Süper Güç Amerika'ya, atalarımızın süper gücü temsil ettiği dönemde iktidarını nasıl kullandığını gösteren tarihi bir belge..
Bu belge Bosna savaşından sonra Fojnica'daki bir Katolik manastırında bulundu.
Bosna'nın fethinden sonra 28 Mayıs 1463 tarihinde çıkan ferman, Fatih Sultan Mehmet'in Bosna rahiplerini koruyan şu iradesini belgeliyor:
"Bu kişilerin yaşadıkları yerlere ve kiliselere kimse mani olmayacak, sıkıntı vermeyecek ve herkes yerinde kalacaktır... Hiç kimse bu kişilere, canlarına, mallarına ve kiliselerine taarruz etmeyecek, onları incitmeyecek, yabancıların buraya yerleşmek üzere gelmelerine karşı çıkmayacaktır."
Amerika'nın keşfinden 29, Fransız ihtilâlinden 326 ve 1948 tarihli Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi'nden 485 yıl önce uygulamaya konulan bu irade, bizim için haklı bir övünç ve gurur kaynağıdır.
Clinton'a gollük pas..
Ferman, Avrupa'da engizisyonun din adına milyonlarca insanı yakıp keserken Türk'ün gücünü, inanç özgürlüğünü güvence altına almak için kullandığını gösteriyor.
Hediyeyi kabul eden Clinton'ın, diplomatik ifadelerin ambalajına saracağı sözlerle "Modern Türkiye de atalarına layık olmanın erdemini göstermelidir" anlamına gelecek bir karşılık vermesi beklenmelidir.
Buna hazırlıklı olunmalıdır.
Çünkü bu fermana, Rum Ortodoks Kilisesi ile birlikte laik cumhuriyete karşı olan İslamcı çevreler de sahip çıktılar.
Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nu yeniden açtırmak isteyen Kilise, Amerika'daki Yunan lobisinin baskısı ile Clinton'ı bu talebin sözcüsü olmaya ikna etmiştir.
Başkan Clinton, Fatih'in fermanını "gollük bir pas" olarak değerlendirmek isterse Ecevit cevabını şimdiden hazırlamalıdır.
Egemenliği deldirmek..
Heybeliada'da Ortodoks din adamı yetiştiren bu okulu Türkiye kapatmadı.
Bugün de "açılmasın" demiyor.
Okulu, Kıbrıs harekâtını protesto etmek için o tarihte Kilise kapattı.
Şimdi ise yeniden açarken Türkiye Cumhuriyeti yasaları tarafından denetlenmeyen bir bağımsızlık talep ediyor.
Geçmişte bu okul Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetiminde idi, şimdi ne bu otoriteyi kabul ediyor, ne YÖK'e bağlanmak istiyor.
"Eğitim programımıza ve harcamalarımıza Türkiye karışmasın" deniyor.
Hükümet, laik cumhuriyetin hukuku tarafından denetlenmeyen bir din okulunun varlığını kabul edemez.
Çünkü bu egemenlik hakkından vazgeçmek anlamına gelir. Ayrıca, ülkedeki radikal İslami çevrelerle onları destekleyen rejimlerin de hak iddialarına, en azından kışkırtıcı çabalarına kapıları ardına kadar açmak olur.
Ecevit, gelecek hamleyi ve onu göğüsleyecek kendi karşı hamlesini şimdiden iyi planlamalıdır..