Ah Taffarel ah. O kırmızı kart görmeseydin de gol yeseydin ne olurdu? G.Saray öyle bir futbol oynuyordu ki, yediği golü fazlasıyla çıkaracak durumdaydı. 89. dakika olur anlarım. Sen kırmızı kart görsen de G.Saray işi bitiriyordur anlarım. Dünyanın hala futbol oynayan kalecilerinin belki de en tecrübelisi böyle bir hatayı nasıl yapar. İnsanın ne aklı alıyor ne havsalası... Bir anda G.Saray'ın gücünü neredeyse yarı yarıya düşürdü. Takım 10 kişiye düştü, yedek kaleciye düştü ve çok iyi oynayan bir forvet oyuncusu Arif oyunun dışına düştü. Bir tek hatayla bir takıma bu kadar zarar verilebilir mi?
Terim, "Çok bireysel hata yapıyoruz" diyordu. Ama böylesini herhalde o da tahmin etmiyordu.
35 dakika G.Saray seyrine doyulmaz bir futbol oynadı. Son yıllardaki en güzel maçını oynadı. Terim'in dörtlü savunması bu defa pozisyona göre kademeye girerek, zaman zaman Popescu'yu zaman zaman Capone'yi savunmada libero olarak kullanıyor, orta alandaki dört adam Hakan'ın da katılımıyla müthiş bir pres yapıyor ve oyunun büyük ağırlığı Chelsea sahasında geçiyordu.
G.Saray birbiri ardına gol akını yapıyor, ama gol pası vermedeki özürlülüğü devam ettiği için bu akınların büyük bir bölümü gol pozisyonuna dönüşmeden eriyordu. Buna rağmen Chelsea kalesi önünde çok pozisyon yakaladılar.
Ama G.Saray o kadar güzel oynuyordu ki, inanın kaçan gollere üzülmüyor, "Nasıl olsa atacaklar" diyordum. Böyle bir oyunun golsüz bitmesi mümkün değildi ki... Ve işte o sırada o uğursuz 34. dakika geldi. Savunmamız ilk defa çizgi halinde yakalanınca Taffarel topa çıkış yaptı ve çok yakın pozisyona da geldi. Bir bek gibi müdahale edebilecekken, kaleci gibi yatmaya kalkınca kaynar sular başımıza döküldü. Geri kalan, uzatmalarla beraber 15 dakikada G.Saray'ın moralman hiç değilse biraz çözüleceğini tahmin etmiştik, ama tempolarını hiç bozmadan adeta 11 kişi gibi mükemmel oyunlarını sürdürdüler. Yalnız daha evvel santrada kurdukları savunmayı haklı olarak biraz daha geriye çektiler. Ve biraz daha koşmak zorunda kaldılar.
İkinci yarı kolu kanadı kırılmış G.Saray star mücadelesini sürdürdü. Mehmet kalesinde panter gibi mücadele etti. Ve bana "Keşke başından beri o oynasaydı" dedirtti. Yediği golde de aslında kurtarışını yapmıştı. Savunmanın bir anlık gafleti Petrescu'ya ikinci vuruş fırsatını verdi.
Chelsea'den bir eksiğimiz vardı. Onlar kadar korkusuz rahat şut atamıyorduk. Bir de rakip 18'in önüne rahatça getirirken topu, son paslarda ısrarlı körebe oynar gibi "Ya tutarsa" doldurması yapıyorduk. Tugay'ın Suat'ın sakatlığını bu dakikalarda çok hissettik. Oyun korakora girdiğinde "Kenardan giren Hasan değil de, Saffet olsaydı" diye düşündüm, ama o da İstanbul'daydı.
Dün gece gerçekten Terim'in yerinde olmak istemezdim. Sen bir takımı bu kadar hazırla, bu kadar bile, bu kadar güzel bir taktikle sahaya sür ve aptalca, bin kere söylüyorum aptalca bir hata seni mahkum etsin.
Ben mağlubiyetlere özür aramayı sevmem. Şerefli mağlubiyet sözünü duyduğum zaman tüylerim diken diken olur. Ama dün gece bu deyimi ben kullanıyorum. G.Saray tarihinde hiçbir zaman bu kadar onurlu yenilmemişti.
Önde 3 hesapta 9 puan var. Eldeki tek puana rağmen G.Saray bütün Avrupa'ya mucize gelecek sonucu yaratabilir. Terim ve çocuklarıyla bu gece gurur duydum. Bu gurur ümidimi artırıyor.
Bu iş henüz bitmedi...