç meclisten çıkartamazdı.

.. Ve Ecevit'in "bu durumda" Amerika'ya gitmesi bir şekilde önlenirdi.

Ecevit son seçime, hiçbir sağlık sorunu olmadığı güvencesini halka vererek girdi.

Daha sonra ortaya çıkan şüphe çekici görüntüler ve olaylar, Ecevit'in hak ettiği saygınlığın hatırına ve devlete saygı adına görmezlikten gelindi.

Bunda hepimizin kusuru var..
Ulusal menfaatin söz konusu olduğu sınır çizgisinde, hiç kimsenin kişisel takdir hakkı olamaz. Bu kural, bizim için olduğu kadar bizzat Ecevit için de geçerlidir.

Başbakan'ın unutkanlığına ait olaylar, Amerika'ya hareketinden önce yaptığı talihsiz "30 Ağustos kutlaması" ile artık gizlenemez hale geldi. Ama iş işten geçmişti.

Şimdi Ecevit'in tarihi önem taşıyan ziyaretini, bu önemli sorumluluğu taşıyacak durumda olup olmadığı konusundaki şüphelerin tedirginliği içinde izliyoruz.

Böyle bir şüphenin gölgesini milletin içine ve Türkiye'nin dış itibarına düşürmek kimsenin hakkı olamaz.

Kişisel bir sağlık sorunu, sadece demokratik olmayan bir toplumda devlet sorunu haline gelebilir. Demokratikleşme, Anayasa değişikliğinden önce işte bu yüzden ulusal boyutta bir zihniyet değişikliği gerektiriyor.

Ecevit'e ne olduğunu bilmek hakkımız.

Bu bilgi yalnız milletin ve devletin değil, Ecevit'in de menfaatidir!

Ya devlet başa..

Neresi sallansa enkaz oluyor.

Her enkazın altından devlet çıkıyor..

Cezaevlerinde peş peşe yaşanan iki katliam, vahim bir çöküşün habercisidir.

Bu devlet, cezaevlerini mafyaya ve terör örgütlerine terk edecek kadar zavallı mı?

Cinayet davalarında uzmanlaşmış bir avukat olan Kemal Kumkumoğlu, Neşe Düzel'e dehşet verici şeyler söyledi:

"Trilyonların cezaevinde durmasına herkes yardım ediyor. Paralar orada dursun, bana da pay düşsün diyor.."

"Bu kadar silahı, telefonu, uyuşturucuyu cezaevine sokmak, bir kaç kişinin yapabileceği iş değil. Yüksek düzeyde bir katılım var.. Rant sadece cezaevinde değil, cezaevinin dışında da bölüşülüyor.."

"MİT, Bayrampaşa olayını istese çözer, ama birileri dokunma diyor.."

Bakan koltuklarında yakınan, ağlaşan iktidarsızlardan bıktık.. Bu pislikten usandık.

Artık bahane istemiyoruz..

Artık bu utanç verici durumdan kurtulmak istiyoruz. Unutmayalım:

"Ya devlet başa ya kuzgun leşe!"

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır