Neden mi?
100 kişinin öldüğü, 92 Nevruzu'nda, ordunun örgütlenmeden kaynaklanan hantallığı ortaya çıkmıştı... Türk ordusunun kabiliyeti sınırlı, teknolojisi eskiydi... Bu haliyle 10'ar, 20'şer kişilik gruplar halinde dolaşan militanlarla başetmesi mümkün değildi..
Genelkurmay, orduyu yeniden yapılandırdı. Birlikler küçültüldü, en son teknolojiyle donatılarak, hareket kabiliyetleri arttırıldı. O, hantal yapıdan kısa sürede dünyanın en hızlı hareket edebilen, en modern ordusu doğdu. İşte PKK'yı temizleyerek, Türkiye'yi rahatlatan bu ordu, 92 Nevruz kalkışmasından çıkarılan dersle doğdu..
Marmara depreminde de benzer bir durum ortaya çıktı. Bu kez devletin sivil kesiminin hantallığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sergilendi.
1992'de askeri kesimin yaptığını şimdi sivil bürokrasinin yapması gerekiyor. Yani, yeniden yapılanma. İşte 40 gündür basın bu yüzden çaba sarfediyor. Yoksa kimsenin kimseyle alıp veremediği yok. Kimsenin devleti yıpratmak gibi bir derdi de yok. Olamaz da zaten...
AKUT, dinamizmin, gençliğin, çağdaşlığın, yardımseverliğin, özverinin, toplumsal dayanışmanın, teknolojinin simgesi oldu.. Kızılay ise ne yazık ki köhnemiş yapının, hantallığın, ufuk darlığının temsilcisi olarak ortaya çıktı.. İşte bu nedenle biz "Kızılay'ı AKUT'a bağlayın" dedik.
Bu sözü söylemekle kalmadık. Nuriye Akman 20 yıldır Kızılay'ın başında olan Kemal Demir ile enfes bir söyleşi yaptı. Demir'in yanıtları haklılığımızı bir kez daha tescil ediyordu. Kemal Demir de, kurum da değişmeliydi.
Ancak değişim istemek kuru kuruya lafla olmazdı. Birşeylerin kamuoyunun önüne açık açık sergilenmesi gerekiyordu. Tayvan depremi bulunmaz bir fırsattı. Bu nedenle Tayvan'a AKUT ile birlikte ulaşan ilk gazeteci SABAH'tan Bengüç Özerdem oldu. SABAH bakış açısındaki farklılığını ortaya koydu. Orada binalar zar gibi devrilmiş, bizde ise kum yığınına dönmüştü. Tayvan fotoğraflarıyla Marmara depremini karşılaştırdık. Yazıya gerek yoktu. Bizim müteahhitler binalara demir koymayı unutmuştu..
Deprem, Rasathane Müdürü Ahmet Mete Işıkara'yı kamuoyuna mal etti. Işıkara artçı depremlerle özdeşleştirildi. Ama o da bir insandı. SABAH onun bu yönünü fark eden ve günlerce konuşulan "Mr. Deprem maçta" manşetini atan gazete oldu.
Reformun Kızılay'la sınırlı olmaması gerektiğini Tayfun Hopalı'nın yönetimindeki SABAH Haber Ajansı ortaya koydu. Kaçak banker ile bir Cumhuriyet Savcısı'nın ibret verici telefon sohbeti SABAH'ın manşetiyle tarihe mal oldu..
Biz SABAH ailesi olarak güçlüyüz... Haberde iddialıyız, yorumda iddialıyız, fotoğrafda iddialıyız. Dün böyleydik yarın da böyle olacağız. Bizim bu ülke için söyleyecek sözümüz var. Zirvede devraldığımız bayrağı zirvede tutacağız...