kapat

26.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Şehrimi istiyorum

Fayton geçerken evin camları tıkırdadığında Adapazarlılar, "zelzele" diyorlar. Kamyon geçerken ev sarsılırsa da "deprem..." Bunu; Necati Mert'in, aylık kültür ve edebiyat dergisi "E"ye bir öykü tadında yazdığı yazıdan öğrendim. Necati Mert, önce çocukluğunun Adapazarı'nı anlatıyor ve "Şehrimi istiyorum..." diye feryat ediyor.

Adapazarlı şehrini istiyor...İzmitli şehrini istiyor...Gölcüklü ve Yalovalı da...Necati Mert, şöyle yazıyor:

"Babaannemi görüyorum: Mutfağa iniyor. Elinde başörtüsü. Bir yandan da bana seslenmekte. Bir-iki basamak yukardayım ben. Şaşkınım. Çağrılınca teker yuvar varıyorum yanına. Arka bahçeye dar atıyoruz kendimizi. Çömeliyoruz. "Hareket oldu!" diyor babaannem, "Ama geçti."

Yıl 1950 olmalı.

Biliyorum. Bu hareket Kuzey Anadolu fay hattının kayda değer aktivitelerinden değil.

Değil ama, benim için önemli: Beş-altı yaşlarındayım ve bir sarsıntının fotoğrafını ilk kez çekiyorum.

Fakat sonra alıştım.

Hafızamda kimi dehşetli onlarca fotoğraf var şimdi. Eğer Adapazarlıysanız, 1943'ün hikâyesiyle büyümüş, 1957 zelzelesini, hele 1967'yi yaşamış ve şu son kıyametten de kurtulmuşsanız bundan doğal ne olabilir?

Mesele yaşta mı? Hayır!

Genç bir Adapazarlı için de bu böyledir. Zelzele fikri, onun bile zihninde, Vilayet'in önündeki çınar gibi hep ayakta ve onun kadar büyüktür.

Neden?

1967'in hatırasını canlı tutmak için dikildi çünkü o çınar."

Necati Mert, daha sonra Adapazarlı'nın "deprem" yerine "zelzele" sözcüğünü kullandığını belirtiyor.

Niçin deprem değil de zelzele?

Çünkü zelzelenin sesi duyuluyor.

Depremin ise kendisi..

Fayton tıngırtısı zelzele..

Kamyon sarsıntısı deprem...

Son felaket ise genç öykü yazarı Necati Mert'i uykuda yakalıyor ve "Dehşet bir şey!" diyerek şöyle yazıyor:

"Ama ne diyebilirim. Ben bu şehrin evladıyım. Orada okudum, orada sevdim. Kavgaya orada başladım. Ben yine orada yaşamak, günü geldiğinde de dedem gibi, babaannem gibi orada yatmak istiyorum.

Adapazarı'na sonradan gelenler bunları anlamaz. Onlara göre Adapazarı birinci derece zelzele bölgesi.

Tamam! Amenna! Ama, bu, yeni bir şey değil ki. Biz kökten Adapazarlılar, evlerimiz iki-üç katlıyken burada korkmadan yaşadık. Adapazarı, göçleri almasıyla korkulur şehir oldu."

"Adı şimdi Bağlar olan mahalledeki o eski bağları söküp iskâna açanlar o günlerin, şehri "can pazarı" haline getirenler şu on, on beş, bilemedin yirmi yılın, birinci sınıf tarım arazilerini organize sanayi bölgeleri marifetiyle köylüden alıp İstanbul'a sığamamış sanayicilere devrederek şehrin yükünü arttıranlar da bugünün efendileri değil mi?

En az 35 kilometre öteye taşınmış bir şehir, artık bizim şehrimiz olur mu?"

Ve feryadını şöyle noktalıyor:

"İsteyen istediği yere gidebilir. Yıkılmış yerler bile iyileştirilerek o eski ve asil kimliğine kavuşturulabilir, buna inanıyorum. Yeter ki toprağın bizden ne istediğini bilelim. Bizim fazla kazançta gözümüz yok. Biz şehrimizde yaşamak istiyoruz sadece..."

Böyle bitiyor yazı...

Adapazarlı şehrini istiyor..

İzmitli de şehrini istiyor...

Yalovalı da...

Yeni bir kent bilinci ile...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır