ÇÜNKÜ, banliyö trenlerindeki sahipsizlik, bakımsızlık, pislik son zamanlarda çığrından çıkmış. Rötarlar öylesine alıp başını gitmiş ki, bir banliyö treninin vaktinde gelmesini vatandaş artık mucize olarak kabul ediyor. Trenler öyle birkaç dakika filan değil yarım saatlik, bir saatlik rötarlar yapıyor. Geceleri geç saatlerde yolculuk etmenin ise Hazreti Hamza cesareti gerektirdiği söyleniyor. Çünkü yolcu, tren çetelerine karşı tamamen "Allah'a emanet"miş; önlem sıfırmış. Bu yüzden 21.00'den sonraki seferler ıssızlaşmış.
SON zamanlarda gişe görevlilerinin ilgisizliğinden ve kabalığından yakınmalar da artıyor. Pendik taraflarında oturan bir tanıdık anlattı:
"BEN işe Kaynarca istasyonundan trenle gidip geliyorum. Bilet ücreti 200 bin lira. Geçen gün 500 bin lira verip bir bilet istedim, memur biletle beraber para üstü olarak 200 bin lira uzattı. 100 bin lira eksik verdiğini kuyruktan çıktıktan sona farkettim. Bütün iyiniyetimle 'Dalgınlıktır, olabilir. Adam meşgul; kalsın' diye düşündüm. Bu sırada, gişenin önünde bir gürültü koptu. Baktım, gişeci bir hanımla tartışıyor. Kadın 1 milyon lira verip 3 bilet istemiş. Gişeci para üstü olarak 400 bin yerine 300 bin lira verince, 100 bin lira daha vermesi gerektiğini hatırlatmış. Vay efendim, sen misin hatırlatan! Gişeci '100 bin lira için gişeyi meşgul etmeye ne hakkın var! Bozuk verseydin! Sizinle mi uğraşacağız!' diye öyle bir bağırıyor ki, yer yerinden oynuyor. Bunun üzerine ben de işe karıştım, 'Buraya bak, demin aynısını bana da yaptın, para üstünü 100 bin lira eksik verdin. Ben de 100 bin liramı istiyorum. Terbiyesizlik etme, vatandaşa saygılı ol' diye çıkıştım. Tepkinin büyüyeceğini anlayınca yelkenleri indirdi. Ama hepimizin sinirini de ayağa kaldırdı."
İŞTE laçkalaşmanın bir başka boyutu; gişedeki personel bile derebeyi gibi başına buyruk davranmaya başlamış.
DURUM böyle olunca, devir işlemlerinin hızlandırılmasında yarar olduğu ortaya çıkıyor.