kapat

27.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Ekonomiye iki pencere
Yeni bir IMF sınavı öncesinde iki önemli isimle sohbet ediyoruz. IMF, Bankacılık Üst Kurulu ve ekonominin geleceği başlıca konular... İlk konuğumuz Devlet eski Bakanı Hikmet Uluğbay.

Sizi yeniden sağlıklı bir şekilde görmek çok güzel. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Geldi geçti. Hayat devam ediyor. Bu sıralar bol bol okumaya, araştırmaya fırsat buluyorum.

Ne tür kitapları okuyorsunuz?

Üç dört kitabı aynı anda okuyorum. Birisi, "Creators" isimli bir kitap, dünyaya yön veren önemli şahsiyetlerle ilgili. Bir diğeri Avrupa'da laikliğin gelişmesi ile ilgili. Bir de 1923 yılında Türkiye'de bulunmuş bir İngiliz hanımın gözlemiyle yazılmış kitap var elimde.

Biraz da ekonomi konuşalım isterseniz... IMF, Türkiye'den ayrılırken 2000 yılı enflasyon hedefini değiştirmek gerekmediğini söyledi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Cevap gayet keskin:
Hepimiz bir Alman, bir Hollandalı gibi yaşamak istiyoruz. Elbette hakkımız ancak o ülkelerin insanları bugünkü gönenç düzeyine ulaşmadan önce bir bedel ödediler. Onların 200-300 yılda yaptıklarını biz 60-70 yıla sığdırmaya çalışıyoruz.

Bankalar Kanunu'na çok emek verdiniz. Bankacılık Kurulu'na yönelik bir endişeniz var mı?

Ben, özerk kurulun doğru bir tercih olduğunu savundum. Siyasi otorite önemli bir yetkiden vazgeçiyor. O yetki elinizdeyken adeta bir imparatorsunuz. Başkalarının parasını toplama ve kullanma imtiyazını verdiğiniz kurumları sağlam oluşturmalı ve denetlemelisiniz.

"Şu deprem olmasaydı, tam da ekonomi toparlanıyordu" dediğiniz oldu mu?

Deprem ekonomide sorunları gerçekten ağırlaştırdı ancak üstesinden gelebiliriz. O bölgede 16 bin insanımız hayatını kaybetti. Belki de bunların içinde Türkiye'yi dünya düzeyinde temsil edecek insanlar çıkacaktı. Türkiye kaybettiği varlığını yerine koymak için çok kaynak ayıracak. Bu kaynaklarla ne kadar okul ne kadar fabrika yapılabileceğini de gözardı etmemek lazım.

İkinci konuğumuz Devlet Bakanı Tunca Toskay...

Toskay, IMF ile son tur görüşmelerin merkezinde. IMF Heyeti Başkanı Carlo Cottarelli'nin en fazla etkilendiği bakanlardan.

Ekonomi kurmaylarından dinlediğimize göre Toskay, Cottarelli'ye şunları söylüyor:

"IMF, yıllarca Türk siyasetçisinin verdiği sözleri tutmamasından şikayet etti. Biz, 2000 yılında tutamayacağımız sözler vermek istemiyoruz." Ardından, Cottarelli'ye, Türkiye'nin IMF''den beklentilerini içeren bir de örnek veriyor Toskay:

"Anadolu'da hemen her evin bahçesinde bir tulumba vardır. Yazın bu tulumbalar kurur. Ancak içerden bir kap su getirip dökerseniz, tulumbadan gürül gürül su akmaya başlar. İşte Türkiye, IMF'den bu bir kap suyu bekliyor!"

Bakalım IMF, Türk ekonomisinin kuruyan tulumbasını çalıştırmak için dolar musluklarını açacak mı?

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Bütçe Uzmanı Aranıyor: Maliye Bakanlığı'nın en kritik birimi Bütçe Genel Müdürlüğü'ne uzman aranıyor. Son sınavı kazanan 7 bütçe uzman yardımcısının bir tanesi bile göreve başlamadı. Aylık 175 milyon liraya bütçeyi emanet edecek uzmanı bulunamıyor. Tüm kuruluşların ödenek taleplerini değerlendiren bütçecilerin, "Mum dibini ışıtmaz" misali, çoğu kez kendilerine bile faydası olmuyor.

Insider Trading: Sermaye Piyasası Kurulu, IMF belgesinin sızdırıldığı iddiasıyla başlattığı borsa soruşturmasını son aşamaya getirdi. Raporun bugün yarın çıkması bekleniyor. Soruşturma kapsamının aracı kurumların olmadığı söyleniyor. 2 Temmuz Cuma günü öncesi ve sonrası hafta bazında masaya yatırılıyor. Ekonomi yönetiminde ve siyasette depreme yolaçan olayların perde arkasının SPK raporuna nasıl yansıyacağı merakla bekleniyor.

HAFTANIN SÖZÜ:
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanlığı'nı "askerlik" gibi görüyorum. Görev verilirse kaçmam sözkonusu olamaz.

Zekeriya TEMİZEL

Okan MÜDERRİSOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır