


Tahminlerdeki Türkiye
Perşembe günkü yazımızda dünya ekonomisini ele aldık. 1999 ve 2000 yılları için ana ülke kategorileri itibariyle büyüme hızı tahminlerini açıkladık. Tozpembe olmasa da, genelde dünya ekonomisinden iyi işaretler geldiğini gösterdik.
Temel ekonomik büyüklüklerin bir ila iki yıllık dönem için seyrini tahmin etmek başlı başına bir sektör haline dönüştü. Mali piyasaların gelişmesi ve küreselleşmesi buna çok katkı yaptı. Bunlara "consensus forecast" deniyor.
Kurumsal yatırımcılar, bankalar, büyük şirketler, gelecek hakkında tahmin istiyor. Yüksek enflasyon ve kur riski yüzünden, Türkiye'de sıradan vatandaş bile bu konularla ilgileniyor.
The Economist her ay büyük OECD ülkeleri için tahminleri yayınlıyor. Ayrıntılar ya da diğer ülkeler için danışmanlık şirketleri var. Yüklü abone ücretini ödeyerek, yayınlarını satın almak mümkün.
Bu şirketlerden biri Doğu Avrupa ülkeleri için iki ayda bir tahminleri veriyor. Türkiye bu bölgede kabul ediliyor. Ben de tahmin yapanlar arasındayım. Eylül sayısı iki gün önce elime geçti.
Artan karamsarlık
En ilginci, bu yıl içinde Türkiye hakkındaki tahminlerin seyrini izlemek. Büyüme hızı ile başlamak istiyorum.
Ocak ayındaki beklenti, 1999'da Türkiye ekonomisinin yüzde 1.8 büyüyeceği imiş. Ben büyümeye sıfır demişim. Yüzde 4 öngörenler bile varmış. Mart'ta yapılan tahminde ortalama yüzde 1.5'a gerilemiş. Mayıs'ta ise yüzde 1.3'e.
Haziran'da ilk çeyrek milli gelir hesapları yayınlanınca, düşüş hızlanmış. Temmuz tahmini hala pozitif büyüme ama sadece yüzde 0.1 şeklinde. Eylül'de ise iktisatçılar gerçeği kabul etmeye başlamışlar.
Son tahmine göre, bu yıl milli gelir yüzde 2.2 küçülecek. Benim tahminim gene ortalamanın altında. Yüzde 3.2 küçüleceğini öngörüyorum.
Aynı eğilimi diğer kalemlerde görüyoruz. Örneğin özel tüketim harcamaları için Ocak ayındaki ilk tahmin yüzde 2.2 artış. Eylül'de bu sayı 3.6 puan azalarak - 1.4'e düşmüş.
Yatırım harcamalarında daha da belirgin bir gerileme beklentisi var. Gene Ocak ayında 1999 yılında yatırımların sadece yüzde 1.9 küçüleceği bekleniyormuş. Eylül de ise yatırımların yüzde 6.3 düşeceği tahmin ediliyor.
Bir başka ilginç husus, enflasyon beklentileri. Ocak ayında 1999 yılı ortalama enflasyon beklentisi, TÜFE ve TEFE için sırası ile yüzde 67 ve 59.4 imiş. Eylül'de her ikisinde de küçük de olsa bir gerileme var. Sırası ile yüzde 65 ve 54 öngörülüyor.
Bunun neresi karamsar, enflasyon beklentileri de kırılmış diyebilirsiniz. Ben o kanıda değilim. Ekonomide çok ciddi bir resesyon oluşmasına rağmen enflasyonun hala bu düzeylerde tahmin edilmesini tam tersine karamsarlık işareti kabul ediyorum.
Bazı sonuçlar
Bu sayılardan ne gibi sonuçlar çıkartabiliriz? Bir kaç hususu vurgulamak istiyorum.
Birincisi, iktisatçı camiasının aslında yaşanan resesyonu küçümsediği anlaşılıyor. 1998'in son aylarında ortaya çıkan manzaraya rağmen, yılbaşında büyük çoğunluk aşırı iyimser büyüme tahminleri yapmışlar.
Ondan sonra da, bütün tersine işaretlere rağmen, Türkiye ekonominin şu yada bu şekilde krizi çabuk atlatacağını, tekrar hızlı büyüme temposuna geri döneceğini düşünmüşler. Yanılmışlar.
Buradan, tahmin yapan iktisatçıların ekonominin karşısındaki sorunlara doğru teşhisler koymakta zorlandıkları sonucuna varabiliriz.
Enflasyonda ise tam tersine bir eğilim var. İktisatçılar bir yandan ekonominin küçüleceğine inanmıyorlar. Öte yandan enflasyonun düşeceğine inanmıyorlar. Daha geriye, 1997'ye gidince de aynı eğilimi görüyoruz.
Son bir buçuk yıldır, fiilen gerçekleşen enflasyon daima tahminlerin altında kalıyor. Yani enflasyonun düşebileceğine profesyonel iktisatçılar bile inanmıyor. Bu durumda sokaktaki adam nasıl inanır?